Taş devrine doğru büyülü bir yolculuk

Milattan önce 10 binlerde buzullar yavaş yavaş kuzey yer kürenin ortalarından yukarılara doğru çekilmeye başlayarak verimli toprakları güneş ışıklarıyla buluşturdu.

SERDAR SAĞLAM

Anadolu ve Mezopotamya'da tabiat bin bereketle insanı kucakladı. Yüz binlerce yıldır zorlu koşullarda güneyden kuzeye, doğudan batıya dünyanın her bucağına göç ederek yaşayan atalarımız, artık kesin hükmünü ilan eden Güneş'in krallığında; yerin bitirdiklerini tanımaya ve ekip biçmeyi öğrenmeye başladı. Ektiklerinin başında durmak için artık göç etmeyi bırakıp oldukları yerde yerleşmelilerdi. Bunun için çevredeki kireç taşlarını da kullanarak bilinen ilk taş köyleri kurup oturdular. Ve belki de; bu yeni tanıştıkları berekete şükretmek, atalarının soğuk günlerde yaşadıkları zor yıllara tekrar dönmemek için bir kutsal güce saygılarını sunmak niyetiyle dikili taşlardan; Göbeklitepe'den bildiğimiz o meşhur T şekilli taşlardan ilk ritüel alanlarını kurdular.

HERKES HEYECANLIYDI

Biz de Şanlıurfa'nın esintili ama güneşin kendini gizlemediği bir gününde atalarımızın bu ilk evlerinin toprağın üzerine çıkarıldığı Karahantepe'ye doğru yola çıktık. Şehir merkezine yaklaşık 50 kilometre mesafede olan kazı alanına doğru giderken burayı ilk kez ziyaret edecek kişiler olmanın heyecanını çoğumuz hissediyorduk. Türk gazeteci meslektaşlarımla birlikte yabancı basından da çok sayıda kişi bizimle birlikteydi. Onların gözündeki heyecanı gördükçe ayrıca mutlu oldum ben. Urfalılar zaten kentlerinin dünyaya sunduğu tarihi mirasın uzun zamandır bilincinde. Bölgenin insanı artık gördüğü, bulduğu en ufak bir buluntuyu görevlilere haber vererek, amatör birer arkeolog gibi günlük hayatlarına devam ediyor. Kazı çalışanları ile çevredeki köylüler organik bir yapı oluşturmuşlar.

URFA'NIN MİSTİK HAVASI

Tüm bunları düşünerek bir müddet yol aldıktan sonra Viranşehir'e giden ana yoldan çıkıp, 'Karahantepe' yazan tabelanın işaret ettiği sağa sapan beton bir yola sapıyoruz. Bu yol, ziyaretçilerin tarihi noktaya rahata bir yolculuk yapabilmeleri için inşa edilmiş. Urfa'nın uçsuz bucaksız coğrafyasının kalbine giden bir patika gibi... Sağımızda ve solumuzda bir süre devam eden sarımtırak düzlükler yerini biraz sonra beyaz kayalarla süslü tepelere bırakıyor. Üzerine inciler dökülmüş gibi duran bu tepelerin arasında kıvrılarak ilerlerken insan istemsiz bir şekilde tefekküre dalmaktan kendini alamıyor. Urfa'nın neden bu kadar mistik ve ruhani bir atmosfere sahip olduğunu belki de daha iyi anlamama vesile oluyor. Adeta hacı kafilesi gibi sükut halinde ilerlerken yolun nasıl bittiğini anlamadan kazı alanına varıyoruz.

TEPEYE VARIŞ VE SONRASI

Araçtan indikten sonra toprak yoldan tepeye doğru iki yüz metre civarında orta eğimde tırmanıyoruz. Alana ulaşır ulaşmaz herkes heyecanla kameralarını ve telefonlarını çıkarıp ilk video ve fotoğrafları çekmeye başlıyor. Kazı alanının en büyük kısmı, ortada adeta salon gibi duran genişçe bir ritüel alanı. Buraya doğru ekip tarafından ahşap bir iskele inşa edilmiş. Kimilerimiz iskeleye akın ederken kimilerimiz daha yükseğe çıkarak iyi bir kadraj yakalamaya ve her detayı görmeye çalışıyor. Salona benzeyen alanın kenarında doğadaki bereketi kutsamak amacıyla eril güçleri temsil eden dikili taşlar bir insan figürü etrafında bulunuyor. Onun hemen yanında da dişil güçleri temsil eden bir oyuk var. Bunların hemen üstüne Cennet bahçesindekine benzeyen bir yılan çizilmiş... Önlerinde de Antik Mısır'daki yeraltı tanrısı Anubis'e benzer bir tilkİ yer alıyor. Bu alanın çevresinde de ilk evlerimiz... Adeta alanı tavaf ederek her köşesini, her detayı zihnimize nakşedip anlamaya çalışıyoruz. Biraz önce kazı başkanından dinlediklerimiz ışığında atalarımızı bu taşların arasında hayal edip 11 bin yıl öncesine dönüyoruz.

AMAZON VİLLASI'NDA HARİKA MOZAİKLER VAR

Biraz daha yakın tarihe dair harika eserler de Urfa'da görülebilir. Şanlıurfa Müzesi'nin içinde bir de Halepli Bahçe Mozaik Müzesi yer alıyor. Kazı alanında bulunan Amazon Villası'nın üzeri kolonsuz olarak kapatılarak inşa edilen müze Roma dönemine ışık tutuyor. Mozaiklerdeki Amazon kadınlarına ilişkin betimler nedeniyle bu adı almış. Müzede ayrıca kaçırıldığı yurt dışından geri getirilen Orfeus Mozaiği de sergileniyor.

ŞANLIURFA MÜZESİ KESİNLİKLE ZİYARET EDİLMELİ

Karahantepe ve Göbeklitepe'yi ziyaret etmeden evvel Şanlıurfa Müzesi'ni mutlaka gezmek ve yerleşik hayata ilk kez geçen insanların kullandığı alet ve eşyaları görmek gerekiyor. Müzede sadece günlük kullanım eşyaları değil, minik insan ve hayvan figürlerinden iki metrelik taş heykellere kadar çeşitli eserler bulunuyor. Bu eserleri incelerken hem hayret ediyor hem de Urfa'daki atalarımızın nasıl yaşadıklarını biraz daha iyi anlama şansı yakalıyoruz.

Tüm Kültür Sanat haberleri için tıklayın