Yazarlar

Taceddin Kutay

Taceddin Kutay

Babacan'ın çıkışının iki belirleyicisi

Taceddin Kutay tüm yazıları

B.

Ali Babacan dün bir tivit attı ve bir anda tüm dikkatleri üstüne çekmeyi başardı.

"Demokrasi ve Atılım Partisi, önümüzdeki seçimlere kendi adıyla, kendi şanıyla, kendi logosuyla girme kararını almıştır. Ülkemiz için, demokrasimiz için hayırlı olsun."

Akabinde çeşitli tepkiler geldi. Benim en çok ilgimi çeken tepki, sevgili Barış Yarkadaş'ın attığı tivitti. Yarkadaş, Ali Babacan'ın bu hamlesiyle CHP seçmenini büyük bir zahmetten kurtardığı kanaatini beyan ediyordu. Doğal olarak iki soru aklıma geldi bu tepki üzerine. İlkin, Ahmet Davutoğlu'na ve Temel Karamollaoğlu'na karşı da bir ima içeren bir yorum olduğunu düşündüm bunun. CHP içinden doğal olarak yükselen "siz de yavaş yavaş gitseniz" şeklindeki bir temenninin dışavurumu olabilirdi elbette bu söz. İkinci olarak ise, HDP ile bu kadar yakınlaşmanın ve Sezgin Tanrıkulu gibi figürlerin gündem belirlemesinin yol açmadığı yük, eğer Ali Babacan ile yakınlaşma neticesinde meydana geliyorsa, bu zaten mümkün olmayan bir siyasi birlikteliğe işaret ediyor demektir. Zira kimlik ve kültür siyaseti, sandığımızdan daha belirleyici bir hal almıştır altılı masada.

Genel resme baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: CHP içinde Kemal Kılıçdaroğlu haricinde hiç kimsenin desteklemediği "listelerimizde DEVA ve Gelecek Partisi adaylarına yer verelim" fikri var. Ancak CHP'nin önde gelen isimlerinin en önemli çekincesi, böyle bir durumda teşkilatları nasıl çalıştıracakları sorusu. Yani çıkıp da, Ahmet Davutoğlu posterini asmasını isteyeceği bir gencin bunu yapmasını hangi motivasyon ile sağlayacak bir teşkilat başkanı? Bu önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Öte yandan bu durum mezkur partiler için de büyük bir sorun teşkil ediyor. Henüz ilk seçimlerine CHP ve İYİ Parti listelerinden aday olarak girmeleri halinde seçmene bunun izahını nasıl yapacaklarını şimdiden sorguluyor DEVA Partisi'nin önde gelen isimleri. Bu partiyi neden kurdunuz sorusuna bir cevap veremeyecek olmaları açıkçası ürkütüyor Babacan ve ekibini. Dolayısıyla listelerde yer almak benzeri bir durumun olması pek muhtemel gözükmüyor.

Buna ilaveten Babacan'ın çıkışında, bu bahsetmiş olduğumuz şartların çok ötesinde birtakım amillerin etkili olması da oldukça mümkün. Gezi Davası'nın karar duruşmasından yalnızca bir gün sonra; Kılıçdaroğlu kavga çağrısı yapmışken böyle bir karara varmış olmak doğrusu bizleri başka bir düşünceye sevk ediyor.

Kavala'nın müebbet hapis cezası alması, Batı'dan gelen tepkiler ve Duran Kalkan'ın şehirlere yönelik terör saldırısı tehdidi, önümüzdeki dönemde Türkiye gündeminin marjinal eğilimler tarafından daha fazla belirlenebileceği ihtimalini akla yakın kılıyor. Böyle bir durumda faturayı bölüşmek istemeyen bir siyasal akıl elbette kendisini faturanın direkt muhatabı olacak olan millet ittifakından ayrıştırıyor.

Yani aslında Akşener'in yapması gereken hamleyi daha erken davranarak Babacan yapmış oluyor. Büyük oranda HDP'ye kesilmesi muhtemel bir faturadan, hattan uzaklaşarak emin olmak ve böylesi bir durumda Millet İttifakı'na yönelik oluşacak tepki oylarını da kendisine çekmek bu stratejinin en önemli parçası gibi duruyor.

Taceddin Kutay Diğer Yazıları