Kabil ile 'Libya' formülü

Başkan Erdoğan, Afganistan'ın İstiklal Savaşı'nda Türkiye'ye desteğini unutmadıklarını belirterek, “Biz orada yabancı güç olarak bulunmadık. Libya benzeri bir anlaşma yapabiliriz” dedi.

Kabil ile 'Libya' formülü

Başkan Erdoğan, 24 TV ve TV 360 ortak canlı yayınıyla gündeme ilişkin soruları cevapladı: "Bazı ülkeler Afganistan'a tıpkı Suriye'de yaptıkları gibi sadece terör ve göç zaviyesinden bakıyor. 'Terör ve göç bize gelmezse sorun yok' diyorlar. Oysa terörü de göçü de var eden on yıllardır izlenen yanlış politikalardır. Bunlarla yüzleşmeden barış ve istikrara katkıda bulunmak mümkün değil... Afgan halkının İstiklal Savaşı'nda verdiği desteği unutmamız imkansız. Afganistan'la ülkemiz arasında 1 Mart 1921'de imzalanan ittifak anlaşmasında iki ülkenin kaderi ve saadeti birbirinindir ifadesi var."

TALİBAN'IN TÜRKİYE'YE YAKLAŞIMI

"Yönetimde kim olursa olsun, iyi ve kötü gününde Afganistan'ın yanında yer almak hem ahde vefanın hem de kardeşliğimizin gereğidir... İlgili kurumlarımız bir süredir Taliban'la irtibat halindeydiler. Biz de Taliban yöneticilerini kabul edebileceğimizi daha önce ifade etmiştik. Afgan halkının huzuru, bu ülkede yaşayan Türk soydaşlarımızın selameti ve ülkemizin çıkarlarının korunması noktasında her türlü iş birliğine hazırız. Taliban yöneticilerinin itidalli ve ılımlı açıklamaları memnuniyetle karşılıyoruz. Özellikle Taliban'ın Türkiye'ye yaklaşımı köşeli değildir. Daha dikkatlidir ve bizimle olan ilişkilere yaklaşımı çok daha hassastır. Temenni ediyorum ki bundan sonra da aynı hassasiyet devam edecektir."

LİBYA'DAKİ GİBİ BİR ANLAŞMA OLABİLİR

"Afganistan'daki vatandaşlarımızın güvenliği ve huzurunu temin etmek bizim bir numaralı önceliğimiz. Afganistan'dan toplam 552 Türk vatandaşının tahliyesi sağlandı. Biz bir NATO ülkesiyiz ve bu ülkenin istikrarı için elimizden gelen gayreti gösterdik. Hamid Karzai Havalimanı'nın güvenliğine katkı sunmanın yanı sıra ülkenin ayağa kalkınması için de çaba harcadık. Afganistan'a ciddi yatırımlar yaptık, bundan sonra yapacağımızın bazı alametleri de ortada. Afganistan'daki askerlerimiz hiçbir zaman muharip bir güç olarak görev yapmadı. Biz askerlerimiz orada asla yabancı bir güç olarak görmedik, kullanmadık. Amerika'nın çekilmesi sonrasında amacımız havalimanının emniyetini temin ederek bu ülkenin güvenliğine katkı sağlamaktı. Bu niyetimiz bakidir. Türkiye'nin Afganistan'daki askeri varlığı yeni yönetimin de uluslararası alanda elini güçlendirecek ve işini de kolaylaştıracaktır. Mesele, öncelikle Afgan makamlarıyla bir anlayış birliğine varmaktır. Farklı seçenekler üzerinde konuşabiliriz. Örneğin Libya'daki gibi ikili bir anlaşmayla da bunu çözebiliriz. Bu Taliban olabilir, daha önceki gibi mevcut yönetim olabilir. Bunların hepsiyle bizim dostluğumuz, arkadaşlığımız var."

MERKEL VE PUTİN'LE GÖRÜŞME

"Taliban'ın ülkede kontrolü sağlamasıyla önümüze yeni bir tablo çıktı. Planlarımızı ve görüşmelerimizi ona göre yapıyoruz. Bu ara trafik çok yoğun. Örneğin bu hafta sonuna kadar Merkel'le bir görüşmemiz söz konusu, sayın Putin'le hafta sonunda görüşmemiz söz konusu. Avrupa'dan birçok ülkenin liderleriyle görüşmeler söz konusu."

DUVARIN 157 KM'Sİ TAMAMLANDI

"Düzensiz göçle mücadele noktasında bu etkinliğin artırılması amacıyla yoğun bir çaba harcıyoruz. Sınır güvenliğimiz tahkim etmek için farklı önlemleri devreye aldık. İran sınırımızda 4 ilimiz var: Ağrı, Hakkari, Iğdır, Van. Bu sınırımızın tamamı duvarla örülecek. Ağrı ve Iğdır sınırındaki duvar çalışmalarını tamamladık. Hakkari'de yarısına geldik. Van'da da yoğun şekilde sürüyor çalışmalarımız. Şu an itibarıyla 157 kilometresi tamamlandı... Sadece göç değil, teröre karşı da bunlar bizim için önemli bir bariyer. Bu duvarı oluşturan 3 metre yüksekliğindeki beton blokların üstünde 1 metre de dikenli tel bulunuyor. Bunları ayrıca termal kameralarla da takip ediyoruz. 109 kilometrelik kısmı aydınlatma sistemiyle donatılmış durumda. 790 kilometre boyunca yerleştirdiğimiz kamera ve algılayıcı sistemlerle düzensiz göç hareketlerini sürekli izleyip anında müdahale ediyoruz. Gözetleme kulelerimiz ileri teknolojik donanıma sahip. Kara gözetleme radarı, termal kamera, GPS alıcısı, lazer uzaklıkölçer gibi sistemleri de bünyesinde barındırıyor."

BAE, TÜRKİYE'YE YATIRIMLAR YAPACAK

"Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Ulusal Güvenlik Danışmanı'yla da bir görüşmemiz oldu. BAE'nin Türkiye'ye yönelik yatırımlar noktasında ciddi bir görüşme yaptık. Hangi alanlarda ne gibi yatırımlar yapılabilir, bunları görüştük. Gerek Varlık Fonu başkanımı davet ettiğim gibi Yatırım Destek Fonu başkanımı da davet etmiştim. Öyle bir görüşme oldu ki bu, yol haritası üzerinde kimler hangi adımları atacak bunları belirledik. Çok ciddi bir yatırım hedefleri, planları var. İnşallah çok kısa zamanda BAE ülkemizde ciddi yatırımlara girecek. (Siyasi ilişkilerdeki soğuk dönem) Bu tür iniş çıkışlar olabilir. Birkaç aydır görüşmeler yaparak, belli bir yere gelerek bundan sonraki süreçte de emirle de görüşme yapma durumumuz olacaktır. Bu görüşmelerle birlikte de bölgedeki bazı sıkıntıları aynı kültürün inancın mensupları olarak gidermiş oluruz. Biz bölgenin aktörlerinin kendi sorunlarını birlikte çözmelerini önemsiyoruz."

'BU ADAMIN DOĞRU BİR SÖZÜ YOK'

Başkan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun "Erdoğan NATO toplantısında Biden'e söz verdi" iddialarına sert tepki gösterdi.

"Hukukta bir kaide vardır: Müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. Bu adam nereden bunu gördü? Kendi (ABD) büyükelçisi bile öyle bir şeyin olmadığını söylüyor. Yahu bu adam yalancı. Bu adamın bugüne kadar doğru bir sözü var mı? Yok. Olmayan bir şeyi savunmak, ortaya koymak... Söyledikleri tek şey var; Orada dışişleri yetkilisi yoktu. Ne demek dışişleri yetkilisi yoktu? İlla dışişleri yetkilisin olması mı lazım? Ben varım orada. Dışişleri kime bağlı? Bana bağlı. Ben konuşuyorum. Kiminle? ABD başkanıyla. Kafayı takmışlar tercümanımıza... Orada diyorlar 'Sadece tercüman vardı.' Başınıza tercümanım kadar taş düşsün! Dürüst konuşun ya. Bunu ispatla ben mükellef değilim, sen mükellefsin. Madem böyle bir iddian var bunu ispatlaman lazım. İspatlayamıyorsan özür dile. Ama bunlarda o karakter yok. Kalkıp işleri güçleri acaba Türkiye'nin uluslararası diplomaside yaptığı görüşmelerde ülkeyi nasıl düşüreceğiz... İşte bu tür yalanlar üzerinden ülkemizi, bu ülkenin Cumhurbaşkanını itham etmek ahlaksızlığın daniskasıdır ve bunlar da ahlaksızdır."

AFETLERDE BİLE YALAN ÇARKI İŞLEDİ

"Yalan terörünün mimarı Türkiye'de 'Bay Kemal'dir. Antalya'da belediye başkanlığı CHP'de, Muğla'da, İzmir'de CHP'de. Bütün buralarda acaba sizin karadan bu işlere müdahalelerde nerede itfaiyeleriniz? Hepsinde de biz devlet olarak bu işlere müdahale ettik. Helikopterlerle, uçaklarla müdahale ettik ve bunları yaparken de kalkıp kimseyi suçlamadık. DSİ bütün imkanlarıyla seferber oldu. Sen sel afetinde ne yaptın? Bunu ortaya koy. Biz şu anda bu gayretle bütün ekibimle, benim 6 tane bakanım gece, gündüz demeden sürekli bu bölgelerde görevli olarak bulundular. Yalan ve iftira konusu bizim siyasi hayatımızın her döneminde mücadele ettiğimiz bir sorun. Kimle? Bay Kemal'le. Birlik ve beraberliğimizi en çok güçlendirmemiz gereken tabii afetlerde bile bunlar yalan ve iftira çarkını işletmekten geri durmuyor."

SELZEDELER İÇİN YAPILAN BAĞIŞ 181 MİLYON TL'YE ULAŞTI

Başkan Erdoğan, sel afeti konusunda da önemli bilgiler açıkladı: "Sel afeti önce Artvin, Rize'den başladı. Artvin, Rize'den bu sel afeti başlayınca ben de hemen ertesi gün bölgeye gittim. Zaten bunlardan bir tanesi de benim ana-baba ocağımdı. Oradaki durumları yerinde tespit ettik. Oradan Artvin'in Arhavi ilçesine geçtik, durumları yerinde inceledik. Bu bölgelerde metrekareye düşen yağış miktarı bile yaşanan afetin büyüklüğünü göstermeye tek başına yeterlidir. Bartın, Sinop ve Kastamonu'daki felaket, Doğu Karadeniz'e göre daha büyük bir felaket."

100'Ü AŞAN CAN KAYBI VAR

"Selin yaşandığı bölgelerdeki yağış miktarını geçmiş dönemlerle karşılaştırdığımızda çarpıcı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Bozkurt'ta bir yılda görülen yağmurun yarısı sadece 63 saatte oraya düştü. Sel nedeniyle Kastamonu'da 62, Sinop'ta 15, Bartın'da 1 olmak üzere 78 can kaybımız oldu. Doğu Karadeniz'le birlikte ele aldığımızda 100'ü aşan can kaybımız var. Yiten canlarımızı geri getiremesek de maddi kayıplarımızı en kısa zamanda telafi etme kabiliyetine sahip bir devletimiz var. 1 gün izinle ilk defa bakan arkadaşlarım yarın Kabine toplantısı için Ankara'ya gelecekler, sonra tekrar bölgeye gidecekler.. İhtiyaç duyulan her türlü araç gereç bölgeye gönderildi. Toplam 2 bin 400'den fazla vatandaşımız tahliye edildi. Sel nedeniyle yolları kapanan köylerimize bile Türkiye'de ilk defa havadan jeneratör nakliye ederek elektrik verdik, elektriksiz köy bırakmadık. Vatandaşlarımız eşya zararlarını karşılayacağız. Evleri yıkılanlara yeni konutlar yapacağız. İşyeri ve araç zararlarının karşılanması için destek olacağız. Kaydırma köprü sistemi buraya getirilerek ırmaklar üzerinde kuruldu. İlk defa bu tür bir afette bu uygulamayı yaptık. AFAD'a bugün itibarıyla 181 milyon TL bağışta bulunan oldu. Yarın Kabine üyelerimiz de bağışta bulunacak... Hatalarımız olmuş olabilir, 'Şunu yapmasaydık daha iyi olurdu' diyebileceğimiz şeyler olabilir. Ama bazı şeyler insanoğlunun gücünün üstündedir."

SOSYAL MEDYAYA YÖNELİK DENETİM

"Yalandan başka hiçbir şey konuşmayanlar sosyal medya mecralarını adeta kendilerine yuva edinmişler. Geleneksel medyada denetim görevini yerine getiren kurulumuz var. İnşallah Meclis'in açılmasıyla sosyal medyaya yönelik denetim konusunda gereken adımları atacağız. Sahada yürüttüğümüz mücadelenin kendini bilmez birilerinin yalanlarıyla baltalanmasına müsaade etmeyeceğiz."

AŞIDA GÖNÜLLÜLÜK ESAS

"Türkiye salgın sürecini hem sağlık, hem kamu güvenliği hem de ekonomik bakımdan en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor. Pek çok ülkede insanlar aksayan hizmetlere isyan ederken ülkemizde kayda değer hiçbir sorun yaşanmadı. İlk doz aşıda 45, ikinci doz aşıda 34 milyonu, üçüncü doz aşıda 7 milyonu geçtik. Milletimin karşısında üç doz aşısını olmuş bir cumhurbaşkanı olarak bulunuyorum. Aşı konusunda bir sıkıntı, tereddüt olsaydı kendimizi böyle bir duruma sokmazdık. Benim buradaki tezim gönüllülük esasıdır. Cebren, zorlamayla böyle bir şeyi doğru bulmuyorum. ilmi ve akli hiçbir gerekçeye dayanmadan aşı karşıtlığı kampanyası yürütülmesini doğru bulmuyorum.

YÜZ YÜZE EĞİTİM BAŞLATACAĞIZ

"Dün akşam bakanımla bu konuyu görüştük. İnşallah yüz yüze eğitimi başlatacağız. Eğitim sistemi gayet güzel bir yerde. Milli Eğitim Bakanımız kendi istifasının kabulünü, affını bizden istirham etti, biz de bu talebi yerinde bulduk, hayırlısı olsun dedik. Yardımcılarından bir tanesini, Mahmut beyi bu göreve getirdik. O da milli eğitim camiasını tanıyan bir arkadaşımız. Şu andan itibaren onunla beraber süreci devam ettiriyoruz. Şu anda bırakılan yerden yola devam ediyoruz."

FETÖ'NÜN ETİYOPYA'DA OKULU KALMADI

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, resmi temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gelen Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ile ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan FETÖ'nün Etiyopya'daki tüm okullarının Maarif Vakfı'na devredildiğini söyledi. Erdoğan şunları kaydetti: "Bu sene Etiyopya ile diplomatik ilişkilerimizin 125. yılını kutluyoruz. Bu ilişkilerin temeli 1896 yılında Sultan 2. Abdulhamid devrinde atılmıştı. Bugün Etiyopya ile dostluk temelinde gelişen ilişkilerimize yeni bir ivme kazandırdık. Görüşmelerimizde ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele aldık. 1 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefini yakalamamız için atmamız gereken adımları değerlendirdik".

GEÇEN HAFTA DEVREDİLDİ

"Etiyopya'daki Türk yatırımlarının miktarı 2.5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Altyapıdan ulaşıma, tekstilden konfeksiyona ve mobilyaya uzanan birçok sektörde şirketlerimiz Etiyopya ekonomisine katkı sağlıyor."

Etiyopa ve Sudan arasındaki Faşaga ihtilafı ile ilgili konuşan Erdoğan, "Türkiye olarak arabuluculuk dahil sorunun dostane çözümü için her türlü katkıyı vermeye hazırız" dedi. Erdoğan, FETÖ'nün Etiyopya'daki tüm okullarının geçtiğimiz hafta Türkiye Maarif Vakfı'na devredildiğini açıkladı.

Tüm Güncel haberleri için tıklayın