Yazarlar

Bedir Acar

Bedir Acar

Şehri imar ederken…

Bedir Acar tüm yazıları

Kamu kurumları, belediyeler kimi zaman çeşitli sanat yarışmaları düzenliyor; resim, hikaye, şiir, kısa film vs.

Elbette bu yarışmalar, sanat dünyamıza birer 'üstat' kazandırmak iddiasında olmasa da, 'kendini ifade' imkânı sağlayan birer platform olarak, özellikle genç dimağlar açısından önemli.

Üstelik çeşitli miktarlardaki para ödülleri, yarışmaları cazip hale getiriyor. Bununla birlikte, maddi ödülün ötesinde, yapılan işin beğenilmesi ayrı bir haz...

Edebiyat dünyasında fark yaratmış kimi ustaların yolunun kimi zaman bir dergiye gönderilen şiirden, öyküden, kimi zaman yarışmalardan geçtiğini biliyoruz.

Peki, biz insanoğlu için hissiyatımızı bir resimde, bir bestede, bir edebiyat metninde dile getirmek neden bu denli önemli? Yazmak neden ihtiyaç olsun ki?

Peter Weir imzalı (1989 ABD yapımı) Ölü Ozanlar Derneği filmini izleyenler hatırlayacaktır; katı disipliniyle bilinen Welton Academy'de geçen film, öğrencilerine şiirden, sanattan bahsetmesiyle ilham veren bir öğretmenin, John Keating'in (Robin Willams) hikâyesini anlatıyor.

Modern dünyada işletme veya tıp okuyan birinin 19. yüzyıl edebiyatı üzerine düşünmesinin gereksiz ve hiçbir işine yaramayacağını düşünüyor olabiliriz.

Elbette bir liseli heyecanıyla şiir okuyup yazdığımız için her birimiz sanatçı olmayacağız, bir Shakespeare, bir Rembrandt, bir Necip Fazıl, Yahya Kemal olmayacağız...

Ve fakat, biz insanoğlu sadece hoş olduğu için şiir okuyup yazmıyoruz; insan ırkının birer ferdi olduğumuz için okuyup yazıyoruz ve insan ırkının içinde coşkular, ifade edilmeyi bekleyen haykırışlar, sessiz çığlıklar vardır.

Sözcüklerin ve fikirlerin dünyayı değiştirebileceğine inanan Keating'e göre tıp, hukuk, mühendislik, vs; yaşamak için gerekli olan asil birer meslektirler, ama şiir, güzellik, aşk, sevgi... Biz biraz da bunlar için hayattayızdır.

Konuyu daha fazla romantize etmeden sanat alanında düzenlenen bir yarışmadan haber vermek istiyorum.

Ümraniye Belediyesi tarafından 18 yıldır gerçekleştirilen resim, hikâye ve şiir yarışması belki de John Keating'in bahsettiği türden insani coşkuları tetikliyordur.

Dile kolay, 18 yıl.

Ülke çapında ve herkese açık olarak düzenlenen yarışmaya gönderilen eserler, her bir alan için ayrı ayrı oluşturulan jüri heyetleri tarafından, iki aşamalı olarak değerlendiriyor, yarışmanın birinci, ikinci ve üçüncüleri belirleniyor.

Bildiğim kadarıyla dereceye giren eserler (şiir ve öyküler) bir kitapta toplanıp yayınlanıyor, resimler ise sergileniyor.

Belediye, bu yılki resim yarışmanın konusunu (Sayın Cumhurbaşkanı'nın Birleşmiş Milletler'in adaletten uzak karar alma mekanizmasına eleştiri mahiyetinde söylediği (Dünya beşten büyüktür) sözünden hareketle 'Yeni Dünya Düzeni' olarak belirlemiş.

Yarışma için son başvuru tarihi 1 Temmuz 2022 Cuma günü (mesai bitimi) olarak belirlenmiş.

Hikâye ve şiir yarışmalarının konusu ise serbest; son katılım tarihi 27 Mayıs 2022 Cuma.

Yarışmalar sayesinde yetenekli kişileri kültür ve sanata teşvik ettiklerini söyleyen Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım güzel bir benzetmede bulunmuş; "Kenti bir vücut olarak ele alırsak, kültür sanat da o vücudun ruhunu oluşturur.'

Doğrusu, şehirler sadece altyapı ve imar hareketleriyle değil; kültür, sanat ve edebiyat çalışmaları ile de gelişirler.

Evet, güzel şehirler inşa edebiliriz ancak o şehirlerde yaşayacak insanları da 'güzel ruhlu insanlar' olarak yetiştirmek lazım gelir.

Bilge mimar Turgut Cansever ne diyordu:

''Şehri imar ederken, nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder."

Bu yıl Ümraniye'deki yarışmaların, hayatını milli ve manevi değerlerin yükselmesi yolunda geçiren ünlü şair ve mütefekkir Üstad Sezai Karakoç'a ithaf edildiğini de hatırlatalım.

Bedir Acar Diğer Yazıları