'Pandemide panik atak görülme sıklığı yükseldi'

'Pandemide panik atak görülme sıklığı yükseldi'

Cumartesi Haberleri

16 Mayıs 2020 Cumartesi 08:00 | Son Güncelleme:

DR. SEVDA SARIKAYA

sevda.sarikaya@stargazete.com

“Pandemi toplum genelinde belirsizliğe ve strese neden olduğu için, bilinen bütün rahatsızlıkların tetiklenmesine neden olabilir.” diyen Dr. İlker Küçükparlak, bu dönemde panik atakların diğer psikiyatrik rahatsızlıklara göre daha artmış gibi göründüğünü söyledi.

Pandeminin ve buna bağlı değişen yaşam koşullarının insan psikolojisini etkilemesi kaçınılmaz. Bu dönemde hastanelere gitmenin sıkıntılı olması sebebiyle yeni bir tıp uygulaması olan teletıp da hayatımıza girmiş oldu. Bir nöroloji hekimi olarak şunu söyleyebilirimki psikoterapi konusunda güvenebileceğimiz insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Onlardan birisi olan, deneyimli ve başarılı psikiyatri uzmanı Dr. İlker Küçükparlak’la salgın döneminin psikolojimize etkilerini ve teletıp uygulamalarını konuştuk.

Toplumun içinde bulunduğu psikolojiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pandemi toplum genelinde belirsizliğe ve strese neden olduğu için, bilinen bütün rahatsızlıkların tetiklenmesine neden olabilir. Pandeminin örneğin depresyon, anksiyete bozuklukları, uyku bozuklukları, alkol kötüye kullanımı, yeme bozuklukları gibi pek çok rahatsızlığı tetikleyebileceğini öngörmek çok güç değil. Fakat bipolar bozuklukta manikatakların da stresli dönemlerde tetiklenebildiğini biliyoruz, şizofrenide alevlenmelerin de benzer şekilde. Dolayısıyla pratik anlamda depresyon ve anksiyete bozukluklarına yol açabilir, bipolar bozukluk veya şizofreni gibi rahatsızlıkların oluşmasına neden olmasa bile olan rahatsızlıklarda alevlenmeye neden olabilir.

SIKINTIDA HAVA AÇLIĞI DA ARTAR

Pandemi döneminde gözlenme ihtimali yüksek olan psikiyatrik rahatsızlıklar nelerdir?

Pandemi panik atak görülme sıklığını özellikle yükseltiyor gibi görünüyor. Ancak bu durumun tek nedeni pandemi stresi olmayabilir. İstisnasız bütün insanlar sıkıntılı anlarında aldıkları nefes yetmiyormuş gibi hissederler. Fazladan nefes almaya bedensel olarak ihtiyaç olmadığı halde daha derin nefes almak istersiniz. Bu durum “öznel hava açlığı” olarak adlandırılır ve hastalık belirtisi değildir. Kişi yaşadığı stress nedeniyle derin nefes alma ihtiyacı hissettiğinin farkındadır ve durum daha öteye gitmez. Fakat kişi bir nedenden ötürü kendi duygularının farkında olmakta zorlanıyorsa öznel hava açlığını yaşar ama bunun nedeni olan duyguyu göremez. Bu durumda gerçekten de nefes alamadığına dair tereddüte kapılır. Bu tereddüt zaten olan sıkıntısını daha da arttıracaktır. Sıkıntısı artınca öznel hava açlığı da artar. Öznel hava açlığı artınca nefes alamadığına dair tereddütü artık kanaate dönüşür. Bu bir kısır döngü oluşturarak giderek tırmanan bir gerilime ve kişinin o anda ölmekte olduğuna dair yoğun bir dehşet duygusuna döner. Bu durum panik atak olarak adlandırılmaktadır.

Bu nefes alamama durumunun Covid-19 belirtisinden farkı nedir?

Covid-19 viral pnömoniye (zatürre) neden olmaktadır. Viral pnömoniler diğer pnömonilerden farklı olarak çok fazla öksürük ve balgama neden olmadan nefes darlığına yol açabiliyor. Bu spesifik durum kişinin stress nedeniyle oluşan normal bir öznel hava açlığının covid belirtisi olup olmadığına dair tereddüt yaşamasına neden olabiliyor. Bu tereddüt de panik atağın kısır döngüsünü başlatan ilk adımı oluşturabiliyor. Bu nedenle pandemi döneminde panik ataklar diğer psikiyatrik rahatsızlıklara göre daha da fazla artmış gibi görünüyor. Elbette bu konuda halen yürütülmekte olan çalışmalar yayınlanmasıyla tablo daha net bir şekilde görünecektir.

ONLİNE İLİŞKİLERE PANDEMİK ETKİ

Bundan sonra hayat tarzlarının değişeceği konusu gündemde. Bunun ne gibi etkileri olacaktır?

Artan nüfus yoğunlukları, küreselleşme ve teknolojik ilerlemelerle birlikte ilişkiler zaten giderek online ortama kaymaya başlamıştı. Pandemi ilişkilerin neredeyse tamamen online biçimde sürdürülmesine mecbur bıraktı. Bundan sonra da hem kaygı hem de alışkanlık nedeniyle ilişkilerin ağırlıklı olarak online biçimde sürdürülmesine dair bir eğilim olabilir.

Bir ilişkiyi online ortamda sürdürmek ya metin tabanlı (mesajlaşma) ya da video konferans (görüntülü konuşma) yöntemiyle mümkün oluyor. Bu iki yöntemde de çok önemli bir unsur eksik kalıyor: Göz teması. Görüntülü konuşmalarda göz teması tesis edilebiliyormuş gibi düşünülse de, kamera genellikle ekranın üzerinde olduğundan konuşma sırasında kameraya değil ekrana bakılır ve karşımızdakinin de gözümüze değil de burnumuza bakarak konuştuğu gibi bir görüntü oluşur.

Bu dönemde ruh sağlığının korunması açısından önerileriniz nelerdir?

Belirsizlik en zorlayıcı unsurlardan biri. O yüzden herkes olabildiğince bir öngörü ile yakın geleceğini planlamalı. Mesela bu yaz tatil yapılacak mı sorusunun en azından kabataslak şu andan hesaplanması daha sağlıklı. Böyle olmadığında belirsizlik yönetilmesi çok zor bir duruma yol açabiliyor.

Evet, online sohbetlerde göz teması kısıtlı olsa da olabildiğince ilişkileri canlı tutmakta yarar var. Genel olarak şunu önerebilirim: Normal koşullarda önce bir yemek yapmak istersiniz, sonra o yemek için gerekli malzemeyi alırsınız. Pandemi gibi olağandışı koşullarda ise “Bu yemeği yapmak için hangi malzemeleri almam gerek” diye düşünmek yerine “Bu malzemelerle hangi yemeği yapabilirim” diye düşünmekte yarar var. Mahrumiyetini hissettiğimiz şeyler nedeniyle kalakalmak yerine, mevcut koşullarda nelere erişebileceğimizi düşünmek ve bu perspektif ile kararlar almak ve harekete geçmek daha yararlı olabilir.

İLİŞKİLER PANDEMİ İLE TEST EDİLİYOR

Sizce bu dönemden sonra boşanma oranlarında yükselme olur mu? İlişkilerinin sağlıklı devam etmesi açısından nelere dikkat etmeliler?

Belirsizlik ve gelecek kaygısı, izolasyon, kısıtlanmışlık hissi, sağlıkla ilgili endişeler, monotonluk gibi ruhsal açıdan zorlayıcı unsurlarla karşı karşıya olunan bir dönemdeyiz. Bu koşullarda bütün bu olumsuz duyguları kişinin en yakınındakine yöneltmesi de şaşırtıcı olmuyor. Çocuklar kardeşleriyle, çiftler de birbirleriyle sorun yaşıyorlar doğal olarak. Bu dönemden sonra boşanma oranı artabilir elbette. İlişkiler pandemi ile adeta test ediliyorlar. Bu testi geçen ilişkilerin daha sağlamlaşacağını düşünmek de mümkün. Yani pandemi sonrası boşanmalar artsa da bu boşanmaların pandemi nedeniyle oluştuğunu değil, pandemi nedeniyle daha erkene çekildiğini düşünmek daha makul olabilir. 

DOKTOR-HASTA İLETİŞİMİNDE TELE-TIP DÖNEMİ BAŞLADI

Pandemi ile birlikte teletıp gündeme geldi. ABD’de birçok poliklinik hizmeti online olarak yürütülüyor. Hatta reçete bile yazılabiliyor. Siz de teletıp ile terapiye devam ediyorsunuz. Psikiyatride teletıp kullanımından bahsedebilir misiniz?

Evet, doktor ile hastanın fiziksel olarak aynı ortamda değilken, sağlık hizmetinin teknoloji yardımıyla alınması teletıp olarak adlandırılmakta. Teletıp Dünya Sağlık Örgütü tarafından da gerekli durumlarda etkin bir yöntem olarak tanımlanmış bir alan. Yine de konvansiyonel doktor-hasta görüşmesine alternatif olarak değil, tamamlayıcı olarak kullanılması yönünde çok önemli bir önerisi de var DSÖ’nün. Yani doktora ulaşmanın zor olduğu durumlarda tercih edilmesi öneriliyor. Pandemi de doktora ulaşmayı oldukça zorlaştıran ya da riskli hale getiren bir durum oluşturduğu için Türkiye’de de nöroloji, psikiyatri, dermatoloji gibi pek çok meslek örgütü teletıp uygulamalarının gerekliliğine işaret eden görüşlerini yayınladı. Psikiyatri teletıp uygulamasına en elverişli branşlardan biri, bu yüzden de daha yaygın olarak kullanılıyor. Bunun bir nedeni de kültüre duyarlı bir branş olması. Sözgelimi yurtdışında yaşayan birisi yuvarlak mavi camdan bir aksesuarın kendisini kötü niyetli bakan kişilerin hasta etmesinden korumak gibi bir işlevi olduğunu söylediğinde kültüre yabancı bir psikiyatrist bunu bir hezeyan olarak değerlendirip tedavi başlayabilir. Oysa kültürün içinden gelen bir psikiyatrist nazar boncuğunu tanıyacaktır.

TELE-TIP’TA GÖRÜŞME UYGULAMALARI GÜVENLİ OLMALI

Telepsikiyatri uygulamalarında elbette bazı gereklilikleri karşılamak gerek. Bunların arasında en önemlilerinden biri telepsikiyatri uygulamasının da bazı kuralları olduğunu hatırlamak. Online biçimde psikiyatriste ulaşmanın mümkün olması görüşmenin bir kafeden yapılabileceği anlamına gelmiyor mesela. Konvansiyonel görüşmelerde olduğu gibi yalnız kalınabilen bir oda, çalmayacağının bilindiği bir telefon gibi koşulları karşılamak gerek. Ayrıca görüşme yapılan uygulamanın görüşme bilgilerini data olarak satıyor olması kesinlikle uygunsuz bir durum. Bu nedenle ABD kaynaklı HIPAA veya AB kaynaklı GDPR standartlarını karşılayan uygulamaların kullanılması gerek. Popüler görüntülü konuşma uygulamalarının pek çoğu bu standartları karşılamamasına rağmen ne yazıkki telepsikiyatri uygulamalarında kullanılabiliyor.

Tüm Cumartesi haberleri için tıklayın