Yazarlar

Taceddin Kutay

Taceddin Kutay

Zordur bize büyük olmak

Taceddin Kutay tüm yazıları

Toplumun geniş kesimlerince sevilen büyük bir zat olmanın kendince zorlukları var elbette.

Bahusus günümüz Türkiye'sinde yaşayan ve misli giderek azalan o devr-i kadim efendilerinin kendilerine mahsus dertleri, tasaları vardır. Bizzat işittiklerim de vardır. Nicelerinin bir nigâh için heveskar şekilde civarlarında dolandığı o zevatın, öyle zannederim en büyük hicran kaynağı yalnızlık hissidir.

Bir ehl-i dil bulsalar da içlerini dökseler... Eski zaman şehirlerinde yaşamıyoruz ki, evin bahçesindeki kuyuya varsalar da ona bağırsalar...

Bir dost cenazesinin akabinde "Azıcık daha dursaydın olmaz mıydı be adam?" diye hayıflanan bir büyük zat gözü gördü gözlerim. Ne hazindi, görseniz.

Bu zevatı el üstünde tutmalı, şüphe yok. Velakin bu el üstünde tutma suretiyle ortaya çıkan bir suiistimal bu zevat-ı zevil-ihtiramın çokça imtihanı oluyor.

Maalesef.

Evladı yaşındaki, evladının evladı yaşındaki hayranlarının "hocam" hitabı ile kendilerine yaklaşırken, hizmetlerini görmek kaygısından başka kaygılar taşıdığına şahidizdir.

Sinn-i kemale erdikten sonra bu büyüklerin nicesini sağda solda gezdirdiklerine de şahit olmuşuzdur.

Onlar namına konuşmak, onlar adına hareket etmekten hazer etmediklerine de şahitlik ettik.

Ve her göçen büyüğümüzün ardından nice evlad-ı manevinin çıktığına ve bunların, büyüklerin maddi-manevi mirasına sahip çıktıklarına da şehadet edenimiz pek çoktur.

Hizmetin gördüğümüz izzet yeter diyerek, o hizmetin gerektirdiği mahfiyeti ortaya koymak yerine, büyüğüne yakın olmayı kartvizit yapan nicelerinden artık bizarım.

Hiçbir büyüğün hayrulhalefliği iddiasına saygım kalmadı. Saygımın kalmaması, bu hayrülhaleflerin üzülerek izlediğimiz suiistimaller sebebiyledir.

Musallada hüsn-ü şehadet bekleyen büyüğünü manen muazzeb edenleri görmekle de bizarım.

Daha ayıbı, özel hayatına şahitlik ettikleri büyüklerin hal-i hususiyelerini sağda solda, ehil-naehil kulaklara anlatanlara, yani dedikodusunu yapanlara ne demeli? Hasbelbeşeriye, her fani gibi kusurlar edermiş, kabahatleri olurmuş, ne günahları varmış... Varmış. Sana ne bize ne?

Tenezzül edip de seni yanına almakla, sağda solda kendisini zemmedecek bir Frankenstein yarattığını bilememiş adamcağız.

Tenezzül edip bizleri de kendilerine mücavir kılan büyüklerimiz vardır. "Velinimetim hocam efendim" demekten başka bir söz sadır olursa bendenizden bu büyüklerimiz hakkında, çok rica ederim hak etmediğim iftiraları da kuyruğuma takıp izzetimi, şerefimi payimal ediniz.

Bu bahis bu kadar.

ERDOĞAN'DAN NEDEN OLUR BUNLARDAN NEDEN OLMAZ?

Geçen hafta çıktı Erdoğan, masaya yumruğunu vurdu döviz çakıldı.

Akabinde stokçuluk hakkında konuştu.

Memur maaşlarından, asgari ücretten bahsetti.

Durmuş Yılmaz'ı mahcup etti.

Gaziantep'te köpek saldırısına uğrayan yavrumuza değindi. Başıboş köpeklerle ilgili belediyeleri uyardı. "Beyaz Türkler köpeklerine sahip çıksın" dedi.

Bir aydır TÜİK basmaktan, TÜSİAD'ı mobilize etmeye kadar yapmadığı kalmayan Kılıçdaroğlu'nu adeta taca attı.

Kılıçdaroğlu neden bahsetti? "Demirtaş neden içeride?" dedi.

Hal böyle olunca görmüş olduk, memlekette bir tek siyasetçinin var olduğunu, haricinde kalanların o siyasetçinin belirlediği gündem hakkında yorum yapmaktan başka bir şey yapamadıklarını.

Bu durum Ak Parti'ye de bir gerçeği gösterdi. Vatandaş CHP'nin HDP güdümündeki siyasetinden zaten haberdar. Kimseyi daha fazla ikna etmenin âlemi yoktur. CHP'ye destek verecek olanlar, bu saatten sonra bunu bilerek bu desteği verecekler. Bu konuyu sürekli gündemde tutarak varılacak bir menzil olmadığını, halkın gerçek gündeminden bahisle seçmenin desteğini almanın mümkün olduğunu bu süreç ispat etmiş oldu.

Taceddin Kutay Diğer Yazıları