Yazarlar

Taceddin Kutay

Taceddin Kutay

Zana senaryosu yeniden çekiliyor

Taceddin Kutay tüm yazıları

B. 2023 seçimlerinde Doğu seçmeninin belirleyici rol oynayacağı herkesin malumu.

Megri megri, Habur vb söylemler ile bu belirleyiciliğe sırtını uzun yıllar dönmüş olan CHP siyaseti, Kılıçdaroğlu'na biçilen rol üzerinden nihayet Kürt oylarını hatırladı. O küçümsenen, yok farz edilen Kürt oylarını...

Esasen CHP siyaseti bu konuda bir zikzak ortaya koyuyor. Zira, Meclis'te Ali Rıza Septioğlu'na zor anlar yaşatan ve soğuk soğuk terler dökmesine sebep olan Kürtçe çıkışı, o dönemin SHP milletvekillerince yapılmıştı. Leyla Zana ve arkadaşlarınca...

Neyse efendim, derken derenin altından bir miktar su aktı, SHP tarihi oldu, CHP kuruldu ve Baykal'ın CHP'si Kürtleri unuttu. Yer yer vulgar bir milliyetçilik şovuna dönüşen garip bir ulusalcılık ile Kürt realitesini reddetti...

Ve yine neyse efendim, köprü bu ya, altından sular akmaya devam ediyor; yine altından bir miktar su aktı ve Baykal'ın yerine CHP'nin başına gelen Kılıçdaroğlu, ulusalcı politika nedir unuttu, ulus kavramına yabancılaştı.

Bakmayın kavramı tekrar edip durduğuna. Kılıçdaroğlu genel olarak hilafına çalıştığı her kavramı bir şekilde kucaklamayı başarıyor.

Bu da onun siyasal başarısı...

Gün sonunda Kılıçdaroğlu Baykal CHP'sini 180 derece farklı bir istikamete sevk ederken, yeniden 80'lerin retoriğine sahip çıktı ve gözünü Kürt oylarına dikti. Neticede hedef 50 artı 1'dir. Anlarız.

HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer'in Meclis kürsüsünde Kürtçe konuşması ve bu konuşmaya MHP milletvekillerinin tepki göstermesi... Kabak tadı vermedi mi?

35 yıl sonra yine Meclis kürsüsü, yine Kürtçe, yine benzer tartışmalar.

Elbette aynı yoğunlukta değil, zira Erdoğan Kürtçeyi bir tabu olmaktan çıkaralı çok oldu.

Sanki bu dönüşüm hiç gerçekleşmemiş ve hastanede, adliyede vesaire yerlerde Kürtçe konuşulduğunda halen 80'lerin Türkiye'sindeki gibi terbiyesizliklere maruz kalıyormuşçasına insanlar, Taşçıer Meclis kürsüsünde seksenlerin retoriğini tekrar etti.

Bugüne ait olmayan bir tartışmayı o güne ait bir dil ile yürütmeyi tercih etti Taşçıer. CHP de buna çanak tuttu. Yeterli etki sağlanmayınca da devreye Feleknas Uca girdi. Kürtçe yetmedi, Almanca konuştu...

Sizin anlayacağınız Kılıçdaroğlu "Deniz Baykal CHP tarihinde bir parantezdir ve bu parantez kapanmıştır. Biz Leyla Zana ve arkadaşlarına sahip çıkmak bir yana, onları partiden tard ettiğimiz o günkü senaryoyu yeniden çekiyoruz." diyor.

Ve motor...

Hazır eski filmleri yeniden çekmek modayken...

Allah'tan şerbetliyiz ve CHP siyasetinin aktüalite kaygısı gütmeden kafamıza kafamıza vurduğu mevzulara alışkınız da "nereden çıktı bu mevzu" diye dumura uğramıyoruz.

Elbette o dönemde partiden kovdukları kimseler bir siyasal hareket meydana getirdiler ve bu siyasal hareket partileşti, günümüz HDP'sine dönüştü.

'Tarih nehri'ni geri akıtmak mümkün değildir.

CHP, doğurduğu HDP'yi yeniden karnına sokacak değildir.

Ancak madem durum böyledir ve HDP CHP'den farklı bir bünye olarak Türkiye siyasetinde var olacaktır ve bu iki parti aynı parti imiş gibi davranacaktır; o halde CHP HDP bütün bileşenleri ile birlikte temize çıkarmak zorundadır.

İşte son zamanlarda gördüğümüz film tam olarak budur.

Engin Altay'ın AK Parti'ye tavsiyesi, HDP ile uğraşmamasıdır; siyasal analizi ise PKK ile HDP arasında bir bağlantı görmemektir.

Bu HDP CHP birleşmesinin tam ilanıdır, zira HDP ile alakalı müspet yorumlar bugüne kadar sürekli Kılıçdaroğlu, Sezgin Tanrıkulu, Canan Kaftancıoğlu gibi marjinaliteye mütemayil kimselerce yapılmaktaydı.

İlk defa CHP'nin beyaz yüzü HDP hakkında bu kadar açık olumlayıcılıkta bulunmaya başladı.

Özetle "yavrumuza dokunmayın, kafanızı kırarız" dediler...

HDP seçmenine de "yeriniz burasıdır, sizi en iyi biz koruruz, hem de beyaz Türk olarak!" dediler.

Nasıl iyi mi?

Taceddin Kutay Diğer Yazıları