Yazarlar

Dr. Eray Güçlüer

Dr. Eray Güçlüer

Kazakistan'da denemeler

Kazakistan'da 2 Ocak'ta başlayan olaylar artık iyice durulmaya başladı. Durum kontrol altına alınmış gibi görünüyor. Kardeş Kazak halkına geçmiş olsun diyorum. Umarım ne Kazakistan ne de diğer devletler bir daha bu tür bir iç kargaşalık yaşamazlar. Ancak dikkatli olmak lazım sanki birileri hala pusuda bekliyor gibi. Ne demişler "Su uyur Düşman uyumaz".

Kazakistan coğrafyasında yaklaşık iki hafta gibi kısa bir sürede inanılmaz gelişmeler yaşandı. Olaylar bir anda Kazakistan'ın iç meselesi olmaktan çıkıp bölgesel hatta kısa süreli de olsa küresel bir sorun haline geldi. Sıvılaştırılmış Petrol Gazına (LPG) yapılan zamlar bahane edilerek pek çok yerde başlatılan olaylar bir anda devlete karşı bir silahlı ve kolektif şiddet hareketlerine dönüştü. Buradan iki sonuca varmak mümkün. Demek ki aslında LPG'ye yapılan zamlar bahane asıl amaç farklıymış. Asıl amaç Kazakistan devletinin iç mücadelelerle zayıflatılması ve sonrasında Irak veya Suriye örneklerinde olduğu gibi belki de beş veya 6 parçaya ayrılması. Böylece bölgenin en önemli ve en güçlü aktörü olan Kazakistan üzerinde istikrarsızlığın domino etkisiyle bütün doğu Kafkasya'ya yayılması. İkinci sonuç ise bu şiddet hareketini gerçekleştirenler aslında büyük çoğunlukla Kazak halkı değil. Zaten tutuklamalarda ele geçirilen eylemcilerin kombinasyonu da bunu gösteriyor. Kazakistan'dan yurtdışına kaçmak için sınırı geçerken yakalanan 800 militanı Kazakistan'a kim gönderdi? Ayrıca Kazakistan'ın içinde yakalanan büyük çoğunluğu yabancılardan oluşan 10 bin eylemcinin orada ne işi var? Tabi bir de yakalanamayanlar var. Demek ki ciddi bir hazırlık yapılmış. Buradan hareketle yine iki hususun altını çizelim. Birincisi bu hazırlıklar iki kutuplu dünya düzenin sona erdiği 1990'lı yıllardan beri yapılmakta. İkincisi ise sadece Kazakistan için değil daha pek çok ülke için benzer hazırlıklar yapılmış durumda. O yüzden dedim dikkatli olmak lazım diye. Türkiye bu belayı 15 Temmuz 2016'da def etmeyi başardı. Şükürler olsun ki Kardeş Kazakistan'da bunu bertaraf edebildi. Ancak benzer durumların bir daha yaşanmaması için biraz içerik analizi yapmakta fayda var.

Öncelikle bahane olarak kullanılan sosyo-ekonomik problemler olayların başlatıcısı durumunda bir işlev görmekte. Kazakistan'da bunu çok net gördük. Burada Kazakistan devlet akını tebrik etmek lazım. Olaylar başladığı andan itibaren bir taraftan silahlı şiddet eylemleriyle baş etmeye çalışırken diğer yandan da halkını dinleyerek ekonomik ve sosyal problemlerin çözümü için kolları sıvadı. LPG zamlarını geri çekti ve ekonomik rahatlama sağlayabilecek diğer önlemleri hayata geçireceğini açıkladı. Toplum bunu duydu ve kabul etti. Bence en önemli dönüm noktası da burası oldu. Halk bir anda provokatif eylemcilerden ayrılarak evlerine çekildi. Yine eş zamanlı olarak devlet içine sızmış dış güdümlü gizli tetikçilere karşı örtülü operasyonlar yapılmaya başlandı. Pek çok kritik isim tutuklanarak bertaraf edildi. Böylece aslında dışarının elemanı olan devlet içinde önemli yerlerde ve çok önemli yetkilere sahip kişilerin eylemcileri yönlendirme ve yönetebilme kabiliyetleri kısa sürede yok edildi. Yani eylemciler bir anda adeta kör ve sağır oldular. Kolektif şiddet hareketlerinde koordinasyon ortadan kalktı, olaylar düzensiz ve dağınık eylemlere dönüştü. Tabi ki bunları etkisiz hale getirmek daha da kolay hale geldi. Sonucu hep birlikte izledik.

Olaylar büyük ölçüde bastırıldıktan ve ülke genelinde durum kontrol altına alındıktan sonra Kazakistan hükümetinin sosyo-ekonomik ve sosyo-politik içerikli operasyonel faaliyetleri devam etti. Aslında halen de devam etmekte. Özellikle milli sermayenin belirli aile guruplarından alınıp gelir adaletini sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmesi çok önemli. Yine yeni bir hükümetin kurulması ve devamında yeni yönetimsel ve istihbari yapılanmaların gerçekleştirilmesi de yine çok önemli sayılabilecek hususlar. Ayrıca Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütüne bağlı askeri güçlerin de kısa sürede evlerine dönmelerinin sağlanabilmesi de hükümetin iç ve dış kamuoyu nezdinde itibarını oldukça arttırdı. Sonuçta Kazakistan devlet aklı olayları sadece şiddet kullanarak değil aynı zamanda toplumsal sorunları da çözme yönünde tercih yapmıştır. Böylece bundan sonra olası yeni denemelere karşı daha güçlü bir Kazakistan oluşturmanın da temelleri atılmıştır. Zaten sağlıklı olan da bu. Eylemcilerin yakalanarak adalet önüne çıkarılmaları ülkenin dış kamuoyundaki imajı bakımında da son derece önemli. Ama neredeyse son 32 yıldır ülke içine ve özellikle devlet sistemine sızmış Türkiye'deki FETÖ benzeri artıkların Kazakistan'dan temizlenmeleri kısa sürede pek mümkün olamayabilir. O yüzden Kardeş Kazakistan'ın Türkiye'nin yaptığı gibi sabırla ve kararlılıkla mücadeleye devam etmesi önem arz etmektedir. Ancak Kazakistan'da bahane edilerek başlatılan olayların temelindeki sosyo-ekonomik ve sosyo-politik kırılganlıkların Kazakistan'ın güneyindeki dost ve kardeş ülkeler içinde geçerli olduğunu belirtmek isterim. Dolayısıyla Türk Devletleri Teşkilatı'nın daha güçlü hale getirilmesi ve bünyesinde kendi dokusundan bir askeri teşkilatın kurulması ciddi bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Dr. Eray Güçlüer Diğer Yazıları