Yazarlar

Dr. Eray Güçlüer

Dr. Eray Güçlüer

Yeni küresel düzenin denge aktörü, Türkiye

Dr. Eray Güçlüer tüm yazıları

Türkiye korona virüsle olan mücadelesini kazandı. Yakaladığımız bu başarıyı rehavete kapılmadan, tedbirlere uyarak kalıcı hale getirmeliyiz.

Koronaya karşı verdiğimiz mücadele başarısının arkasında millet-devlet iş birliğinin güçlü dayanışması yatıyor. Devletin milletle kurduğu ilişki bundan sonraki süreçler için de önemli referanslar oluşturmakta.

Salgın sonrası hayatın normale dönmeyeceği yönünde olumsuz söylemlerle karşılaşıyoruz. Korona krizini 2008 ekonomik krizine ve 1929 Büyük Buhrana benzetenler de var. Fakat burada unutulmaması gereken nokta korona krizinin bir çözümü var, aşı üretildiğinde virüs tehlikesi ortadan kalkacak.

Türkiye aşı çalışmalarına, bilim insanlarına ve teknoloji geliştiricilerine büyük yatırım yapıyor. Ayrıca üretilen tıbbi malzeme ve teçhizatının ihracatında önemli atılımlar yaptık. Yetkililer yerli ve milli tıbbi teknolojik altyapının sağlanması için büyük gayret içerisinde. Düşen petrol fiyatlarının yükselen dolara rağmen önümüzdeki yıl bütçeye katkısının en az 30 milyar dolar olması bekleniyor.

Ülkemiz virüse karşı teknoloji geliştirme yarışında yer alarak başka ülkelere bağımlı olmayacak, üretilen yerli ve milli teknolojiden gelir elde edebilecek seviye gelindi. Bu noktada korona salgınından asgari kayıpla çıkacağımızı ve daha çabuk toparlanacağımızı söyleyebilirim.

Virüsün insanlığa olan tehdidi yakın zaman diliminde ortadan kalkacaktır. Dünyada aşının 2020 Eylül ayı ile 2021 Mart ayı arasında üretilmiş olacağı tahmin ediliyor. Korona virüsün dünya sisteminde büyük tramvatik dönüşümler oluşturacağı yönündeki beklentilerin ütopik olduğunu düşünüyorum. Dünya normal hayatına dönecektir…

KÜRESEL SİSTEMDE OLASI YENİ DENKLEMLER

Uluslararası ilişkilerin yakın geleceğini Çin ile ABD arasındaki küresel rekabet belirleyecek. ABD Çin’i askeri olarak durdurabilme kapasitesinin artık olmadığını fark etmiş durumda. Bu yüzden farklı seçenekler üzerinden gidiyor.

ABD dünya üzerinde Çin’e karşı negatif bir algının oluşması yönünde politikalar izliyor. Çin’in dünyayı virüse karşı zamanında bilgilendirme ve mekanizmalarını harekete geçirme sorumluluğu vardı. Avrupa ülkelerinde de Çin’e karşı şüphecilik her geçen gün artmakta.

Önümüzdeki süreçlerde Çin üzerindeki psikolojik baskının artacağını söylememiz mümkün. Bu durum hem politik hem de ekonomik açıdan Çin’i zor duruma sokabilir. Çin ile ABD-Avrupa eksenli mücadele politik yeni sistemin belirleyici argümanı olacak gibi görünüyor.

ORTA DOĞU’NUN GÜVENİLİR LİMANI BELLİ

Türkiye’nin korona krizine karşı gösterdiği duruş son derece önemliydi. Küresel sistemde hem politik hem ekonomik açıdan ülkemize ilgi artmış durumda.

Orta Doğu gibi coğrafyada güçlü ve sağlam durabilen tek ülke Türkiye’dir, bu da bölgenin güvenilir limanı olmamızı sağlıyor.

Türkiye küresel sistem içinde merkezi ve dengeli politika sergiliyor. Bir taraftan Çin ile ilişki kuruyoruz diğer taraftan diğer ülkelerle olan ilişkilerimizi sürdürüyoruz.

Son zamanlarda ülkemizi sınırlandırmak için hem yurt içinde hem de sınır ötesinde terör girişimleri yapılmakta. Türkiye terör örgütleri üzerinden kendisine yapılan operasyonun farkında. Ne Esed ne Hafter ne de başka terör örgütü aparatlarının ülkemizi durdurabilmesi söz konusu değildir.

BAE-S.Arabistan ve İsrail kanadı Türkiye’nin hedef alınması için terör örgütlerine büyük paralar teklif ediyor. Libya’da Hafter üzerinde Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin değil ülkemizin hedef alındığını görüyoruz. Suriye’de Esed üzerinden aynı şekilde…

BÖLGEDE MARJİNAL TERÖR ÖRGÜTLERİ ÇIKABİLİR

ABD ve Rusya ekonomik-politik sebeplere bağlı olarak Orta Doğu’dan çekilme işaretleri vermekteler. Bölgedeki muhtemel boşluğu doldurabilecek tek ülke Türkiye’dir. Ülke içi dinamiklerimiz, politik ve sosyoekonomik açıdan buna yeterlidir. Türkiye hinterlantını bu şekilde daha da gelitirebilir. Bu noktada ülkemizin elini güçlendiren, yakın ve orta vadede güçlü pozisyon alması için fırsat alanları oluşturan gelişmeler var.

Irak bölgede bölünmüşlüğün en dip seviyesini yaşıyor. Olası şiddet hareketlerinin yaygınlaşması hem Irak’ı hem de bütün bölgeyi etkileyebilir. Gelişmeler Suriye’ye benzer bir sürecin arifesi gibi görünüyor.

Türkiye’nin bölgede oluşabilecek yeni terör oluşumlarına karşı dikkat olması gerekiyor. Zira Irak’taki istikrarsızlığın nereye varabileceğini tahmin etmek çok mümkün değil. Bölgede PKK/PYD’nin yanında başta Goran hareketi olmak üzere kolaylıkla ülkemiz aleyhine terörize olabilecek pek çok silahlı gurup bulunmakta.

Türkiye’nin sahadaki askeri varlığı, bölge politikalarında elimizi güçlendiriyor. Ülkemizi terör örgütleri üzerinden dizayn etmeye çalışanlar artık daha kurumsal yapıları kullanmaya başladılar. Sahada yeni terörist aktörlerin çıkması ihtimaline karşı dikkatli olmalıyız.

MİLLET KENDİSİNE SANTAJ YAPANLARA GEREKTİĞİ CEVABI VERİR

Ülkemizin iç kamuoyunda çıkan bazı oyunlara dikkat çekmek istiyorum. Son zamanlarda darbe-sistem değişikliği ve Adnan Menderes üzerinden Sayın Cumhurbaşkanımıza imalı mesajlar verilmekte. Bu gelişmeler demokrasi açısından son derece üzücü hareketlerdir.

Ülkemizdeki demokratik yapının içine kanser dokuları gibi yerleşmiş vesayetçi anlayışın ve dışarının tetikçiliğini yapan sözde kurumsal kimliğe sahip olan kişiler var. Demokrasi dışı yönelimlerin önü Türkiye’de geri gelmeyecek şekilde kapandı. Millet seçtiği kişileri her şekilde koruyabileceğini, 15 Temmuz gecesi çok net şekilde gösterdi.

Sözde kurumsal kişilikleri de olan bu zevat millete darbe üzerinden santajvari açıklamalarda bulunuyor. Fakat millet kendisine şantaj yapılmasını hiç sevmez, kendisine şantaj yapanları da affetmez. Mutlaka bunun hukuk karşısında ve siyaset düzleminde karşılıkları olacaktır.

DÜNYANIN YENİ YÜKSELEN DEĞERİ TÜRKİYE

Korona virüs mücadelesinde artık son etaba geldik. Türkiye bu krizi diğer ülkelere göre daha kısa sürede ve daha az can kaybıyla atlattı. Yakaladığımız bu başarıyı rehavete kapılmadan, sosyal izolasyon kuralarına uyarak kalıcı hale getirebiliriz.

Korona krizine karşı oluşturduğumuz devlet-millet iş birliğimiz dosta ve düşmana önemli bir cevap verdi. Sosyal devlet anlayışının en ucra noktalara kadar götürülmesi Türkiye’yi, dünyaya yeni yükselen bir değer olarak sundu.

Az kaldı Türkiye’m.

Son etapta yakaladığımız başarıyı kurallara uyarak kalıcı hale getireceğiz. Temmuz ayı itibariyle yurt içinde her şey normale dönecek, devletimiz bu konuda gerekli tedbirleri alıyor.

Biraz daha gayret göstereceğiz.

Hep birlikte başaracağız.

Dr. Eray Güçlüer

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

Dr. Eray Güçlüer Diğer Yazıları