Şaşırt Beni güldürmeye geliyor! Selçuk Aydemir yazıp yönetti... Pelin Karahan ise ilk kez tiyatro sahnesinde

Yılın iddialı oyunların Şaşırt Beni, güldürme garantisi ile 23 Nisan'da sanatseverler buluşacak. Oyun provalarında bir araya geldiğimiz yönetmen Selçuk Aydemir, 'Seyirci bu oyuna komedi beklentisi ile geliyorsa benim daha önce hiçbir filmimde gülmediği kadar gülecek. Bu kadar iddialıyım.' derken oyuncu Pelin Karahan, 'Provalarda gülmekten oynayamadık. 'Nasıl tutacağız kendimizi?' diye düşünüyoruz' şeklinde konuşuyor.

Şaşırt Beni güldürmeye geliyor! Selçuk Aydemir yazıp yönetti... Pelin Karahan ise ilk kez tiyatro sahnesinde

MERVE YILMAZ ORUÇ / merve.oruc@aksam.com.tr

Çalgı Çengi, Düğün Dernek, Kardeş Payı gibi yapımlardan tanıdığımız Yönetmen Selçuk Aydemir'in yazıp yönettiği "Şaşırt Beni", 23 Nisan'da Türker İnanoğlu TİM Maslak Show Center'da seyircisiyle buluşacak. MMT ve Kerkisolfej ortaklığında yapılan oyunun kadrosunda Pelin Karahan, Çağdaş Onur Öztürk, Murat Akkoyunlu, Tuna Kırlı, Yasemin Baştan, Barış Yıldız, Korhan Herduran, Adem Türker yer alıyor. Provaları devam eden Şaşırt Beni hakkında yönetmen Selçuk Aydemir ve ilk kez tiyatro sahnesinde izleyeceğimiz sevilen oyuncu Pelin Karahan ile konuştuk.

SELÇUK AYDEMİR: SEYİRCİYİ FARKLI BİR DENEYİM BEKLİYOR

Sizi sinema filmleriniz ve dizilerle tanıdık. Tiyatro fikri nasıl çıktı?

Tiyatro uzun zamandır aklımdaydı ama korkuyor, cesaret edemiyordum. Hikâye kafamda dönüyordu. Ama yazmaya başlayamıyordum. Başka bir projeye başladığım sırada Ferhan Şensoy'un vefat haberini aldım. O gün yazmaya başladım. Yazmayarak bir şeyleri kaçırıyormuşum gibi hissettim. Çünkü hayalimden biri oyunumu Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin gibi ustaların izlemesi ve "Olmuş mu usta?" diye sormaktı. Başta görev bilinci ile başladım tiyatroya ama sonra çok eğlenceli olduğunu, komedinin ana vatanının tiyatro olduğunu gördüm.

Tiyatrodan korktuğunuzu söylediniz. Neden?

Ustalar izlesin istiyordum. Onlar beğenir mi diye korktum sanırım. Bir de yaşla ilgili bir durum var tabii. 30'lu yaşlarımın başında bir şeyde uzmanlaşma konusuna kafayı takmıştım. Kendi dilimi, şablonumu bulayım derdindeydim. Şunu iyi yapabiliyorum dedikten sonra bundan yüz tane yapmak başka bir şey. Sürekli farklı şeyler deneyip seyirciye sunmak başka. Şimdi tiyatro ile yeni bir yola çıktım.

Oldukça heyecanlı görünüyorsunuz... Nasıl bir deneyim?

Garip bir heyecan var üzerimde. Dizi, film yapınca kısa sürede seyirci izliyor ve tepkileri görüyorsunuz. Yeni projeye başlıyorsunuz. Ama tiyatro sürekli kurulan panayır çadırı. Aynı oyunu farklı seyircilere oynayacağınız için her zaman farklı dönüşler alacaksınız. Burada bir şeylerin işlemediğini görünce onu düzeltme imkânınız da var. Organik olarak bizimle birlikte yaşayan bir şey, en akıl almaz ve keyifli tarafı bu. Seyirci yavaş yavaş oyunu şekillendirecek.

Hikâye nasıl ortaya çıktı?

Komik dediğimiz şey bence örüntünün dışında cereyan eden her eylemdir. Aslında biz şaşırtmacalara güleriz. Şaşırt Beni'nin temasını da bunun üzerine koydum. Bir tiyatro grubu var oyunda. Daha önce yurt dışında yirmi yıl mesleğini icra eden bir tiyatro yönetmeni Türkiye'ye gelip oyun sahnelemek istiyor. İnsanları güldürmeye çalışıyor ve bunun için onları sürekli şaşırtması lâzım. Ama işi zor. Çünkü dünya genelinde yapılan araştırmaya göre en az gülen ülke Türkiye. Haliyle bunun çözümünü komedinin temeli olan şaşırtma üzerinden yapabilirim düşüncesi ile yola çıkıyor. Ama görüyor ki Türk insanı öyle her şeye şaşırmıyor. Görmedikleri bir kıyamet kalmış. Bakalım dünyayı güldüren biri Türkiye'yi güldürebilecek mi?

Ekip nasıl kuruldu?

Murat Akkoyunlu, Tuna Kırlı, Barış Yıldız ve Korhan Herduran zaten projenin en başından beri paylaştığım, yorumlarını aldığım arkadaşlarımdı. Hikâyeyi şekillendirirken onların rolleri kendiliğinden belli oldu. Sekiz kişilik bir kadro var ama yirmi karakter görecek seyirci. Klasik bir tiyatro oyunu olmayacak, farklı bir deneyim bekliyor seyirciyi.

Teksti yazarken zorlandınız mı?

En zorlandığım tekstlerden biri oldu. Tiyatro oyunu yazmak çok farklıymış. İlk yazdığım oyun ile şu anki arasında dağlar kadar fark var. Sinemada temel şey önce görürsünüz sonra duyarsınız ya tiyatro öyle değil işitsel bir sanat. Ama bu daha keyif verdi. Ayrıca sahne sınırlaması var. Sinemada bu anlamda daha rahatsızınız. Burada ise iki üç dekorda ve 8-10 sahnede halletmeniz lazım.

Tiyatrodaki yönetmen koltuğunda nasıl bir Selçuk Aydemir var?

Burada cahil olduğumu bildiğimden tecrübeli isimlerle çalıştım. Haliyle çok meraklı bir yönetmenim. Öğrenmek için çabalıyorum. Her fikre açığım. Bu yüzden tiyatroda daha hoşgörülü, sabırlı ve biraz da öğrenci bir yönetmenim.

Nasıl bir oyun bekliyor seyirciyi?

Vazgeçemediğim bazı olay örgüleri ve espri tipleri var. Aynı mizah ile yazdım ama burada daha özgürüm, kurallarım yok. Sinemada kalıplaşmış kurallar var. Tiyatroda akışta gidiyor. Seyirci bu oyuna komedi beklentisi ile geliyorsa benim daha önce hiçbir filmimde gülmediği kadar gülecek. Oyunun bir de mesajı olacak; "Kendinizi asla zorlamayın. İyi bir insansanız kötü biri olmazsınız." İki perde boyunca bunu anlatacağız.

Bundan sonra ikinci oyun gelir mi? Tiyatro sinemanın önüne geçer mi?

İkinci oyunu yazmaya başladım bile. Anlaşmasını yaptığım iki film var. Onlar olmasaydı sinema arka planda kalabilirdi. Yeni bir mesleğe girmiş gibiyim. Tiyatroda asla geri alamayacağınız bir anın peşindesiniz. Ve bir süre sonra o kontrol bende olmayacak. Artık her şey oyuncuların elinde olacak, bu durum beni fazlasıyla heyecanlandırıyor.

PELİN KARAHAN: OYUNCULUĞUN KEYFİNİ ŞİMDİ ÇIKARIYORUM

Şaşırt Beni ilk tiyatro oyununuz. Nasıl dâhil olduğunuz ekibe?

Her şey çok hızlı oldu. Senaryoyu okuduğumda çok heyecanlandım ama açıkçası kendime güvenemiyordum. Cesaretim olmadığı için nezaketen görüşmeye gidip kabul edemeyeceğimi söyleyecektim. Selçuk Hoca ile görüştük. Girdiğimdeki düşüncem ile çıktığımdaki düşüncem farklı oldu. Bu işin içinde olmak istedim. Selçuk Hoca'nın kalemini, mizahını seviyorum. Onun da ilk oyunu benim de. Bendeki heyecanı onda da gördüm. Korkmamam gerektiğini ve artık zamanı geldiğini düşünerek kabul ettim.

Tiyatroyu ya bir ustadan eğitim alan ya da konservatuvar mezunu yapmalı derler. Bu tereddüdün nedeni bu olabilir mi?

Belki de. Ben alaylıyım. Konservatuvar mezunu değilim, tiyatro ile ilgili bir eğitimim yok. Tesadüfen oyuncu olmuştum ama bu süreçte çok çalıştım. Yoksa bu kadar uzun süre sektörde var olamazdım. Tiyatro başka bir konu. "Eğitim almadan nasıl olur?" diye düşündüm. Hep bunun korkusu vardı ama çalışkanlığım beni cesaretlendirdi. Diğer oyuncu arkadaşlarımda beni oldukça rahatlattı. Onlardan yardım alıyorum. Öğrenmeye açığım.

Nasıl gidiyor hazırlıklar?

Ekibe en son ben katıldım. Evde ezberimi yapıp öyle geldim. Bu konuda iyiyim. Okuma provaları bitti sahne provaları başladı. Büyük bir heyecan var. Yatağa yattığımda sahneye ilk çıktığım anı hayal ediyorum ve şimdiden elim ayağım titriyor. Burası dizi, film çekimi gibi değil. Orada bir sahne olmadığında defalarca çekebiliyorsun. Burada kusursuz bir şey çıkarmanız lazım. Tiyatro bambaşkaymış. Açıkçası şimdi oyunculuğun keyfini çıkarmaya başladım.

Teksti okuduğunuzda sizi içine çeken neydi?

Komediyi çok seviyorum. TV'de de bunu yapmak istiyordum ama hep dram işlerde yer aldım. Bu açıdan Şaşırt Beni, komedi yönümü göstermek adına bir fırsat olacak.

Nasıl bir karakterde görecek sizi seyirci?

Aylin karakterine hayat vereceğim. O da bir oyuncu. Ve kendi sektöründe star. O da daha önce hiç tiyatro oynamamış. Burada bir parantez açmak istiyorum bu rolün bana denk gelmesi de beni rahatlatan nedenlerden idi. Çünkü karakterimle bu konuda aynıyız. Eski sevgilisi olan yönetmen onu oyuna dâhil ediyor. Bir yandan da hayali karakterlerim olacak. Bunlar arasındaki ayrımı yapmak lazım. Oyununun içinde oyun olacak. Kalabalık bir kadro var. Tempo hiç düşmeyecek.

"Daha önce tiyatro yapsaymışım" dediniz mi?

Evet. Önceden de teklifler gelmişti. Ama dediğim gibi cesaret edemedim. Belki de doğru zaman buydu. Yılların verdiği bir tecrübe var artık üzerimde.

Şaşırt Beni sizin oyunculuk serüveninizi nasıl etkiler?

Beni çok yüreklendiriyor açıkçası. Özgüven kazandırdı. TV'de bazı kalıpların arasında kalıyorsunuz. Tiyatro daha özgür. Bir de komedi yapınca bu alan uçsuz bucaksız. Oyunculuğuma da çok şey katacağını düşüyorum. Her oynadığınız rol ve tür üzerimize yapışıyor bunu kırmalıyız. Ağlatmak kolay güldürmek daha zordur. Ben inanıyorum insanlar gülecek. En son provalarda biz gülmekten oynayamadık. "Nasıl tutacağız kendimizi?" diye soruyoruz Selçuk Hoca'ya.

Tüm Cumartesi haberleri için tıklayın