Yazarlar

Taceddin Kutay

Taceddin Kutay

Bütün söylemleri reformist bahane

Taceddin Kutay tüm yazıları

B.

İngiliz tarihçi Eric Hobsbawm, "Bandits" isimli eserinde eşkıyaların genel tutumlarının hiçbir şekilde devrimci olmadığının, aksine reformist olduğunun altını çizer.

Örneğin, marabasının karısına göz dikmiş bir ağa ile sorunu yoktur eşkıyanın der Hobsbawm. Eğer ağa, doğacak gayrimeşru çocuğu sahiplenmez ve başıboş bırakırsa eşkıya aniden ağanın karşısına dikilir ve adaletli bir şekilde çocuğu sahiplenmesini ister.

Yani düzen ile herhangi bir sorun içinde değildir eşkıya, düzen içindeki sapmalardan rahatsızdır. Davaro bildiğiniz.

Ülkemizde kendisine devrimci diyenlerin devrimcilik iddialarına denk geldikçe aklıma Hobsbawm'un bu cümlesi gelir. Hakikaten denk geldiğim birkaç devrimciyi samimiyetle tenzih ederim.

Bizdeki devrimci olmak iddiasında olanlar tam anlamıyla reformist ve restorasyoncu ruhlu kimselerdir.

Bir defa bunların günümüzdeki temsilcilerinin en önemli talepleri, Erdoğan'ın bozmuş olduğu eski düzeni kurmak ve yeniden o düzene ait kurumları tesis etmektir. İnanmazsanız söylemlerine bakınız.

İlginçtir, CHP milletvekillerinin pek çoğu kendisini hayret edilecek şekilde devrimci olarak tanımlar.

Zırva tevil götürmez. Ülkemiz kendisini Mehdi, Mesih, İsa, Musa vb. olarak tanıtan meczuptan geçilmiyor; bunlara devrimci olma iddiasını niye lüks görelim? Onlar da varsınlar devrimci olsunlar. Neticede siyaseten var oldukları yer Türkiye'de statüko denilen şeyin siyasette beden bulmuş halidir. O elbiseyi giymiş şekilde neyin devrimcisi olacaklarsa...

Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir süredir ortaya koyduğu iddialar bizlere bir reformistin talebi ile alakalı ipuçları sunuyor.

İpe sapa gelmez yurtdışına kaçma iddiası, TÜRGEV-ENSAR iddiaları, SADAT'ın kapısına dayanma ve bu kurumu terör örgütü olarak yaftalama bu hafta şahikasını bulmuş halidir. Bu ve geçmişte vuku bulmuş bunun gibi şeyler bizlere AK Parti öncesine, tam da 28 Şubat'ın o melun günlerine doğru bir restorasyon ajandası ile geldiğini gösteriyor Kılıçdaroğlu'nun.

Yani tabii önce seçimi kazanacak, sonra muktedir olacak, ondan sonra belki bir şeyler yapacak. İşte bu o yapacağı şeylerin planı ve programıdır.

28 Şubat'ta ordudan atılan subay ve astsubayların kurduğu "Adaleti Savunanlar Derneği" ASDER üyeleri tarafından kurulmuş bir anonim şirket SADAT.

Bunları terörist olarak yaftalamak "28 Şubat'ta ordudan aslında Fetö'cüler gibi teröristler atıldı" demektir ve lanetle andığımız o günleri tebrie ettirmek, beterine zemin hazırlamaktır.

Bir devrimci arzuyla düzeni dönüştürmek şöyle dursun, devrimcilerin sosyal demokratları en çok eleştirdiği şekilde, sistemin sosyalist soslarla yeniden, daha güçlü, daha zalim şekilde tahkim edilmesidir.

"Hayır efendim o günler geçti artık Kemal Kılıçdaroğlu hiç de öyle bir insan değil" demeyin. O Kılıçdaroğlu değil miydi başörtüsü serbestisine karşı Anayasa Mahkemesi'ne koşan?

Şimdi bu pusuda yatan ceberutluğa karşı durmak ve savaşı önde karşılamak için ilk yapılması gereken şey SADAT'a terörist diyen Kılıçdaroğlu'na "saçmalamayı bırak ve hakiki teröristlere terörist muamelesi yap be adam" demektir. Hakikaten memleket diye, asayiş diye bir kaygıları olsa asıl yüzleşmeleri gereken, yol arkadaşı HDP olmaz mıydı?

Fransa kralı XIV. Louis, Paris'in surlarını yıkarak şehri genişletirken şöyle demişti "Paris, Paris'e gelmeden savunulur. Bir adam Paris'in surlarına kadar dayandıysa Paris zaten savunulur olmaktan çıkmıştır. O halde bu surlara da ihtiyacımız yoktur. Biz Paris'i birkaç yüz kilometre ötede savunacağız."

Bugün SADAT'a yönelik terör örgütü söylemine kapı açan, yarın başörtüsünü de verir, kamusal alanı da verir, bilcümle kazanımları da verir.

Bu aymazlığa karşı koyamadığımız an, seçimin sonucu ne olursa olsun kapitalist demokrasinin en süslü ve gaddar biçimini yeniden tahkim etmek isteyen bir reformiste eyvallah demiş olacağız.

Üstelik cahil taraftarları ona büyük devrimci muamelesi yaparken...

Taceddin Kutay Diğer Yazıları