Yazarlar

1

Başka benzeri yapılarda olduğu gibi, siyasi partilerde de yönelim yukarıya doğru ise; problemler, aksaklıklar, eksiklikler, haksızlıklar, hukuksuzluklar vs. görülmez, görülse de bir mesele olarak dile getirilmez.

Lakin; yönelim tersine meylettiğinde gözdeki elif mertek gibi görünmeye başlar. Bir siyasetçi ya da bürokratın yan bakması kavga sebebi olur. Ufak bir hatası yuvarlana-büyütüle vatan hainliğine kadar götürülür. Her zaman yaşanabilecek bir hukuksuzluk bütün yönetim erkinin infazına gerekçe kılınabilir vs.

2

Bazen dost çevrelerinde de, basında da duyuyoruz. Belli ki başlangıçta ki görkemli günleri arayan bazı Ak Partililer samimiyetle fabrika ayarlarına dönülmesini istiyorlar/savunuyorlar.

Oysa bu muhal;

Hatta tehlikeli

'Fabrika ayarı' diye dile getirilen; 2001 yılının şartlarına göre oluşmuş olgulardır. O zamanın ruhuna uygun davranış kodlarıdır.

Oysa aradan geçen 20 sene çok şeyi değiştirmiştir.

Şimdi aslolan 2001 şartlarına (fabrika ayarlarına) dönmek değil;

Bugünün ruhuna uygun, yeni davranış biçimleri, yeni yol ve yöntemler inşa edebilmektir.

Lakin...

3

Osmanlı ordusunda Binbaşı rütbesiyle görev yapmış bir alman subayı olan Franz Carl Endres anılarının bir yerinde Treitschke isimli birinden bir alıntı yapar ve der ki;

"Çöküntü içindeki bir devlet için en tehlikeli an, hükümetin kendini düzeltmeye çalıştığı ve kendini eleştirdiği andır. (...) Osmanlılar için de en kötü günler reform denemeleriyle gelmiştir."

Yine aynı kitapta bu kez Naumann isimli birinin 'Asia' isimli kitabından şu alıntı yer alır.

"Batılı devletler Türkiye'ye saygıdeğer dürüstlük görünümü altında işkence çektirmek isterse, bu kelimeye gerek duyarlar. 'Hasta adam' doktoru her çağırdığında, doktor 'reformlar' diye reçete yapar, ama hasta bu ilacın iyi gelmediğini hisseder. 'Evet doktor bey', dese de Batılının ilacını Boğaz'a döker."

İmdi; biliyorum bütün analojiler yanlıştır ama ben yine de benzeterek derim ki;

Ak Parti'nin görece güç kaybettiği bu günler, Osmanlının son günlerine benzetilebilir.

Bu nedenle dışarıdan ve içeriden dayatılan tüm reform ilaçlarını reddetmelidir Ak Parti; öyle fabrika ayarlarına dönmeyi de aklına getirmemelidir.

En azından 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar özeleştiriyi falan da gündeminden çıkarmalıdır.

En tepeden en aşağıdakine kadar bütün Ak Partililer 2023 seçimine kadar bütün güçlerini mevcut durumunu güçlendirmek yolunda kullanmalıdır...

Ancak; 2023 seçimleri kazanıldıktan sonra;

Tayyip Erdoğan'ın bir daha başkan adayı olamayacağı da göz önüne alınarak;

Bir bakıma kaçınılmaz olarak, yeniden ihya ve inşa çalışmalarına başlanabilir.

Yeniden ihya ve inşa'nın temel şartı ise mevcut durumun zayıf ve sakat yerlerini teşhis etmektir.

Ama 2023 seçimlerini kazandıktan sonra inşallah.

Hüseyin Besli Diğer Yazıları