S-400'ler savaş değil, barış için

S-400'ler savaş değil, barış için

Siyaset Haberleri

Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi tedarikinin tamamen kendi toprakları içinde ve bölgesinde barışı koruma amaçlı olduğunu gösterdiğini belirten Başkan Erdoğan “Biz, S-400’leri alarak savaşa hazırlanmıyoruz. Barışı ve kendi milli güvenliğimizi garanti altına almaya çalışıyoruz” dedi. 

MUSTAFA KARTOĞLU

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, gazete ve televizyon kanallarının genel yayın yönetmenleri, bazı yazar ve akademisyenlerle Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi. S-400 tanıtım filminin gösterilmesinin ardından konuşan Erdoğan, Türkiye’nin milli güvenliği ve egemenlik hakları bakımından önemli bir tartışma olan S-400 konusunda gösterdikleri onurlu duruş için medya temsilcilerine şükranlarını sundu.  

GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ 

Ortaya çıkan tablonun, Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi tedarikinin tamamen kendi toprakları içinde ve bölgesinde barışı koruma amaçlı olduğunu gösterdiğini belirten Erdoğan şöyle devam etti: “Biz, S-400’leri alarak savaşa hazırlanmıyoruz. Barışı ve kendi milli güvenliğimizi garanti altına almaya çalışıyoruz. Savunma sanayimizi geliştirmeye yönelik diğer tüm atılımlarımızın da amacı budur. Kıyıdaki, köşedeki ülkelere yapılanlar şayet siyasi, ekonomik, askeri olarak yeteri kadar güçlü olmazsak, bizim başımıza geleceklerin küçük bir örneğidir.” 

ABD AĞZIYLA KONUŞUYORLAR

“Siyasette şu anda S-400 konusunda maalesef adeta Amerika’nın temsilcileri gibi gayret edenler var. NATO’nun bundan mutlu olması lazım. NATO’nun en güçlü ayağı 3-5 ülke varsa, bunun bir tanesi Türkiye’dir. ABD’den sonra 2. ve ya 3. sırada ödemelerini en sağlıklı şekilde yapan ülke de Türkiye’dir. Aynı zamanda NATO’ya güç katacaktır. Şu anda bizim en sıkıntılı anımızda savunma sistemlerini istediğimizde 4 ülke bize patriotlar noktasında destek verdi. Bunlar da ne denli sağlıklı olacak o da ayrı düşündürücü bir konumda. Süreler yakın her an çekilebilir durumdalar."

TARİHİMİZİN EN ÖNEMLİSİ

“Yıl sonuna kadar belli bir bölümü ve 2020’nin nisan ayına kadar tamamıyla bu işi bitirmiş olacağız ve çok daha öz güven içerisinde yolumuza da devam edeceğiz. Tarihimizin şu anda en önemli anlaşması, S-400 anlaşmasıdır. Çünkü bu bir pazar olma mantığı değildir. Bu aynı zamanda bir ortak olma, üretime beraber geçme sürecidir. S-400'ün kontrolü tamamen TSK'ya aittir. Yazılım konusu, ortak üretimle ilgili süreçtir. 100 kişi Rusya’da eğitim aldı. Bu sayılar yeterli sayılar değil. Bu 100, belki çarpanı 10 olacaktır. Medya aracılığıyla gelişmeleri takip eden milletimizin ne kadar doğru, sağlıklı, berrak bilgilere ulaşırsa bu tür meselelerdeki kararlarını da o derece sağlıklı vereceğine inanıyorum."

S-400 savunma F-35 taarruz

S-400 ve F-35’in aynı anda savunmaya katılmasını değerlendiren Erdoğan, şunları kaydetti: “S-400 bir hava savunma sistemidir. Ama F-35 bir taarruz silahıdır. Biz tabii buradaki 9 ortak ülkeden bir tanesiyiz. Fakat bütün bunlara rağmen, yapılanlar hem dostluğa, hem böyle ortaklığa da yakışmıyor. S-400 farklı bir şey F-35 farklı bir şey. Başkan Trump’ın altındakilerle aynı düşüncede olduğuna inanmıyorum. Bunu da en son G-20 Osaka’da yaptığımız toplantıda tüm dünya basınının önünde çok net söyledi. Temenni ederim ki F-35 konusunda farklı bir istikamette gelişme olmaz. Şimdi ikide bir bazı yaptırımlardan bahsediliyor. Ben bu konuda da, Trump’tan aldığım izlenimlerden de hareketle söylüyorum. CAATSA'yı öne sürüyorlar. CAATSA ile ilgili imzayı Trump 2017’de attı. F-35'ler bu kapsamda değil.  Biz devletlerarası ciddiyetten hareketle adımımızı attık."

Orta yolu Trump bulmalı görüşebilirim

"Burada aslında orta yolun en önemlisi F-35. 9 ülke var, bir tanesi biziz. S-400 almamamızı istiyorsanız, biz alternatif çalışmak istiyoruz. Verin bize patriotları, sizden de patriot alalım. O da olsun, o da olsun elimizde.ABD'nin savunma bakanı bir heyeti, önümüzdeki hafta Türkiye'ye gönderecek.  Ben de bu konuda Trump ile görüşebilirim."

Trump, Menendez'in oyununa gelmez

Erdoğan, F-35 konusunda kısıtlama öneren ABD’li Demokrat Parti Senatörü Bob Menendez'in Türkiye düşmanı biri olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Bu zatın tehdidi Türkiye ile ABD ilişkilerini bozmaya yönelik hesapsız bir tehdittir. Ben inanıyorum ki Trump bu oyuna gelmeyecektir.” 

S-500’ü Rusya ile yapabiliriz

Erdoğan, S400 füzeleriyle gelen 24 bataryanın füzeleri hakkında şu bilgileri verdi: “Rusya ile bağlantılı olan konularda bütün hassasiyetlerimizi, kendileriyle konuştuk. Putin ile yaptığım görüşmede de ortak üretim üzerinde hassasiyetle durduk. Belki biz bu sürecin arkasından S-500’ü de Rusya ile yapabiliriz. Çok daha ileri süreci düşünmek durumundayız.” 

Doğu Akdeniz’de koparılan kıyamet bizi ilgilendirmiyor

Doğu Akdeniz’deki gelişmelere değinen Erdoğan, Yavuz ve Barbaros gemilerinin çalışmalarına devam ettiğini belirterek şöyle konuştu: “İHA’larımız gerek insansız, gerek silahlı, onlar sürekli bölgede uçuyor. Onun için de burada koparılan kıyamet, bizi ilgilendirmiyor. Kuzey Kıbrıs’ta soydaşlarımız var. Güney Kıbrıs’ta Rumlar var. Üç tane garantör ülke var. Türkiye-Yunanistan-İngiltere. Biz, garantör ülke olarak Kıbrıs’ta yaşayan Rum ve Türklerin haklarını savunma noktasında söz söyleme hakkına sahibiz. AB ve BM üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmedi. Bürgenstock’taki yapılan görüşmelerde verilen sözlerin hiç biri yerine tutulmadı. Şimdi çıkmış AB yaptırım uygulayacakmış; yap. Kusura bakma. Siz, tek taraflı hareket ederken size ‘eyvallah’ mı diyeceğiz? Buradaki duruşumuz da diktir.” 

Sığınmacı politikamızla Nobel'e layığız

“Türkiye’ye tamamen kendi fedakarlığıyla yürüttüğü sığınmacı politikası sebebiyle Nobel Barış Ödülü verilmesi gerekir. Biz bu gayretleri, herhangi bir karşılık beklediğimiz için değil sadece insanlığımız ve kültürümüz gereği ortaya koyduk. Bu 4,5 milyon, 5 milyonu buluyor. Dünyada bunun başka örneği yok.” 

(Başkan Erdoğan, Vahdettin Köşkü’ndeki programın ardından Çengelköy’deki bir restorana uğradı. Erdoğan, burada vatandaşlarla sohbet etti, hatıra fotoğrafı çektirdi.)

Terör koridorunun ucunu kapatıyoruz

S-400 sürecinde Suriye krizinin derinleştiğini ve Türkiye için yeni tehditler üreten bir bataklık haline dönüştüğünü belirten Erdoğan şöyle devam etti: “Sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunun batı kanadında Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla önemli ölçüde kırdık. Sahada Rusya ile işbirliği halinde İdlib’deki durumu stabil hale getirdik. Her ne kadar rejim sürekli ateşkesi ihlal ediyor olsa da İdlib’in güvenliğini sağlama konusunda Rusya ile anlayış birliğini koruyoruz.” 

Erdoğan, bölgedeki gözlem noktalarına rejim saldırılarının devam etmesi halinde karşılık vermek yerine, birtakım çözümler üretmenin gerektiğini taraflara açıkça ifade ettiklerini vurgulayarak, Kuzey Irak’taki duruma değindi: 

PENÇE İLE KANDİL BİTER 

“Pençe ve Pençe-2 Harekatları şu anda başarıyla devam ediyor. Bu sürecin sonunda artık Kandil diye bir tehdit kaynağı kalmayacağına da inanıyorum. Kandil’e alternatif Sincar’ı inşa etmeye çalıştılar. Orası da temizlendi. Böylece Fırat’ın doğusunda kökleştirmeye çalıştıkları terör koridorunun ucunu da kapatmış olacağız.” 
Erdoğan, değerli kalemlerin, bu noktada değerli sözü olanların, gazetedeki köşelerinde veya televizyonlar kanalıyla halkı bilinçlendirme noktasında vereceği desteğin, halkın devletine olan güvenini daha da arttıracağını söyledi: “Zaman zaman şehitlerimiz de oluyor ama böyle bir cenge çıktığınız zaman şehit vermemek mümkün değil. Temennim o ki dik duralım, dikleşmeyelim."

Benim notumu milletim düşürmesin

AB üyesi ülkelerin ellerindeki en büyük silahlarının ekonomik yaptırımlar olduğunu ifade eden Erdoğan şöyle devam etti: “Yeter ki benim milletim notumuzu düşürmesin. Onların not düşürmesi bizi o kadar ilgilendirmiyor. Şu anda bizim enflasyonumuz 15,7’ye düşmüş vaziyette. Bu yıl sonuna kadar hedefimiz tek haneli rakam."

Tüm Siyaset haberleri için tıklayın