Yazarlar

Taceddin Kutay

Taceddin Kutay

Sosyal Amerikancılık üzerine

Taceddin Kutay tüm yazıları

B.

Enes Kara'nın hangi evde öldüğü konusunda haber kaynaklarımız kafamızı karıştırdı. Ben Yeni Asya dedim, İsmail Saymaz Hayrat Vakfı dedi... Neticede ev, mezkur iki cemaate de ait değilmiş. Çıktık ve tashih ettik. İsmail de tashih etti ben de tashih ettim.

Tabii hemen akabinde dedemden papyonuma kadar pek çok şeye dil uzatan mesajlara, hakaretlere ve elbette nezih tenkitlere maruz kaldım.

Tabiidir olabilir. Neticede okurlarımızdan özür dilerim, zira bilgi almak için gazetemizi ellerine alanlar, muvakkaten de olsa, sonradan tashih edilmiş de olsa yanlış bilgi aldılar. Enes, Yeni Asya cemaati mensubu değilmiş. Bu kadar. Bunun haricinde yazıda verilen malumatların eksiği var fazlası yok. Ne yazık ki yazdığımız ancak bir köşe yazısı olduğu için kısa kesmek zorunda kalıyoruz.

Hayırlı bir şey oldu Enes'in vefatı sonrası, Türkiye siyasetine ait konuşulmayan dinamikler konuşulmaya başladı.

Ben geçen yazıda ekleyemediklerimi de ekleyeyim ve bir daha Yeni Asya konusu ile bu köşeyi meşgul etmeyeyim. Zira Yeni Asyacılar, 60 İhtilali'nin, 71 Muhtırası'nın, 12 Eylül'ün vs hep kendilerinin önünü kesmek üzere yapıldığına inanacak kadar kendilerini ciddiye alırlar.

Şimdi tutup da uzatırsak, organize bir operasyonun bir parçası olarak anlatacaklar takipçilerine. Yoksa inanın aslında yazı dizisini hak eden bir mevzudur.

60'lar ve 70'ler Türkiye'sinde Amerikancılığın siyaset sahnesinde hangi aktörlerle temsil edildiği malumdur. Sosyal sahada en önemli temsilciliğini o dönemde Adalet Partisi'ne angaje olan cemaatlerimizin temsil ettiği de bir o kadar malumdur.

Şahsi kanaatim bu dönemde yükselen sola karşı cemaatlerin sosyal sahada büyük hizmet gördükleri şeklinde.

Fakat 12 Eylül sonrası paradigma değişti, Berlin Duvarı yıkıldı, dünya dönüştü, bunlar hâlâ değişmedi...

Yeni Asya'ya bakarak Türkiye'deki Amerikancılığın yönünü tayin edebilirsiniz. Altmışlarda ve yetmişlerde ne kadar Amerikancı ise bu yapı bugün de o kadar Amerikancıdır.

Körfez harbinde de Amerikancıdır. Arşivler orada, bakınız. Zalim Saddam ve Amerika arasında tercih yapmadılar sorsan...

Afgan cihadında ise mücahitlerin yanındadır... Sebebi yüksek cihat motivasyonu değil elbette... Malum sebepten...

Bugün de duruşları böyledir. Örneğin, günlerdir memleketin altı üstüne geldi. Vitrindeki konu Semra Güzel ve HDP'nin terörle ilişkisi. Yeni Asya'nın Web sitesine girin ve Semra Güzel hadisesini nasıl gördüklerine bir bakın.

Fazla merakta bırakmayayım sizi, görmemişler.

FETÖ mevzuuna yaklaşımları da aynı minval üzeredir. Sabredebileniniz olursa o mevzuyu da gazete üzerinden tedkik edebilir.

Onlar hazmedebilir bu durumu ama bize garip geliyor. Bir cemaatin himmetini hizmetini başka motivasyonlarla sürdürmesini anlayamıyoruz biz normal insanlar.

Neticede üstadları olan Bediüzzaman hazretlerine "İngiliz Ajanı" diyerek hakaret ve iftira eden Haydar Baş'a, üstelik bu hakaretlerin ardından oy vermişlikleri bile vardır.

Öyle buyurulursa yaparlar. Bu gibi konularda bizden farklıdırlar.

Zaten hazmı normal seviyede olanlar o çatı altında uzun süre barınamazlar. Mustafa Kaplan gibi Yavuz Bahadıroğlu gibi vitrin isimler neden bu gazetede barınamamıştır anlayabilirsiniz.

Nezaketen değinmediğimiz konuları es geçtiğimizi farz ediyorlar. Fakir, bugün de Üstad hazretlerinin iman hizmetine zarar olmasın diye değinmiyorum. Fakat bu yapı içinden çıkan marjinallerin sadece dünyaya değil ahirete de zarar veren aşırılıklarını bir kenara not ediyorum.

Bunları yazmayışımızın, konuşmayışımızın sebebi, sıçrayacak tozun toprağın memlekette hizmetleri ile uğraşan halis Risale-i Nur talebelerini muazzeb etmesinden çekinmemizdir.

Bu kadar.

Taceddin Kutay Diğer Yazıları