Yazarlar

Vedat Bilgin

Vedat Bilgin

vedat.bilgin@aksam.com.tr

Ekonomide neler olabilir?

Vedat Bilgin tüm yazıları

İktisat, sosyal bilimler içerisinde tahmin gücü nispeten gelişmiş bir bilim olduğu halde öngörülerinde yanıldığı sıkça rastlanan bir durumdur. Zaten tersi olsaydı dünyanın en zengin adamları herhalde iktisatçılar olurdu. Ekonomik analizler neticesi yapılan tahminler, belli varsayımlar altında geçerli sonuçları vermektedir ki bunun bütün sosyal bilimler için söz konusu olduğunu hatırlamak gerekir. 

“Sosyal bilimlerin öngörülerinin kesinlikten uzak olduğunu söylemek, onların eğilimleri tespit ettiğini ifade etmek, yapılan tahminlerin değerini azaltmayıp, aksine kolay elde edilmeyen kıymetli bilgiler olduğuna işaret eder.  ‘Ekonomi battı-batıyor’ diyenlerin varsayımları, verileri analiz yöntemiyle; ‘ekonomi gelişmeye devam ediyor, sorunları aşarak ilerleyecek’ diyenlerin tahmin ve yorumlarının farklılaşması anlaşılabilir bir durumdur fakat ekonomik verileri keyfi bir biçimde kullanarak, istedikleri sonuçlara varmak isteyenlerin kendilerini haklılaştırmak için çarpıtması sıkça görülen bir durumdur.”  

BİLİM VE KANAAT 

O halde bilimsel yorum farkıyla, bilimdışı bir mantıkla verileri saptırarak kullanmak arasındaki farkı birbirine karıştırmamak lazımdır. Burada bakılması gereken yer bir ekonominin bilimsel olarak hangi parametreler ekseninde karşılaştırılmalı olarak analiz edilmesiyle ilgilidir. 

Bunlar, Gayri Safi Milli Hasıla’nın yıllar itibariyle nasıl seyrettiği, milli gelirdeki artış hızı, milli gelirin toplam borçlara oranı, hane halkı borçluluk oranı, faiz oranları, faiz dışı fazla, enflasyon oranı, dış borçların milli gelirdeki payı, istihdam durumu, işsizlik oranları, üretim kapasitesindeki artış, kapasite kullanım oranları, yatırım oranları, verimlilik, kârlılık oranları yabancı sermaye girişi ve toplam yabancı sermaye içinde sabit sermaye yatırımlarının payı gibi birçok kriter, dünya ortalamalarıyla birlikte, gelişmiş ülke ve gelişmekte olan ülke değerleriyle mukayeseli bir biçimde analize dahil edildiğinde ancak bilimsel gerçekçi bir durum tespiti yapılabilir. 

Böyle bir durum tespiti yapmadan, tabloyu ekonominin analitik çerçevesi içinde ortaya koymadan eleştirel yorum yapmaya kalkmak olsa olsa önyargılara dayalı bir kanaat ortaya koymak anlamına gelir ki bugün yaşanılan sıkıntılardan, sorunlardan kara bir tablo çizmeye çalışanların yaptığı da budur. Oysa buradan kalkarak eleştirel bir tavır geliştirmek, hele hele alternatif bir iktisat politikası önermek dahi mümkün değildir. 

YÜKSELİŞ VE DÜŞÜŞ 

“Ünlü İktisatçı M. Desai ‘ekonomide yükseliş süresi uzadıkça insanların bunun hiç bitmeyeceğini neredeyse sonsuza kadar süreceği fikrine kapıldıklarını’ söyler. Yükseliş süresi artıp, uzadıkça da bunun ne zaman ya da ne kadar bir süre sonra bitmesini tahmin etmenin zorlaştığını oysa ‘süre uzadıkça sona doğru gelme ihtimalinin arttığını’ ifade etmektedir.” 

Bugün, Türk ekonomisinin uzun bir yükseliş döneminden sonra, dışardan yönetilen bir saldırının organizasyonuyla, etkisiyle bazı sorunlar yaşamakta olması, yeni bir yükseliş dönemine geçişin şartlarını hazırlamaktadır ki bunun temel şartı yerli üretim merkezli yeni bir sanayileşmeyi/büyümeyi merkeze alan dönüşümü gerçekleştirmekten geçmektedir. Bunun mümkün olduğunu ortaya koymak gerekir. 

Vedat Bilgin Diğer Yazıları