Yazarlar

Mustafa Kartoğlu

Mustafa Kartoğlu

mustafa.kartoglu@aksam.com.tr

CHP Biden'dan ‘Marshall yardımı' beklerken…

CHP’nin diplomat kökenli Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, Alman Marshall Vakfı konferansında konuştu.

Toplantının başlığı: 2021’de Türkiye’nin dış politika öncelikleri; anamuhalefet partisinin bakışı.

Çeviköz kişisel görüşlerini değil ‘partisinin bakışı’nı anlattı.

***

GMF’nin internet sitesinde videokonferansın tamamı var.

Çeviköz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı ve söylediği birçok şeyin ‘yapılmamış, söylenmemiş’ olduğunu belirterek ‘yanlış bilgilendirme’ yaptı.

Muhatapları gerçekleri bildikleri için olsa gerek zaman zaman ‘esneyerek’ dinlediler.

***

Çeviköz, manşetlere taşınan ‘demokrasi dilenme’ sözlerini, şu soruya cevap verirken söyledi:

- “Biden yönetimi, Türk-Amerikan ilişkilerini onarmak için Türkiye’ye Trump’ın teklif etmediği neleri teklif edebilir?”

Çeviköz, Biden’in Türkiye’ye teklif etmesi gerekenleri değil, Türkiye’den ‘talep etmesi’ gerekenleri (!) sıraladı.

‘Amerikaninsesi’ sitesinden aktarıyorum:

“Biden yönetiminden ilk beklentimizin şu olacağını düşünüyorum: Hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, yargı sisteminin siyasetten arındırılmasına, güçler ayrılığına, demokratik reformlara, medya, ifade, toplanma özgürlüğü gibi tüm temel hak ve özgürlüklere çok güçlü bir vurgu yapması. Türkiye’ye bu ilkeleri hayata geçirmek için çağrı yapması.”

Çeviköz, ikili ilişkileri kurumsal düzeyde düzeltecek diyalog, PKK/YPG ve FETÖ terör örgütlerinin desteklenmemesi, Türkiye’nin haklı taleplerine karşı yaptırım tehditlerine başvurulmaması, Türkiye’nin farklı işbirliklerine zorlanmaması, bölgesel konularda birlikte karar verilmesinden söz etmedi bile.

Kanımca Çeviköz, şu mantıktan çıkamamış:

“Önce Amerikalıların istediği gibi olalım, sonra gerekeni onlar bize verir zaten!”

Yani Çeviköz’ün temsil ettiği CHP’ye göre, her durumda bir şeyler yapmak zorunda olan Türkiye!

***

Alman Marshall Vakfı, bir Alman kuruluşu değil; bir Amerikan kuruluşu.

II.Dünya Savaşı sonrası ABD’nin Avrupa’ya ekonomik yardımlarını düzenleyen 1948 tarihli Marshall Planı’nın devamı olarak 1972’de, Almanya’nın sağladığı fonla ABD’de kuruldu.

O yüzden adını dönemin ABD Dışişleri Bakanı George C. Marshall ve Almanya’dan aldı.

Ankara temsilciliğinin açılışı ise GMF’nin sitesinden şöyle duyuruldu: “Ankara ofisi, Türkiye’nin bölgede, Avrupa’da ve transatlantik ittifakta giderek daha kritik bir rol oynamaya başladığı 2005’te açıldı.”

***

GMF, ABD-Avrupa ilişkilerinde en itibarlı kurum olarak bilinir. ABD ve Avrupa’daki politika yapıcılar üzerinde etkilidir.

ABD’deki ‘lobi’lerin düşünce kuruluşlarından farklıdır.

Bu bakımdan Türkiye’nin ‘artan kritik önemine’ işaret edilmesi dikkat çekicidir.

Zira 2005’ten bu yana ABD-Avrupa ilişkilerinde Türkiye’nin artık ‘yeni’ bir yeri oluşmuştur.

CHP temsilcisi ise ‘eski’ anlayışı tekrar etmiştir.

Sanırım GMF konferansını izleyenler de, CHP’nin bugünkü Türkiye’yi yönetip yönetemeyeceği konusunda fikir sahibi olmuştur.

***

Türkiye’de iktidarla muhalefet arasındaki şöyle bir ‘hayati’ fark var:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye için bölgesel ve küresel denklemde ‘yeni ve güçlü bir konum’ oluşturmaya çalışıyor.

Muhalefet ise ‘bize ne yapacağımızı, nerede duracağımızı söyleyin’ noktasında ‘Marshall yardımı’ bekliyor.

HAMZAÇEBİ’NİN TEPKİSİ YERİNDE

CHP’de Grup Başkanvekilliği, Genel Sekreterlik de yapan, ancak son yönetimde yer bulamayan İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin tepkisi yerindedir: “Türkiye’nin özgürlükçü demokrasi için yeterli tecrübesi ve kadroları vardır. Bunun için yabancılardan çağrı beklemek züldür.”

Anlaşılan, CHP yönetiminin yeni dönemde “Dostlarla birlikte iktidar olma” projesi, parti içinde de doğru bulunmuyor.

BIDEN’İN KABİNESİ

Yeni ABD Başkanı Biden, Dışişleri Bakanlığına Antony Blinken’i, Ulusal Güvenlik Danışmanlığına ise Jake Sullivan’ı getireceğini açıkladı.

Blinken, Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak 15 Temmuz sonrası TBMM’yi ziyaret etmiş, güzel sözler söylemiş, ancak FETÖ’cülerin devletten çıkarılmalarına ve gazete/tv’lerinin kapatılmasına tepki göstermişti. En son, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC’de ‘iki devletli çözüm’ çağrısı üzerine de, “Biden, iki toplumlu federasyonu destekliyor” tweeti atmıştı.

Sullivan ise 2018’de “Türkiye YPG’yi desteklememizi kabul etmeli” sözleriyle gündemimize girmişti.

İki örnek de, ABD’nin “Ama biz böyle istiyoruz” buyurganlığına dair işaretler veriyor.

***

Ancak yine de Biden’ın politikaları hakkında yargıya varmak için henüz erken.

Zira köprünün altından epey su aktı.

Türkiye, Suriye halkını hem DEAŞ’tan hem PKK/YPG’den hem de Şam rejiminden ‘kendi topraklarında’ güvenceye almakla bir ‘yeni durum’ ortaya koydu.

PKK/YPG’ye desteğin “DEAŞ’la mücadele” ile izah edildiği dönemi bitirdi.

Rusya ve İran ile ilişkilerde hem ‘birlikte’ hem de ‘rağmen’ çözümler üretebileceğini de gösterdi.

Biden’ın ‘daha kurumsal’ ilişkilere önem verdiği biliniyor.

Ve ‘gayrimeşru’ veya ‘vekaleten’ ilişkilere ihtiyacı yok.

Ayrıca ABD ve Avrupa’nın da tıpkı Türkiye gibi Rusya, İran ve Çin’le ‘yeni bir ilişki modeli’ne ihtiyacı var.

Bu yüzden kanımca, herkes için ve her konuda ‘yeni bir dönem’ başlayacak.

Eski dönemin devamının zorlanması herkes için çok yüksek maliyet üretir ve yeni dönemi ‘belki’ geciktirebilir.

Mustafa Kartoğlu Diğer Yazıları