Yazarlar

1

Hasan Gürsoy anlattı dün;

Ukrayna'da bir çete peydah olmuş.

İçeriden dışarıya her türden sevkıyatı (insan, para, mal vs.) garantili ve konforlu bir şekilde gerçekleştiriyormuş.

Tabii ki bu çetenin, böylesine bir sevkıyatı başarabilmesi için Ukrayna polisi, askeri, idari sınıfı, siyasetçileri içinde birileriyle ve dahi Rus askerleri içinde yetki ve güç sahibi kişilerle anlaşmış olması gerekir.

Aksi halde söz konusu sevkıyatı gerçekleştirmek için konforlu ve güvenli bir alan oluşturamaz.

2

"Rize'de işe başladıktan bir müddet sonra bir gün Alay Kumandanı Talat Bey bana gelerek mahrem görüşeceğini söyledi. Dedi ki, M... Mehmet diyor ki, ben korsan motorları hazırlayayım, denizde motor ve kayıkları soyduralım, elimize geçen parayı mutasarrıf, alay kumandanı ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi M... Mehmet mütesaviyen taksim edelim. Eğer mutasarrıf muvafakat ederse derhal harekete geçebiliriz. Teessürle bu cümlelere şu cevabı verdim. (Ben) Vatan haini olamam ve böyle bir harekete de asla iştirak etmem (...)

(ARA NOT: 'M... Mehmet' ibaresinde 'M' den sonrayı ben boş bıraktım. Söz konusu kitapta, bugün de Türkiye kamuoyu tarafından bilinen lakap (soyadı) açıkça yazılmış durumdadır)

M... Mehmet böyle bir adam idi. Alay Kumandanı Yenibahçeli Şükrü ve Mebus Mühendis Osman ile birlikte Rusların hükümetimize verip bizim motorlarla nakledilen tüfek ve cephanelerden çalarak Samsun'da Pontuslu asilere (dikkat isterim; o anda Ankara Hükümeti vatanı kurmak için batıda Yunanlılarla (Rumlarla) savaşırlar idi hb.) sattıklarını Samsun mutasarrıfından öğrendim. (...)

Rize'de mendireğin tamiri için Rusların 600 fıçı çimento ve külliyetli gaz ve benzin hükümet namına alınarak Samsun taraflarına satılmıştır. (...)

(Yüzbaşı Yenibahçeli Şükrü) Trabzon'da acente Kosti'yi kaldırıp alay karargahında nezaret altında bulundurup 50.000 lira ki yarısı haki kumaş olmak üzere fidye-i necat istediği ve neticesi evvela yazılmıştı ki M.. Mehmet de bu işte kendisiyle birlikti. Alay kumandan Yüzbaşı Şükrü namına bir motorlu Trabzon'dan gelen dört teneke rakıyı polisçe el konmuş iken inzibat zabiti marifetiyle polisten cebren aldırmıştı... "

3

Bugün Ukrayna'nın gençleri sokaklarını/şehirlerini/vatanını korumak üzere Rus işgaline karşı direnerek canlarını ortaya koyarken;

Ukrayna kadınları cephe gerisinden cepheye lojistik sağlamak adına kadınlıklarını, hatta çocuklarını ihmal ederek canla başla çalışırken

Kimi/başka Ukraynalılar ise savaşı fırsata çevirip, yukarıda anlatılan çete misali, ganimet devşirmeye çalışmaktadır.

Tıpkı, bundan tam 100 yıl önce, on yıllarca süren savaşlar nedeniyle yorgun ve fakir düşen bir millet, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti ismini alacak yeni bir devlet kurmak için varlık yokluk mücadelesi verirken;

(İkinci bölümdeki mezkûr alıntı Süleyman Beyoğlu'nun 'İki Devir Bir İnsan: Ahmet Faik Günday ve Hatıraları' kitabından yapılmıştır)

Kimileriyse kişisel hırsları peşinde, savaş zengini olma derdindeydi.

Tam burada sormak gerekiyor.

"Tarih'i 'tekerrür' diye tarif ediyorlar

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?" derken Mehmet Akif yanıldı mı dersiniz.

Öyle ya Akif 'ibret alınırsa tarih tekerrür etmez' demeye getiriyor.

Oysa yaşadıklarımız bize gösteriyor ki çoğu kez tarih, bilindiği halde yine, yeniden tedavüle giriyor, yani tekrarlanıyor, tekerrür ediyor.

Ya da Büyük Üstat Mehmet Akif 'ibret' kelimesine; görmenin, bilmenin farkına varmanın, hatta düz mantık anlamanın ötesinde bir anlam mı yüklüyor.

"Üst üste sorular soru içinde"

Hüseyin Besli Diğer Yazıları