Yazarlar

Dr. Eray Güçlüer

Dr. Eray Güçlüer

15 TEMMUZ: Türk milletinin emperyalizme cevabı

Dr. Eray Güçlüer tüm yazıları

15 Temmuz’da destan yazan milletimiz sadece FETÖ’ye değil, arkasındaki küresel güçlere de önemli bir ders verdi. Hızla ayrışan dünyamızda, özellikle kurumsal devlet yapılarının domino taşı gibi yerle bir olduğu Ortadoğu coğrafyasında dimdik ayakta durabilmeyi başaran tek ülke Türkiye. Ülkemizin başına FETÖ’yü bela eden mihraklar, Çanakkale Ruhu’nun yeniden canlanabileceğini, gerekirse Türklerin tekrar çıldırabileceğini hesap edemediler.

Tanklarla milletimizi ezmeyi düşünenler, o gece Türkiye’nin ayakları altında ezildiler. Her bir ferdi tek başına kahraman olan insanlarımız 15 Temmuz’da tarih yazdı, her türlü silahı olan FETÖ’cü hainlere çıplak elleriyle karşı koydular, tanklara, helikopterlere, uçaklara göğüslerini siper ettiler, asla boyun eğmediler.

Aslında bu bir milattır. Çünkü silahı olmayan sivil insanların silahlı güçleri yenebilmeleri insanlık tarihinde pek görülen bir şey değildir. Bakınız son 50 yılda dünyada meydana gelen yaklaşık 250 darbe girişiminde halkın darbecileri yendiği tek ülke Türkiye. O yüzden biz çok farklı bir milletiz. Vatan söz konusu olduğunda öngörülemeyen, tahmin edilemeyen, bir anda kenetlenebilen bir milletiz.

FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ PKK’DAN DAHA TEHLİKELİ

2016’dan beri FETÖ’yle mücadelede çok önemli mesafeler kat edildi. Yurt içinde FETÖ tehdidi büyük oranda ortadan kaldırıldı. FETÖ davalarının çoğu karara bağlandı. Kaos yaşanmadan, toplumsal krizler olmadan bu süreçlerin sonuçlandırılabilmesi devletimizin kurumsal yapısının ne kadar sağlam olduğunun da önemli bir göstergesidir.

Darbe girişimleri olan devletlerin pek çoğu toplumsal ve siyasi kaoslara sürüklenmiş, bu ülkelerde yıllar süren iç çatışmalar yaşanmıştır. Dolayısıyla FETÖ’yle mücadelenin demokrasi ve hukuk eksenli sürdürülmüş olması da ülkemiz için çok büyük bir başarıdır.

Her toplumda değişik kademelerde pek çok yönetici bulunur. Ama her toplum lider çıkaramaz. 15 Temmuz, milletin ferasetinin liderin dirayetiyle birleştiği ender anlardan biridir. Her türlü riski göze alıp en kritik yer ve zamanda milletine önderlik edebilmek, sayın Cumhurbaşkanının liderliğinin tezahürüdür ve tarihi ancak liderler yazar.

Evet tehdit büyük ölçüde bertaraf edilmiştir. Ama tehlike geçmemiştir. Çok çeşitli şekillere, formlara bürünebilen FETÖ, PKK’dan bile daha tehlikeli bir terör örgütüdür. PKK ile mücadelede düşmanın varlığı biliniyordu. Bu nedenle tehdit doğal olarak tedbirler de üretiyordu.

FETÖ MÜCADELESİ ÇOK YÖNLÜ DEVAM ETMELİ

Tedbir üretilmesi için karar vericiler üzerinde baskı oluşturuyordu ve toplumsal bilinç sürekli canlı kalabiliyordu. Ancak halkımızın insani ve dini duygularını istismar edip devlete sinsice sızan FETÖ’cüler çok uzun bir süre tehdit olarak algılanamadı, kendilerini gizlemeyi başardılar.

O yüzden önceden tedbir üretilemedi. Düşünün ki bir vücuda mikrop girdiğinde bünye tepki gösterir, beden hasta olur, vücudun savunma sistemi harekete geçer. Ancak içeriye mikrop girdiğini fark edemeyen bünye reaksiyon gösteremez, sinsi mikrop bedeni yavaş yavaş ele geçirir.

FETÖ’cülerin ve onları yöneten üst aklın planı da buydu. Ama plan tutmadı. 54 yıl önce uygulamaya konan sinsi FETÖ projesinin yok edilmesinde mücadelenin başarısını sabır ve kararlıkla yürütülecek süreçler belirleyecektir. Sadece içeride değil dışarıda da FETÖ mücadelesi çok yönlü olarak devam etmeli, asla hız kesmemelidir.

Küreselleşme çağında her türlü teknolojik imkanların kullanılabildiği günümüzde yurt içinde kalan FETÖ artılarının hala dışarıdan taktik, teknik ve maddi destekler alabildikleri biliniyor. Bu nedenle sadece polis, jandarma, hakim ve savcıyla değil, aynı zamanda üst devlet aklıyla mücadeleye devam edilmesi son derece önemlidir.

Yurt dışında özellikle Avrupa ve Amerika’da FETÖ diasporalarının kurulmaya çalışıldığı unutulmamalıdır. Kendini kopyalayarak tekrar çoğaltan kanser hücreleri gibi FETÖ’cülerin de toparlanmak ve bu milletin başına tekrar bela olmak için her fırsatı kolladığı her zaman hatırda tutulmalıdır.

Bu nedenle sadece 15 Temmuz’da değil, yıl içinde değişik zamanlarda paneller, sempozyumlar ve çeşitli etkinlikler düzenlenmeli, toplumsal bilinç daima canlı ve yüksek tutulmalıdır. İstihbarat teşkilatımız, dünyanın her yerinde bu hainlerin peşinde olmalı onlara asla nefes aldırmamalıdır.

Mücadele birimlerinde FETÖ ile mücadele konusunda uzmanlaşma sağlanmalı ve bu uzman birimlerin kurumsallaşması temin edilmelidir.

Bu vesileyle 15 Temmuz’da şehit olan vatan evlatlarına Cenab-ı Allahtan rahmet diliyorum, gazilerimize bir kez daha şükranlarımızı sunuyorum.

Çok yaşa Türkiye’m…

Dr. Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

Dr. Eray Güçlüer Diğer Yazıları