Yazarlar

Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu

Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu

yasar.hacisalihoglu@aksam.com.tr

HDP'ye taşıyıcı anneliğin vardığı nokta

HDP'nin İstanbul il kongresinde yaşananlardan sonra HDP'nin PKK terör örgütüyle bağlantısı bir kez daha ortaya konmuştur. Bu toplantıda terör örgütüne dair, başta elebaşı olmak üzere ilişkili ne varsa sahiplenilmeye ve sergilenmeye çalışılmıştır.

Bu tavrın, hukuki karşılığı bir yana, siyaset alanındaki anlamı giderek daha kaygı verici bir duruma sürükleniyor. HDP PKK terör örgütünün siyasi kolu olarak siyasi alandaki maskeli haline dair daha cüretkar davranmaya başlamıştır. Bu tavrı, TBMM'de de göstermektedir.

Bu tavrıyla siyaset alanına ve demokrasiye meydan okumaya başlamıştır. Bugüne kadar PKK ile bağı ortaya çıkmış üyeleri hakkında parti disiplinini işletmeyen yani demokrasiye bağlı bir siyasi parti gibi davranmayan bir yapı için öncelikle tüm siyasi partilerin tavır alması gerekir. Hep söylediğimiz gibi siyasetin, demokrasinin ve seçmenlerin hukukunun da korunmaya ihtiyacı vardır ve onun koruyup kollayacak olanlar siyasi partilerdir.

Bu yüzden de başta CHP olmak üzere Millet İttifakı'nda hangi siyasi partiler varsa ve var olacaksa o siyasi partilerin, yapılan son yerel seçimlerde HDP desteğine duydukları ihtiyacı gözden geçirmeleri gerekir. Bu onların bu ülkeye, demokrasiye, siyasete ve seçmenlere karşı sorumluluklarıdır. Hep söylediğimiz gibi, PKK anatomisinden kopmayan HDP yönetimine taşıyıcı annelik yapmak yerine esas olan HDP'ye oy verenlerin hukukunu koruyarak, sorumluluk bilinciyle onların adresi olabilmektir. Bunu yaparken de; HDP yönetiminin -demokrasilerde asla göz ardı edilemeyecek olan- terör örgütü bağını gerekçe göstermektir. Bu noktada da Diyarbakır anneleriyle aynı safta yer almaktır.

Bunu yapmayarak, CHP üst yöneticilerinin ağızlarından; "HDP içinde terör bağlantılı insanlar olabilir, bu durum partiyi terörist yapmaz", "HDP'yi kriminilaze etmeyin", "HDP'yi terör örgütü olarak görmüyorum, "HDP'nin PKK ile ilişkisi varsa minimalize etmesini ben de isterim. İddialar var, gördüğüm bir ilişkiyi ben bilmiyorum" ifadelerinin sarf edilmesinin HDP-PKK ilişkisini yaşayarak acı sonuçlarıyla karşı karşıya kalan Diyarbakır, Şırnak, Van, Muş ve daha nice annelerin mücadelesini, safını zedelemektir.

Bu durum sürdürülemez. Bu durum maskeli balodur ve maskelerle siyaset yapılamaz. CHP yönetiminin tezkereye hayır oyu vermesinin cesaretlendirici tavrı, HDP yönetiminde dışa vurmaya başlamıştır. Bu durumun ideolojik yükü giderek daha da ağırlaşacaktır. Bu yük; yerel seçimlerde CHP'li adayları desteklemelerinin karşılığında oluşan yüktür ve sahada sonuçları alınmaya başlamıştır.

Bu bağlamda; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun; "İstanbul'a yaklaşık 33 bin kişi alındı ve bu 33 bin kişiden ancak 14 bin kişinin bilgisi bize intikal ettirildi ve 33 bin kişiden 12 bin kişiye ancak bakıldı; 455'inin PKK ve KCK kaydı var, 80'inin DHKP-C kaydı var, 20'sinin MLKP kaydı var, 2'sinin MKP kaydı var ve diğerlerinin de kayıtlarını her birinize gönderebilirim" açıklaması son derece vahimdir.

Nasıl olurda bu kişiler belediye kadrolarına alınır? Bu kadrolar kimler eliyle, nasıl alınabilmiştir? Nerelerde istihdam edilmişlerdir? Bunların sayısı açıklananlarla sınırlı mıdır? Medyaya isimleriyle bağlantılarıyla yansımış olan bu şahıslar için belediye yönetimi neler yapacaktır? İçişleri Bakanlığı'nın tespitlerine yönelik tatmin edici, kaygı giderici nasıl bir değerlendirme yapacaklardır?

Bu sorular net olarak cevaplanmadıkça bu tablonun ne denli vahim olduğu gerçeği varlığını korumaktadır.

Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu Diğer Yazıları