Yazarlar

Taceddin Kutay

Taceddin Kutay

Bir börk bizi mesuliyetten kurtarmaz

Taceddin Kutay tüm yazıları

B.

Karşı karşıya olduğumuz büyük bir krizdir ve biz bu krizle başa çıkmakta zorlanıyoruz.

Bir şekilde ülkemizde bulunan mülteciler, geçici sığınmacılar, kaçak göçmenler şıpın işi kapının önüne konur; bununla ilgili bir sıkıntımız yok. Neticede bahsettiğiniz ülke Türkiye Cumhuriyeti'dir. Nelere muktedir olduğunu hepimiz biliriz.

Peki sonra ne olacak?

Karşı karşıya olduğumuz bir kültürel istila, işgal, köksüzleştirme ve millet olmaktan çıkarma tasallutudur.

Bir akıl, bizi millet olma özelliğimizden mahrum bırakmak ve alttan gelen nesilleri milletimizin bir parçası kılmamak için canla başla çalışıyor; dâhili ve harici bedhahlar bunun için hayırlı bir işe koşturuyormuşçasına cansiperane mücadele ediyor.

Yeni bir toplumsal sözleşme ile gelinmiyor, aksine keyfemayeşa bir düzensizlik ve toplumsal kaos öneriliyor gençlerimize.

Bunalımda olmak, ümitsiz olmak moda. Herhangi bir geleneksel kalıba girmek ayıp.

Buna karşı durması gereken, muhafazakar olarak tanımlanan -gerçi muhafazakâr sözcüğünü kullananların yüzde doksan dokuz üç çeyreği yanlış anlamda kullanıyor bu mefhumu- kitle de kendi kaosundan bihaber.

Asıl kriz muhafazakârların kendi kökünden kopmuş olması krizidir. Hayali bir Türklük, hayali bir gelenek tasavvur ediliyor ve gençlerimize bu muhayyel şey öneriliyor.

Bir şeyin geleneksel olmasının en temel şartı temadi etmesi, devamlı olmasıdır. Bu hususa daha evvel bir vesileyle değinmiştim.

Tarihin bir noktasında vuku bulmuş, ancak devam ederek bize aktarılmamış olan şeyler mitosa dönüşmüştür; geleneğimizin bir parçası değildir.

Ancak muhafazakârlarımız, mevcut geleneklerimizden, mer'i ananelerimizden razı değiller, hoşnut değiller hatta utanıyorlar bile bir kısmından.

Oysa bir parça mürekkep yalamışlık sosuyla birleşince ne kadar güzel, ne kadar tatbik edilebilir, ne kadar aşırılıktan uzaktır bizim ölçümüz, örfümüz, ananemiz.

Geçenlerde bir cemiyette bir hoca efendi ellerini kaldırdı dua etmek için ve ben maalesef sinirlenerek, münkariz olarak çıktım o cemiyetten. "Ol deyince olduran vb." şeklinde bir duaya başladı hoca ve ben biliyordum ki bu dua, bir muhterem hoca efendiden öğrendiği dua değil, bir film senaristinin tertip ettiği bir dua idi.

Elbette güzel bir dua hiç itirazım yok. Ancak mektepte medresede hoca efendilerin dizinin dibinde öğrendiği Kur'an-ı Kerim duaları, hadis-i şerif niyazları, evliyanın yakarışları, tazarruları dururken bir film repliği ile dua etmek bir hocanın işi değildir. Avam-ı nas yapsın bunu.

Kimlik oluşturma zeminimizi sinema perdesi olarak tespit edecek olursak, elbette biz de iyi işler yapıyoruz, ancak bizi istila etmek niyetinde olanlar bizden çok daha güçlüler bu konuda. Gençlerimize hakikat aktaracak yer olarak film replikleri, senaryolar önerilir mi Allah aşkına?

Memleketteki bütün yabancıları kapının önüne koysak, gençlerimize anlatacak bir Türklük, bir Anadolululuk, bir Rumelilik anlatımız mı var ki bütün krizimizi ülkedeki yabancılar zannediyoruz? Hem bu yabancılardan şikayet edenlerin kaçta kaçı millet olma ile ilgili en temel olmazsa olmazlarımıza sahip?

Seksen şikayetten bir tiryak çıkmaz demiş eskiler. Günler geceler, sabahlara kadar mızmızlansan bir yaraya merhem üretemezsin.

Ve ben böyle bir durumda ötekine, diğerine, benden olmayana kızmayı bırakalı çok oldu. Ben benden olana, benimkine kızıyorum. Yahu, sen sen olmaktan, bizden olmaktan razı ol ve utanma. Geleneklerimize sahip çık, utanma! Hayali altın dönemlerin peşinden koşarak, cihangir ecdadın destanlarını hayallerinde yaşatarak sağda solda dolaşma. Kafanda o börk denilen takkeyi takınca bir hayır himmet çıkacağını umma!

Fıkaraya hizmet, mazluma himmet et ve anandan babandan, atandan dedenden ne gördüysen o şekilde konu komşuyu razı et, hoşnut et, memnun et! Gençlere, çoluk-çocuğa "ayıptır, günahtır"ı anlat. Yolda yürüme adabından bahset, selam vermeyi, bir cemiyete girdiğinde nasıl davranacağını ve bunun gibi mitoslar da bulunamayacak ancak gündelik hayatta su gibi ekmek gibi lazım olan onlarca şeyden haberdar et ve hamiyetini bunlara sarf et.

"Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât / Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde" diyen Ziya Paşa'yı düşün. Hanemizdeki evladımız gidiyor, gözümüz Keşmir'de... Yapmayın erenler. Cihana Türk lazımsa, o da sizsiniz. Sizden başka yok. Emeliniz civarınız olsun, afaka bakıp hülyalanmak şu demde bize lüks. Yerim bitti derdim, gamım daha çok.

Vesselam

Taceddin Kutay Diğer Yazıları