Ben Anadolu Yıldız Hoca'nın öğrencileri ile sahnede

Türk tiyatrosunun klasikleşmiş oyunlarından Ben Anadolu'yu disiplinler arası bir sahneleme tekniği ile yeniden sahneye taşıyan Görkem Yeltan, bu oyunla ustası Yıldız Kenter'e de selam gönderiyor.

Ben Anadolu Yıldız Hoca'nın öğrencileri ile sahnede

GÜLCAN TEZCAN / gulcantezcann@gmail.com

Türk tiyatrosunun usta ismi Yıldız Kenter ile özdeşleşen Ben Anadolu, Kenter'in öğrencilerinden Görkem Yeltan'ın rejisi ve Ayça Bingöl'ün etkileyici oyunculuğuyla yeniden sahneleniyor. İlk kez geçen yıl İKSV'nin düzenlediği 24.İstanbul Tiyatro Festivali'nde Yıldız Kenter anısına perde açan oyun, Mam'art Tiyatro yapımı olarak bu sezon da seyircisiyle buluşmaya devam ediyor. Biraz gecikmeli de olsa Yıldız Kenter'in paltosundan çıkan iki başarılı isimle Ben Anadolu'yu konuştum.

Ben Anadolu, Yıldız Kenter'le özdeşleşmiş bir oyun. Onun yorumunda sizi en çok etkileyen ne olmuştu? Sizi bu oyunu sahnelemeye iten duygu, durum neydi?

Güngör Dilmen'in "Ben Anadolu" metni, Yıldız Kenter'le ete kemiğe bürünmüş bir oyun ve bu dünyaya ikisinin armağanı. Anadolu kadınının da toprak ananın da tüm gücü üstündedir. Hocamdan ilk izlediğimde bunu düşünüp büyülenmiştim.

Sınıf arkadaşım ve Mamart Tiyatro'nun sahibi Feri Baycu, bu oyunu yönetmemi rica ettiğinde hemen kabul edememiştim. Düşünüyor, dönemleri okuyor, çalışıyordum. Nasıl bir oyun olmalıydı bu? Vr, hologram, mapping beni çok ilgilendiriyordu o dönem. Ama özel tiyatronun bunlara olanak sağlayamaması beni durduruyordu. Hep sahnede olmayı isteyen, "sahnede ölmek istiyorum," sözünü defalarca işittiğim hocamı ilk oyundaki alkış sırasında sahneye davet etmek ve sonraki oyunlarda görüntüsüyle sahneye getirmekti amacım. Hocamızı kaybedeceğimizi hiç aklıma getirememiştim. Ayça Bingöl harikulade performansını noktalayıp hocamız perdede belirdiğinde hep ağlarım.

Hocamın duruşu, bakışı, inancı, gücü, sahnedeki güzelliği, kostümü, oyunun dekor ve aksesuarlarını ustalıkla kullanışı, karakter dönüşümleri, yarattığı muhteşem efsane... Saymakla bitiremeyeceğim kadar çok etkilenme anı var Yıldız Kenter ve Ben Anadolu denince aklımdan geçen. Başka oyuncular, tiyatrolar oynasa da "Ben Anadolu" benim için Yıldız Kenter'dir. Bu nedenle hocamızı kaybettiğimiz gün, benim bu oyunu yönetmeyi kabul ettiğim gün oldu.

Oyunu hangi süreçte hazırladınız? Pandemi üretiminizi nasıl etkiledi?

Bir yıldan fazla ve kesintisiz bir çalışma dönemi söz konusu bu oyun için. Dönemlere uygun belgeselleri, filmleri tarayıp eser sahipleriyle varislerini araştırmam, hangi sanatçılarla oyunumuz için üretilecek filmler için çalışacağımızı saptamam ve masa başı çalışmalarımız tamamlanınca dijital dekor ekibinin kurulması. Ekibimizle disiplinler arası yolculukta ilerlerken, internet üzerinden okuma provalarına başladık. Çok uzun süre okuma provaları, provalara internet üzerinden katılan konuklar, Urla öncesi kostüm provaları, Urla'da pandemiden korunmaya gayret ederek sahne provaları derken, İstanbul'a geçip son provalar. Ben daha önce başlamış olsam da oyunun ışığı dışındaki her aşaması yaklaşık bir sene çalışıldı ekip tarafından. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'nde prömiyer günü gelmişti: "Ben Anadolu/ Yıldız Kenter'in anısına Saygıyla"

Hayal dünyama inanarak eserlerini ve sanatsal güçlerini oyunumuza hediye edenlerin oyuncumuz Ayça Bingöl'ün muhteşem performansının eşliğinde jenerikte alkışladığım isimleriyle, Yıldız Hocam'ı büyük perdede seyirciyle gördüğümde ağladığım ilk gün olarak yazıldı kalbime o gün.

Ayça Bingöl nasıl dahil oldu oyuna? Yıldız Kenter ortak paydası nasıl bir imkân sağladı size çalışırken?

Oyun için yazdığım projeyi İKSV'ye teslim etmiştik ama pandemi nedeniyle başlangıçta Ben Anadolu'yu oynamak üzere Feri Baycu'yla yola çıkan oyuncu büyüğümüz projeye dahil olamadı. Kimin oynayabileceğini konuşmaya başladık. Ayça Bingöl'ü aradığımda bazen gözlerimiz doldu, bazen mutlulukla andık hocamızı. Ayça'nın rolü aldığı haberi herkesi, hepimizi en çok da Ayça Bingöl konusunda ısrarını bir saniye elden bırakmayan ablam Ayçıl Yeltan'ı çok sevindirdi. Bu projede yer alan upuzun jeneriğimizdeki her isme ve bu önemli görevi sırtlanan Ayça Bingöl'e büyük teşekkür borçluyum yönetmen olarak. Yıldız Kenter, işin başında, ortasında, sonunda hep en büyük ortak payda elbette. Dilimizde, gönlümüzde ve pek çok yerde biz bir olduk onun varlığıyla.

Oyunu yorumlarken eksikliğini duyduğunuz, şunlar da olsaydı çok iyi olurdu dediğiniz kadın kahramanlar oldu mu?

Koskocaman bir deniz bu oyun. Herkesin büyüleneceği bir deniz hem de. Bu zor dönemde iki yapımcımızın önlerini görmeleri elbette çok zor ama ben bu oyunu devam oyunlarıyla, değişimlerle ilerletmeyi düşündüm başından beri.

Sahnelemede sinemanın imkânlarından da yararlanılmış. Sinema tiyatrodan rol mü çalıyor?

Ne mutlu ki sanat dalları insan olmadıklarından ego, ele geçirme, iktidar gibi işleri bilmezler, korkulacak yanları yoktur. Olsa olsa destek olurlar birbirlerine. Edebiyatın içine dalar müzik, müzik de edebiyatın içine ve beslerler birbirlerini, onları seçen biz ölümlülere ışıklarıyla hayatın güzelliklerini gösterirler.

Oyunu, hocamızdan izleyip etkilendiğim şekliyle, tek oyuncunun gücü ve karakterler arasındaki dönüşümleriyle görmeyi arzu ettim. Ayça Bingöl her karaktere heyecanıyla, tutkusuyla, tüm duygu değişimleriyle olağanüstü bir kuvvetle can veriyor. Disiplinler arası bir sahneleme tekniği kullandım. Daha alışıldık panolar, dekorlar yerine sahnede yalnızca sabit bir perde var. Oyuncumuz da ikinci bir hareketli perde görevi üstlenerek dekoru üzerinde taşıyor bazen. Yer yer dengeler değişiyor; oyuncunun yüzünü tiyatroda perde olmadan göremeyeceğimiz, mimiklerini bu kadar içimizde hissedemeyeceğimiz şekilde yakın planlarla perdeden görüyoruz, animasyon, gölge oyunu, ebru, belgesel ve film gibi bölümlerle sanatın başka dallarının içinden geçiyoruz. Bu nedenle bu oyunda sinema tam ortada duran elemanlardan biri. Nasıl ki doğuyla batı iç içeyse, sanatın tüm dalları da birbirinin içinde. Bunların tümünü göreceğimiz topraklar da çok şanslıyız ki bizim topraklarımız.

AYÇA BİNGÖL: "İŞİNİ TUTKUYLA YAPMAYI YILDIZ HOCA'DAN ÖĞRENDİM"

"Yıldız Kenter'den çok şey öğrendim. Azmin ve işini tutkuyla yapmanın ne demek olduğunu gösterdi bize" diyen oyuncu Ayça Bingöl, Ben Anadolu'da oyunculuğunu konuşturuyor."

Yıldız Kenter'in öğrencilerinden birisiniz. Ve onun yıllarca sahnelediği Ben Anadolu'yu oynuyorsunuz. Yıldız Kenter sizde nasıl izler bıraktı? Oyunculuğunuza neler kattı?

Öncelikle belirtmek isterim ki Yıldız Kenter'den çok şey öğrendim. Çalışkan ve istikrarlı bir kişiyimdir, galiba beni en çok bu özelliklerimle severdi. Ben Anadolu'yu oynadığımı mutlaka biliyordur ve gururla izliyordur diye hayal ediyorum hep. Hoca hepimizin hayatına o kadar çok şey kattı ki, azmin ve işini tutkuyla yapmanın ne demek olduğunu gösterdi bize.

Bu oyunu yeniden yapmak büyük bir sorumluluk gibi görülebilir ama ben oynadığım her oyunda, her rolde zaten büyük bir sorumluluk alıyorum. Oyuncu zihnimde Yıldız hocadan ayırdım tüm teatral eğilimlerimi ve en iyisini yapmaya çabaladım bambaşka bir biçim içinde. Size bir itiraf; hocanın Ben Anadolu'sunu seyretmemiştim. Çalışmaya başladıktan sonra da izlemek istemedim internet ortamında. Sadece oyun fotoğraflarını biliyorum.

Oyunda kadim Anadolu tarihinde iz bırakmış karakterler canlandırıyorsunuz. Keşke şunlar da olsaydı, şu kadınları da canlandırsaydım dediğiniz isimler oldu mu?

Güngör Dilmen o kadar çok kadın yazmış ki oyunda. Sadece 16 tanesini sahneye taşıdık. Metin bana geldiğinde yönetmenimiz Görkem Yeltan ve dramaturgumuz tarafından şu anki haline getirilmişti. Tamamını oynasam beş saat sürer herhalde. Kalın oyun kitabına tekrar tekrar her baktığımda "Keşke bu kadını da eklesek" dediğim çok oluyor. Belki zaman içinde yenilerini hazırlar, bazı değişiklikler yaparak seyircinin tekrar izlemeye gelmesini arzu edebiliriz.

Tiyatro sahnesi oyuncu olarak size nasıl bir hareket alanı sağlıyor hem fiziksel hem duygusal olarak?

Her anlamda çok besleniyorum tiyatro sahnesinden. Terapötik bir etkisi var oyun oynamanın, bağımlılık yapıyor. Tabi ki içime sinen, tatmin eden ve mutlu işlerden söz ediyorum. 20 yılı geçti profesyonel oyunculuk yolculuğum. Ekranda da çok çalıştım ama tiyatroyu hiç bırakmadım. Bugüne kadar birbirimize çok sadık kaldık şükür. Temelinde her mecrada aynı işi yapıyorum, oyunculuk. Ama ruhsal dinamikler o kadar farklı ki. Seyirciyle kurulan o organik bağ; nefes alıp veren, büyüyen, değişen bir organizma sanki. İşte bu beni çok heyecanlandırıyor.

Görkem Yeltan gibi aynı zamanda sinema tecrübesi güçlü bir isimle oyun çıkarmak nasıldı? Bu birliktelik devam eder mi?

Görkem bu oyunu şekillendirirken farklı disiplinleri kullandı. Arkada dijital bir dekorumuz var. Bazı rol kişilerinin filmleri var; benim oynadığım, animasyon var. Bütün bu öğeler onun sinemacı kimliğinden geliyor. Oyuncuyu da bunların içine oturtmaya çalışarak yeni bir konsept oluştu. Daha yenilikçi, içinde video artların da olduğu, çağa daha yakın bir bakış açısı. Pandemi dönemi çok zordu her şey, online çalıştık uzun süre. Daha sonra sahne provalarına geçtik. Hepimiz çok çaba harcadık mutlu son için. Umarım uzun yıllar bu oyun sahnelenebilir.

Tüm Cumartesi haberleri için tıklayın