Yazarlar

Serkan Fıçıcı

Serkan Fıçıcı

serkan.ficici@turkmedya.com.tr

Darbecilik virüsü

Serkan Fıçıcı tüm yazıları

Alev Coşkun, Cumhuriyet Gazetesi’nde 27 Mayıs Darbesi’ni güzelleyebildi.

Bu neyi gösterir?

Darbeci zihniyetin saklandığı delikte sinsice fırsat kolladığını...

Merdan Yanardağ bir tv kanalında merhum Adnan Menderes için “bebek katili” iftirasını atabildi.

Peki bundan ne anlamak gerekir?

Bazı kafataslarının içinde sadece hava boşluğu olduğunu...

Gel vatandaş...!

Hesabı görülmemiş darbelerin ürünleri bunlar.

***

Yakın tarihimiz cezasız suçlardan güç alanların suçsuzları cezalandırdığı hadiselerle dolu bir albüm gibi.

Hangi sayfasını çevirirsen karşına bir garabet çıkıyor.

Ayıklamak çare değil.

Bugün kendilerini hesap sorma mevkiinde görenlere bir bakın.

Ömürlerini utanç içinde tüketip Dünya sahnesinden defolup gidecekleri günü beklemeleri gerekmiyor muydu?

Aksine işledikleri suçları birer onur nişanesi gibi taşımaktan geri durmuyorlar.

Latince’de “feliks kulpa” derler ya...

Mutlu cinayet...

Suçlular ama mutlular.

Kim bunlar?

Demokrasiyi katledip hesabı ödemeden kaçan zihniyetin soyu.

Cesur değil pervasızlar.

Bunun sebebi haklı olmaları mı?

Değil.

Kendilerini dokunulamaz görüyorlar.

***

Sayalım, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan ve son olarak 15 Temmuz hain darbe ve işgal girişimi...

Hepsi aynı zihniyetin ürünü.

Hepsi aynı dış odakların tezgahı.

Hepsi aynı işbirlikçi kafanın ihaneti.

Görüyoruz.

Görmek istemesek bile kafalarını bulundukları deliklerden çıkartıp varlıklarını hissettiriyorlar.

Darbe virüsünü nesilden nesile aktaran taşıyıcılar aramızda.

Darbe virüsünün türediği pislik yuvaları ise bütünüyle ortadan kaldırılmış değil.

Büyük yüzleşmeyi ertelediğimiz her saniye bu virüs yuvalarında hastalık birikiyor ve günü gelince millet iradesine hançer gibi saplanıyor.

Anayasa’dan başlayıp okullardaki müfredata, kültür ortamından, dış odak bağlantılarına kadar her safhası bizzat millet eliyle ve göz önünde yürütülecek tepeden tırnağa bir temizliğe girişmek gerekmiyor mu?

Gözü açık uyumaya devam etmek istemiyorsak. 

Serkan Fıçıcı Diğer Yazıları