Yazarlar

Mustafa Kartoğlu

Mustafa Kartoğlu

mustafa.kartoglu@aksam.com.tr

Yalan söylemek de zeka ve liyakat ister, unutursanız utandırırlar!

Dün, CHP'nin ileri gelen ve ileri gitmeleriyle tanınan isimleri, bir

"vatandaş aç" videosu paylaştı.

Videodaki kişi, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal'ın konuştuğu salonda "Konumuz ekonomi, açız" diye bağırıyordu.

Ortalama zekalı herkes "Hepsi bu mu?" diye sorguladı.

Ama CHP'liler "Vatandaş salondan çıkarıldı, halkın sesini dinleyin" diye sosyal medyayı inletti!

Gerçekte ne olduğunu Mahir Ünal paylaştı. O kişiyi kovmadı, davet etti, dinledi. Adamın çiftçi olduğu, 60'ını devlet hibesi olarak aldığı 100 koyunu olduğu, ayrıca belediyeden de 3 bin TL yardım aldığını 'kendi dilinden' duyurdu.

***

CHP'lilerden "Ey vatandaş bizi kandırma" diyen oldu mu, hayır!

"Yahu her şeye hemen atlamayalım, rezil oluyoruz" diyen?

Hayır...

En azından, 'tamam bu bizi yanıltmış ama aç olan da var' diye yarım ağızla düzeltme yapan?

Hayır...

***

Peki bunu bekliyor muydum, hayır...

Zira daha önce de Mahir Ünal'ın muhalefeti bardağın sadece boş tarafını göstermekle eleştirirken, bardağın dolu tarafını da AK Parti'nin doldurduğunu vurgulamış ve "Bırakın dolu tarafını, bizden önce bardak yoktu" diye espri yapmıştı ya;

"Şişe Cam vardı, onu da sattınız" diyecek kadar zeka yoksunları çıkmıştı o avaneden.

(Şişe Cam, yönetim kurulunun yarısını CHP'nin belirlediği İş Bankası iştirakidir, halka açık bir şirkettir!)

Bunlar Ünal'ın başına ilk kez gelmiyor.

Öncesinde de "Bizi mahvettiniz, öldürdünüz" diyen çiftçiye "Cebindeki akıllı telefonu kaça aldın?" diye sormasıyla tefe konulmuştu.

Sonra "çiftçi Ünal'a saldırdı" haberine konu oldu.

Oysa ortada saldırı yoktu, Ünal çiftçiyi dinlerken, çiftçinin oğlu 'devlet' aleyhine ileri geri bağırınca gözaltına alınmıştı ve olayın bütün ayrıntılarını ajanslar geçmişti.

Ama sadece CHP'li yayın organları ve partinin önde gidenleri haberin 'ilk kısmına' atlamıştı.

***

İşte o 'atlanan' kısım sadece bardağın değil, aynı zamanda havuzun da boş kısmı!

Kafa göz bu kadar patlatılınca haliyle 'işe yaramaz' hale geliyor, üstelik 'çirkin' görünüyor!

***

Buradan üç siyasetçi profili çıkıyor.

- Birincisi, AK Partili belediyenin olduğu şehirde "Belediyeyi bize verin, bedava elektrik verelim" diye rüşvet teklif eden;

Belediyeler elektrik üretip satmadığı için rüşveti bile 'karşılıksız' olan;

'Partinizin yönettiği belediyeler hemen yapsın' denildiğinde utanmayan;

Partili belediye başkanının 'saçmalık' demesine bile tepki vermeyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu!

- İkincisi, genel başkanına tepki gösteren vatandaşı önce kafa kola alan, ancak ikna edemeyince sonradan inkar edebilmek için 'kulağına' söven;

Vatandaş tepki gösterince, 'öyle demedim, yalan söylüyor' diye iftira atan;

Ancak sesini kaydeden kamera kayıtları ortaya çıkınca yine 'utanmadan' vatandaş yerine genel başkanından özür dileyen İyi Partili Lütfü Türkkan!

- Üçüncüsü, hükümetine, partisine tepki gösteren vatandaşın yanına giderek veya davet ederek dinleyen, anlatan;

Şikayetinde haksız ise 'rüşvet-i kelam' kabilinden 'tamam' deyip geçmek yerine haksız olduğunu yüzüne söyleyen AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal...

***

Düşündüm de, üç partinin bu temsilcileri arasında kıyaslama yapmak da doğru olmayabilir!

Bazen kıyaslamak bile bazılarına haksızlıktır.

Kimi kimle kıyasladığınız önemlidir yani...

Bu son olsun...

YALANLA DÖVÜNMEK YERİNE ESERLE ÖVÜNMEK

Tevafuk bu ya, aynı gün Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, CHP'li belediye yönetimindeki Aydın'da, tamamlanmış yatırımların açılışında konuşuyordu: "Türkiye, muhalefetin iddia ettiği gibi fabrika satarak domates alan değil, bilakis sanayi üretim endeksi yüzde 144 seviyesine ulaşan bir ülkedir. Salgına rağmen 2,7 milyon ilave istihdam sağlayan bir ülkedir. Türkiye, 205 ülke ve bölgeye ihracat yapan, 500 milyar dolar dış ticaret hacmine ulaşmış bir ülkedir. Türkiye'nin üretim gücünden bu ülkenin sanayisinden haberi olmayan bu siyasetçilerini kendi cahillikleriyle baş başa bırakıyorum."

"Ülkemizin milletimizin içi boş tartışmalara, yalan ve iftira üzerine kurulu polemiklere terör örgütleriyle yol yürüyen siyasetçilere değil, bu tür eserlere hizmetlere ihtiyacı vardır. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri... Ülkemize ve milletimize kazandırdığımız eserlerimizde hizmetlerimizde konuşmaya övünmeye devam edeceğiz."

***

Erdoğan bu sözleri, 1.5 milyar TL'yi aşan yatırımlarla yapılan fabrika, öğrenci yurdu, eğitim tesisi gibi tesislerin açılışında söyledi.

Konuştuğu yer Aydın'dı.

Yani CHP'lilerin "AKP iktidarı sırf biz başarılı olmayalım diye bütçemizi kesiyor, belediye meclisinde karar almamızı, hizmet vermemizi, yatırımlarımızı engelliyor" diye ağladığı bir CHP'li belediyede!

***

Muhalefet, yalan baskısıyla AK Parti seçmenini, gerçek yatırım ve hizmeti önemsemez hale getirmeye çalışıyor.

Bazı AK Partilileri bile etkilemiş görünüyorlar.

Erdoğan'ın mesajı biraz da onlara; "yaptıklarımızı anlama, anlatma ve övünme makamındasınız, bunu asla unutmayın ve özgüveninizi yitirmeyin" mesajı bu.

Sadece Aydın tablosu bile bunun kanıtı.

AKŞAM ARTIK 1.5 TL, ÇÜNKÜ...

AKŞAM en son fiyat artışını 28 Ağustos 2019'da yapmıştı. Yazılı basın, son 3 yıldır koronavirüs salgınının getirdiği kısıtlamalarla mücadele ederken, aynı anda küresel fiyat artışlarından en yüksek düzeyde etkilenen sektör oldu. Ağustos 2019'da 400 dolar olan gazete kağıdı, Ocak 2022 itibarıyla 800 dolara ulaştı; aynı sürede kur da 5,8 TL'den 13,5 TL'ye yükseldi. Bu da sadece kağıt maliyetini 4,7 kat artırdı. Diğer maliyetlerin yanı sıra, gazete çalışanlarının gelirlerini enflasyona karşı koruma amaçlı ücret artışları da maliyet yükünü ağırlaştırdı.

AKŞAM okurları, gazeteye erişimin kısıtlandığı salgın tedbirleri sırasında bile ilgilerini eksik etmedi; 'tam kapanma' günlerinde bile AKŞAM en düşük satış kaybını yaşadı; ancak normalleşme ile birlike bu kez yine oransal olarak en yüksek satış rakamını yakaladı.

AKŞAM da, geçen 2,5 yıl boyunca, okurlarının bu desteğine, maliyet artışı yaşatmayarak karşılık verdi; bu tutumunu satış fiyatını artırmayan en son gazete olarak kalana kadar sürdürdü.

Ancak, gazetenin sadece kağıt ve baskı maliyeti 1,5 TL'ye ulaştı ve en azından bu kadarını satış fiyatına yansıtmak kaçınılmaz hale geldi.

Salgın döneminde AKŞAM'dan vazgeçmeyen, normalleşme ile birlikte istikrarlı bir satış artışı kazandıran okurlarımızın, bu durumu anlayışla karşılayacağına inanıyoruz.

AKŞAM'ın 103 yıllık tarihin sorumluluğunu üstlenen gazeteci, teknik ve idari kadrosu, iyi seçilmiş haberleri, doğru konulmuş tavırları ve birikimlerine katkı sağlayacak ekleriyle okurlarına bu fiyatın da hakkını verme gayretini sürdürecektir.

Mustafa Kartoğlu Diğer Yazıları