'Oyuncu zor roller ister'

'Oyuncu zor roller ister'

Cumartesi Haberleri

MERVE YILMAZ ORUÇ

merve.oruc@aksam.com.tr

Peter Shaffer’ın eserinden uyarlanan Karanlıkta Komedi oyunu yeni bir kadro ile seyirciyle buluşuyor. Üç yıl sonra tiyatro sahnesine dönen Burcu Kara ile komedi yapımlarından alışık olduğumuz bir isim olan Gökçe Özyol’un başrollerini paylaştığı Karanlıkta Komedi geçen hafta izleyici ile buluştu. Ahu Yağtu, Bülent Alkış, Akasya Asıltürkmen, Barış Kıralioğlu ve Attila Olgaç’ın da yer aldığı oyun, büyük beğeni kazandı.

Karanlıkta Komedi, yeni bir ekip ile tekrar sahnede. Sizin farkınız ne olacak oyunda?

Burcu Kara: Bir şarkıyı farklı kişiler söylediğinde kulağa farklı gelir ya tiyatro da öyle aslında. Tiyatro, bir yorum. Herkesin bedeni, vücudu, ruh hali, ses tonu, teksti yorumlaması farklı. Çok güzel sahnelenen oyunlar vardı. Merak edip onlara da baktık. Ekibimiz keyifli ve seçilmiş kişiler. En uygun isimler bir araya getirildi.

Gökçe Özyol: Ekipte herkes birbiriyle iyi anlaşıyor. Bu durum da oyuna yansıyor.

Hazırlık süreci nasıl geçti?

G.Ö.: Oyun çok zor, fazlasıyla yorulduk. Aslında provalarda oyunun bu kadar zor olduğunu anlamadık. Provalar bir buçuk ay kadar sürdü. Biraz hızlandırılmış gibi oldu.

B.K.: Süreç yorucu idi. Çünkü hızlı bir oyun. Diğer oyunlardan farkı çift katmanlı olması. Yani önde bir oyun ve olay var. Arkada ise başka bir serüven daha var. Gökçe ile ben her iki tarafta da oynuyoruz, diğer karakterlerden farklı olarak. İki tarafta birden olmaya çalışmak bizim için ekstra yorucu idi. Ama keyifliydi.

Bir dönem oyunu. Rolü kabul etmenizde ne etkili oldu?

B.K.: Yapımcımız Tolga ile bu sezon bir şeyler yapmak istiyorduk. Karanlıkta Komedi’den önce de başka oyunlar okuduk. Ama hiçbirinin içine giremedim. Bu oyunu okurken daha en başta gülmeye ve eğlenmeye başladım. O anda ‘işte bu’ dedim. Böylece Tolga ile keyifli bir yola çıktık. Teksti okurken hangi rolü oynasam diye düşündüm. Çünkü bütün karakterler çok iyi yazılmış, ayağı yere sağlam basan karakterlerdi. Zaten Peter Shaffer iyi bir yazar. Boş bir kelimesi yok. Mizansenlerin bile altı dolu.

G.Ö.: Oyun 60’ların İngiltere’sinde geçiyor. Modernleşme ile başlayan özgür insan dönemi aslında. Sert bir oyundu. Biz kültürümüze göre yumuşattık olayı. Senaryoyu okuduğumda görmeden oynama hali komik geldi. Sonrasında ekibi öğrendim ve yapımcımız Tolga ile de tanışınca ortaya keyifli bir iş çıkacağını düşündüm.

Sizi hangi rollerde göreceğiz? Hikayeden de bahseder misiniz?

G.Ö.: Brindsley karakterini canlandırıyorum. Kendisi heykeltıraş. Sevdiği kadından ayrılıp yeni bir ilişkiye başlamış. Şimdiki sevgilisi Carolin’in babasının kendisi ile tanışmaya eve gelmesiyle başlayan bir eşya taşıma serüveni oluyor. Alt komşudan daha kaliteli olduğu düşünülen eşyalar Brindsley’in evine getiriliyor. O sırada eski sevgili de geliyor. Eşyaların eve götürülmesi gerekiyor derken oyun hiç durmuyor.

B.K.: Brindsley, başarılı bir heykeltıraş mı tartışılır. Ama artık ideallerinden sıyrılıp para kazanmak istiyor. Ünlü olmak istiyor. Carol ise el bebek gül bebek büyümüş bir albay kızı. Brindsley’e âşık oluyor ama çok otokontrol sahibi biri. Her şey onun istediği gibi olsun istiyor. Babasını Brindsley ile tanıştıracakları gün oluyor her şey. Fikir Carol’un başının altından çıkıyor. Asıl amacı babasına sevgilisini beğendirmek. Kızın hırsları yüzünden gece çorbaya dönüşüyor.

Prömiyer yapıldı. İzleyiciden nasıl dönüşler aldınız?

B.K.: Sahnede çok heyecanlıydık aslında. Ama dönüşler güzel oldu. Genelde herkes ‘ilk oyun değilmiş gibiydi’ yorumu yaptı.

G.Ö.: Olumlu dönüşler aldık. İlk oyun heyecanı dolayısıyla aslında nerede durduk, nasıl oynadık, iyi miydik bilmiyorduk. Ama işi bilen herkes bu oyunun ne kadar zor olduğunu biliyor. Buna rağmen oyunu kotarabilmiş olduğumuzu söylemeleri bizlere iyi hissettirdi.

Burada izleyiciye nasıl bir mesaj veriyorsunuz? Aydınlıkta söylenemeyen ya da konuşlamayan şeyler karanlıkta ortaya çıkıyor…

B.K.: Günün sonunda gizli saklı hiçbir şey kalmaz. Sen ne kadar plan yapsan da her şey bir gün ortaya çıkıyor. Bu kız babasını kendi şekillendirdiği biriyle tanıştırsa da onun aslında öyle olmadığı ortaya çıkacak. Yani yalana dolana gerek yok, dürüst olalım diyoruz.  Alt metin bu. Herkes birbirini olduğu gibi sevsin.  

YAPIMCILAR RİSK ALMAK İSTEMİYOR

Karanlıkta komedi adı üzerine komedi yapımı. Ama biz Burcu Kara’yı daha naif ve duygusal yapımlarda izledik ekranda. Komedide rol almak nasıl?

B.K.: Tiyatro sahnesinde hep komedi oyunlarında yer aldım. TV ekranlarında nasıl ünlü olduysanız yapımcılar size ona paralel roller teklif ediyor. Riske girmek istemiyor. Ben genelde ağlayan, üzülen, iyi kalpli, aldatılan, haksızlığa uğrayan kadınları oynadım. Tiyatroda ise istediğimi oynama lüksüm var. TV’ler reyting ile ölçülüyor. Oradaki yapımlar için çok büyük maliyetler söz konusu. Dizi çekerken sete senaryo geliyor. Onu hemen oynamak zorundasın. Ama tiyatroda bunu kotarabiliriz. Tiyatroda önceden hazırlık süreci olduğu için kendimi daha çok deneyimleyip zorlayabiliyorum. Bu yüzden tiyatroda tam tersi şeyler oynamak istiyorum. Komediyi de seviyorum. Bu zamana kadar hep eğleneceğim işler seçtim. Komik biri miyim o başka bir şey.

Sizi de hep komedi yapımlarında görüyoruz. Bu bir tercih mi?

G.Ö.: Aslında bir tercih değil. Ben komedyen değilim. Sadece komedi yapımlarını oynamayı becerebilen bir oyuncuyum. Burcu’nun dediği gibi yapımcılar risk almak istemiyor. Seni gördükleri yerden değerlendirmek istiyorlar. Şimdi yeni bir yapım var. Bu durumu biraz kıracağız.

Bir Annenin Günahı dizisinde sizi yeniden ekranda göreceğiz. Burada nasıl bir rol ile izleyici karşısında olacaksınız?

G.Ö.: Uzun zamandır oynadığım komedi dizilerinden farklı olarak bu sefer drama bir karakter ile izleyici karşısında olacağım. Yapım olarak içinde yer almak istediğim bir işti. 

KARANLIKTA KOMEDİ 

Bohem bir heykeltıraş olan Brindsley önemli bir fırsat yakalar. Ülkenin en zengin koleksiyoncusu George Bumberger, eserlerini görmek için evine gelir. Brindsley’in sevgilisi Carol ise bu durumu fırsata çevirip babası Albay Melkett’ i Brindsley’in evine davet eder. Ancak Carol, Brindsley’in eski eşyalarla dolu evinde bu iki önemli konuğu ağırlamak istemez ve Brindsley’in eşyalarını alt komşusununkilerle gizlice değiştirirler. Bir anda kesilen elektrikler ve davetsiz misafirler ile işler karışır. Sakarlıklar, yanlış anlaşılmalar ve korkuların doruğa çıktığı oyun aydınlıkta saklanan kişiliklerin karanlıkta açığa çıkmasını eğlenceli bir dille anlatıyor. 

ŞİZOFREN BİRİNİ OYNAMAK İSTERİM

Oynamak istediğiniz bir rol var mı?

B.K.: Tiyatro ya da sinemada farklı rollerde yer alma ihtimali oluyor. Şizofren birini oynamak isterdim. Duygu durumu bozuk, her gün sabah akşam farklı davranan birini oynayabilmek ilginç olurdu. Bu rolü nasıl oynayabilirim diye haftalarca kafayı kıracağım bir karakteri canlandırmak isterim.

G.Ö.: Çeşitli senaryolar geliyor da biz kabul etmiyor değiliz. Hep yakın roller geliyor. Sektörümüz kısır maalesef. Bizde çeşit yok. Her oyuncu kendini zorlayacak rollerde oynamak ister. Hem beceri alanını genişletmek hem de yeni bir şeyler deneyimleyebilmek ister. Farklı oyunculuk adına kendini iyi bir yerlere getirmek için fırsattır. 

TİYATRO SAHNESİ BAMBAŞKA

Tiyatro sahnesinin sinema ya da dizilerden daha farklı olduğunu söylerler. Siz ne düşünüyorsunuz?

B.K: Tabii ki tiyatro çok başka. Anında reaksiyon alabildiğiniz için o his başka hiçbir yerde yok. Anı yaşıyoruz. Biz hep geleceği planlıyoruz ya da geçmişe üzülüyoruz. Bu ânı hiç hesaba katmıyoruz. Tiyatroda işte bu ânı yaşıyorsunuz. O yüzden muhteşem bir duygu tiyatro sahnesinde olmak. İnanılmaz bir adrenalin salgılıyorsunuz.

G.Ö.: Tiyatroya oyunculuğun er meydanı derler. Tiyatroda lafı unuttuk ‘ya olmadı kestik’ diye bir şey yok. Anında hızlı bir şekilde olayı kurtarıp oyuna devam etmek lazım. Ve iki saat aralıksız süren ezber ile sahnede olmak zor. Ama keyiflidir. Bire bir reaksiyon alıyorsunuz özellikle de komedide. Bazı drama işlerde alkışı finale kadar beklersin. Ama komedide anlık tepkiyi alıp reaksiyonu görüp oyuna devam edersiniz. Tiyatroda özellikle komedinin yeri ayrı.

Dizi dünyası ile ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum. Çalışma şartları, dizi sürelerinin uzun sürmesi gibi eleştirel son zamanlarda gündemde. Hatta son zamanlarda bir saatlik internet diziler çekilmeye başladı.

G.Ö.: 150 dakikalık bir işin içinde olmak tercih edilebilecek bir şey değil. Bu durum yazan, yöneten, oynayan için de zor. Böyle olunca klişelere düşülüyor. Uzun uzun bakışmalar, gelişler, gidişler. 40 dakikada anlatılacak olayı iki saatte anlatıyorlar. Dijitalde bir saatlik kaliteli işler var. Yeteri kadar para ve zaman ayrıldığında biz bu işi güzel yapıyoruz. 

100. OYUNDA GÖRÜŞMEK ÜZERE

Sizin yeni bir dizi ya da sinema filmi planınız var mı?

B.K.: Şu an yok. Ama yeniden dizi ve sinema yapımları içinde yer almak istiyorum. Aslında Karanlıkta Komedi başlamadan önce bir yapım ile anlaşmaktan son anda vazgeçtim. Şu anda bakıyorum da keşke içinde olsaymışım dediğim bir yapım yok.

Çizgi film animasyon bölümü mezunusunuz. Bu alan ile ilgili bir şeyler yapmayı düşünüyor musunuz?

G.Ö.: Oyunculuğa başlamadan animasyonla ilgili çalışmalar yaptım uzun süre. 15 yıldır oyunculuk yapıyorum. Yani 15 yıl animasyona ara verdim. İkisi birlikte yapılacak işler değil. 15 sene boyunca animasyon ile ilgili çok gelişme oldu. Kendimi güncellemem lazım. Benim biraz kaçırdığım bir şey ama evde kendim bir şeyler çiziyorum.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

B.K: 100. oyunumuzda tekrar görüşmek dileğiyle… 

Tüm Cumartesi haberleri için tıklayın