Yazarlar

Serkan Fıçıcı

Serkan Fıçıcı

serkan.ficici@turkmedya.com.tr

Ateş kesilir mi?

Erdoğan-Putin zirvesinden ateşkes kararı çıktı.

Türkiye zirve öncesinde kartlarını açıp masaya sürdü.

“Ya anlaşma olur ve bu anlaşmaya uyulur ya da Esed’i bitirene kadar vurmaya devam ederiz”...

Türkiye bunu “ABD’yi arkasına alarak” değil yerli ve milli imkanları ile Rusya ve İran destekli Esed ordusunu bozguna uğratan bağımsız bir güç olarak söyledi.

Zirvenin en önemli sonucu bana göre budur.

Yani “ABD ya da Rusya’dan herhangi birinin her istediğini yapmazsak yanarız” ezberine sıkışanların seslerinin kesilmiş olmasıdır.

Şimdi “ya savaş ya diplomasi” denklemi üzerinden muhalefet üretenlerin ezberlerini bozacak sürecin yeni bir merhalesine geçilmiştir.

“Cephede savaş, masada diplomasi”...

Hiçbir alanda boşluk bırakmadan...

Kim nasıl istiyorsa...

Nasıl gerekiyorsa...

TUTARLI MUHALEFET

Mültecileri almayalım.

-Olmaz, alalım.

Tamam aldık, mülteciler ülkemizde kalsın.

-O da olmaz, gitsinler.

İyi o zaman açalım kapıları.

-Yok hayır açmayalım, gitmesinler.

“Tutarlı” muhalefetimizin “ya tutarsa” siyaseti yüzünden gücümüzün, enerjimizin hatırı sayılır bir miktarını boşa harcıyoruz.

Biri de çıkıp “arkadaş siz bu milletin başına bela mısınız” demiyor.

CEVAPSIZ ÇAĞRI

Başkan Erdoğan açıkça meydan okudu.

Kılıçdaroğlu’na “2023’te seçim var yüreğin yetiyorsa çık meydana” dedi.

Lider düzeyindeki bu çağrıya yine lider düzeyinde yanıt bekleniyordu.

Ama sahneye Engin Özkoç çıktı.

Başkan Erdoğan’ın adressiz mektubunu alıp üzerine CHP yazdı.

Hiç gereği yokken genellemeyi genel başkanı Kılıçdaroğlu’na yakıştırıp kriz çıkarttı.

Sonuçta ne oldu?

Başkan Erdoğan’ın meydan okuması cevapsız kaldı.

Acaba Engin Özkoç’un sahneye çıkartılmasının sebeplerinden biri de bu çağrıyı gürültüye getirmek miydi?

Günler geçti Kılıçdaroğlu’ndan hâlâ ses yok.

“İyi de sen bunu daha önce de yazdın” diyenler olabilir.

Olsun.

Kılıçdaroğlu’ndan olumlu ya da olumsuz bir yanıt gelene kadar hatırlatmanın kime ne zararı var?

KORONAVİRÜS SÖYLENTİLERİ

Orada çıkmış. Burada görülmüş. Saklıyorlarmış. Falanmış, filanmış. “Hastalık niye hâlâ Türkiye’ye gelmedi” diye karalar bağlayanlardan geçilmiyor. Koronovirüs acaba dile gelse “Ne biçim memleketmiş burası deli miyim de bulaşayım bunlara” der mi? 

Serkan Fıçıcı Diğer Yazıları