Orhan Veli Kanık en güzel şiirleri yaşam öyküsü Doodle oldu Orhan Veli Kanık kimdir nereli

Orhan Veli Kanık kimdir nereli? Orhan Veli'nin en güzel şiirleri ve yaşam öyküsü Kendi tabiriyle Bir Garip Orhan Veli, Türk Edebiyatı'nın büyük şairi Orhan Veli Kanık tam 67 yıl evvel bugün hazin bir sonla hayata veda etti. Peki, çok genç yaşta kaybettiğimiz Orhan Veli Kanık kimdir? Hayatına dair bilinmeyenler haberimizde... Orhan Veli, 13 Nisan 1914’te Beykoz’a bağlı Yalıköy’de Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası şefi, klarnet ustası Mehmet Veli Kanık ile Fatma Nigar Hanım’ın ilk çocukları olarak dünyaya gelen Orhan Veli'nin çocukluğu Beykoz, Beşiktaş ve Cihangir’de geçti. Orhan Veli, mizah yazarı Adnan Veli Kanık‘ın ağabeyidir. Füruzan (Yolyapan) adında bir kız kardeşi vardır. Mütareke sırasında Akaretler'de bulunan Anafartalar İlkokulu'nun ana sınıfına devam eder. Edebiyatın zihninde yoğrulması daha çok küçük yaşlarda olur. Artık bir lise öğrencisi olan Orhan Veli için büyük bir şans olan hadise edebiyat öğretmeninin büyük edebiyat adamı Ahmet Hamdi Tanpınar olmasıydı. Türk Edebiyatının akademi ve sanat dünyasında en büyük üstadlarından olan Tanpınar'ın yanı sıra onun için diğer bir talih ise, kalem arkadaşlarıyla aynı sıraları paylaşmasıydı. Lise yılları Orhan Veli’nin gerçek anlamda edebiyata adım attığı dönemdir. Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte “Sesimiz” adlı bir dergi çıkarır. Şair 1932 yılında, liseden mezun olur. Dünyanın en büyük arama motoru olan Google, Türk edebiyatının ünlü şairlerinden Orhan Veli Kanık'ı unutmadı ve ünlü şairin 104. Yaş Gününe özel bir Doodle hazırladı. Şair, yazar ve çevirmen Orhan Veli Kanık, doğumunun 104. yılında anılıyor.

Orhan Veli Kanık kimdir nereli? Orhan Veli'nin en güzel şiirleri ve yaşam öyküsü Orhan Veli Kanık, Türk Edebiyat tarihinin bir akım öncüsü, kısacık ömrüne daha uzun yıllar konuşulacak eserler bırakan ve hazin öyküsüyle yürek burkan garip şairimizdir. 14 Kasım 2017 gününe uyandığımız bu sabah, Orhan Veli Kanık'ın 14 Kasım 1950'de aramızdan ayrılışının 67.senesinde onu ve eserlerini yad ediyoruz. Peki, Orhan Veli Kanık kimdir? Aslen nereliydi, kaç yaşında hayata veda etti? İşte, Türk Edebiyatı'nın kilometre taşlarından Bir Garip Şair Orhan Veli ve hayat öyküsü... Orhan Veli, 13 Nisan 1914’te Beykoz’a bağlı Yalıköy’de Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası şefi, klarnet ustası Mehmet Veli Kanık ile Fatma Nigar Hanım’ın ilk çocukları olarak dünyaya gelen Orhan Veli'nin çocukluğu Beykoz, Beşiktaş ve Cihangir’de geçti. Orhan Veli, mizah yazarı Adnan Veli Kanık‘ın ağabeyidir. Füruzan (Yolyapan) adında bir kız kardeşi vardır. Mütareke sırasında Akaretler'de bulunan Anafartalar İlkokulu'nun ana sınıfına devam eder. Edebiyatın zihninde yoğrulması daha çok küçük yaşlarda olur. İlkokul döneminde edebiyatla ilgilenmeyen başlayan Orhan Veli'nin, bu dönemde “Çocuk Dünyası” isimli dergide ilk hikâyesi basılır. Garip akımını beraber omuzlayacağı arkadaşları ile tanışması da bu dönemlere rastlar. Ortaokul döneminde 7.sınıf öğrencisiyken Oktay Rifat ile tanışır. Bundan birkaç yıl sonra halk evlerinde bir müsamere sırasında  Melih Cevdet Anday ile yolları kesişir.  İşte, ünlü yazar hakkında detaylı bilgiler.  Orhan Veli Kanık kimdir sorusu, Google'ın ünlü edebiyat şairini doodle yapmasıyla birlikte birçok vatandaş tarafından sorgulanmaya başladı. Yazdığı şiirlerle akıllara kazınan Orhan Veli Kanık'ın hayatı hakkında bilgiler merak edilenler arasında yer alıyor. Cumhuriyet’in ilanından sonra ise Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şefi oldu.

Veli Kanık, hem bu yeni görevi hem de Musiki Muallim Mektebinde (Ankara Konservatuvarı) armoni profesörü olması dolayısıyla 1923-1948 yılları arasında Ankara’da yaşadı. Bu dönemde bir süre Ankara Radyosu’nda müdürlük de yapan Veli Bey, daha sonraki yıllarda İstanbul Konservatuvarında ilmî kurul üyesi ve İstanbul Radyosu’nda ses uzmanı olarak çalıştı. Orhan Veli’nin kendisinden küçük iki kardeşi vardı. Bunlar Vatan Gazetesi muhabirlerinden Adnan Veli Kanık ve Füruzan Yol yapandır. Şairin ayrıca, bir yaşında iken Ankara’da ölen Ayşe Zerrin isminde bir kız kardeşi de olduğu söylenmektedir. Peki, Orhan Veli Kanık kimdir? Cumhuriyet’in ilanından sonra ise Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şefi oldu. Veli Kanık, hem bu yeni görevi hem de Musiki Muallim Mektebinde (Ankara Konservatuvarı) armoni profesörü olması dolayısıyla 1923-1948 yılları arasında Ankara’da yaşadı. Bu dönemde bir süre Ankara Radyosu’nda müdürlük de yapan Veli Bey, daha sonraki yıllarda İstanbul Konservatuvarında ilmî kurul üyesi ve İstanbul Radyosu’nda ses uzmanı olarak çalıştı. Orhan Veli’nin kendisinden küçük iki kardeşi vardı. Bunlar Vatan Gazetesi muhabirlerinden Adnan Veli Kanık ve Füruzan Yol yapandır. Şairin ayrıca, bir yaşında iken Ankara’da ölen Ayşe Zerrin isminde bir kız kardeşi de olduğu söylenmektedir.

Orhan Veli Kanık Doodle oldu 

Dünyanın en büyük arama motoru olan Google, Türk edebiyatının ünlü şairlerinden Orhan Veli Kanık'ı unutmadı ve ünlü şairin 104. Yaş Gününe özel bir doodle hazırladı. Şair, yazar ve çevirmen Orhan Veli Kanık, doğumunun 104. yılında anılıyor. Peki, Orhan Veli Kanık kimdir? İşte, ünlü yazar hakkında detaylı bilgiler.  Orhan Veli Kanık kimdir sorusu, Google'ın ünlü edebiyat şairini doodle yapmasıyla birlikte birçok vatandaş tarafından sorgulanmaya başladı. Yazdığı şiirlerle akıllara kazınan Orhan Veli Kanık'ın hayatı hakkında bilgiler merak edilenler arasında yer alıyor. 

ORHAN VELİ KİMDİR?

Orhan Veli, 13 Nisan 1914’te Beykoz’a bağlı Yalıköy’de Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası şefi, klarnet ustası Mehmet Veli Kanık ile Fatma Nigar Hanım’ın ilk çocukları olarak dünyaya gelen Orhan Veli'nin çocukluğu Beykoz, Beşiktaş ve Cihangir’de geçti. Orhan Veli, mizah yazarı Adnan Veli Kanık‘ın ağabeyidir. Füruzan (Yolyapan) adında bir kız kardeşi vardır. Mütareke sırasında Akaretler'de bulunan Anafartalar İlkokulu'nun ana sınıfına devam eder. Edebiyatın zihninde yoğrulması daha çok küçük yaşlarda olur. 

Çocukluğu ve ilk hikayesi...

İlkokul döneminde edebiyatla ilgilenmeyen başlayan Orhan Veli'nin, bu dönemde “Çocuk Dünyası” isimli dergide ilk hikâyesi basılır. Garip akımını beraber omuzlayacağı arkadaşları ile tanışması da bu dönemlere rastlar. Ortaokul döneminde 7.sınıf öğrencisiyken Oktay Rifat ile tanışır. Bundan birkaç yıl sonra halk evlerinde bir müsamere sırasında  Melih Cevdet Anday ile yolları kesişir. 

Lise yılları ve dergi çalışmaları...

Artık bir lise öğrencisi olan Orhan Veli için büyük bir şans olan hadise edebiyat öğretmeninin büyük edebiyat adamı Ahmet Hamdi Tanpınar olmasıydı. Türk Edebiyatının akademi ve sanat dünyasında en büyük üstadlarından olan Tanpınar'ın yanı sıra onun için diğer bir talih ise, kalem arkadaşlarıyla aynı sıraları paylaşmasıydı. Lise yılları Orhan Veli’nin gerçek anlamda edebiyata adım attığı dönemdir. Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte “Sesimiz” adlı bir dergi çıkarır. Şair 1932 yılında, liseden mezun olur. 

Üç genç şair, çıktıkları bu edebiyat yolculuğunda, öğretmenleri arasında yer alan ünlü şair Ahmet Hamdi Tanpınar başta olmak üzere, Halil Vedat Fıratlı ve Yahya Saim Sinanoğlu‘nun büyük desteğini görürler.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve memuriyet hayatı...

İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne giren Orhan Veli, 1933 yılında Edebiyat Fakültesi Talebe Cemiyeti başkanı seçilir. Ayrıca Galatasaray Lisesi’nde öğretmen yardımcısı olarak göreve başlar. 1935 yılına kadar devam ettiği üniversiteyi bitirmeden okuldan ayrılır. Bir süre daha öğretmen yardımcılığı görevini sürdürür. Sonrasında Ankara’ya giderek sırasıyla PTT Umum Müdürlüğü, Telgraf İşleri Reisliği, Milletlerarası Nizamlar bürosuna girer.

İlk yazıları Varlık'ta...

Aynı yıl, şairin yazınsal kimliğini tam olarak ifade eden, biçim ve üslup bakımından tarzını bulmuş olan ilk şiirleri Nahit Sırrı Örik‘in desteğiyle, “Varlık” dergisinde yayımlar. Genellikle aşk, özlem, çocukluk anıları gibi temaları yoğun bir duygusallıkla işlediği bu şiirlerin büyük bir kısmında, “Mehmet Ali Sel” mahlasını kullandı. Aruz ve hece vezninin, klasik şiir kalıplarının özelliklerini çok iyi biliyordur. Adını edebiyat çevrelerine duyurmayı başaran Kanık, 1936-1942 yılları arasında, dönemin popüler kültür-sanat dergilerinden İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, Inkilapçı Gençlik, Demet, İşte ve Aile’de manzume ve düz yazılarıyla yer alır.

Garip akımının yankıları...

Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte ‘Birinci Yeni’ olarak da anılacak ‘Garip’ akımının kurucusu olarak anılırlar. 1941 yılının Mayıs ayında Garip seçkisi yayınlandı. Bu kitapta şairin yirmi dört şiirinin yanı sıra Melih Cevdet'in on altı, Oktay Rifat'ın ise yirmi bir şiiri yer aldı. Kitabın içindeki şiirler kadar ses getiren önsözünü ise Orhan Veli yazdı. Bu önsözü Garip akımının manifestosu olarak kabul edildi. Bu kitap sonradan 'Birinci Yeni' olarak da anılacak Garip akımının başlangıcı oldu. 

Bir Garip Orhan Veli...

36 yıllık yaşamına şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser sığdırdı. Türk Edebiyat Tarihi Literatürü'ne Garip akımı adıyla giren, Garip manifestosu birçok çevre tarafından eleştiri aldı. Şiirin temel kurallarına riayeti reddeden bu görüş 1940-1950 şiirine büyük ölçüde sirayet etti. Garip topluluğunun yanı sıra Orhan Veli, şiirlerinde, öykülerinde ele aldığı konu, kişiler ve sözcükler yönünden daha önce hiç duyulmamış bir üslupla meydandaydı. 

"Türk şiiri onun kalemi sayesinde Avrupa şiiriyle atbaşı geldi."

Garip döneminde yazdığı şiirleriyle öne çıksa da Orhan Veli "tek tür" şiirler yazmaktan kaçınmıştı. Durmadan arayan, kendini yenileyen, kısa yaşamı boyunca uzun bir şiir serüveni yaşayan Kanık'ın edebiyat hayatı farklı aşamalardan oluşmaktaydı. Oktay Rifat bu durumu "Orhan Fransız şairlerinin birkaç nesillik şiir macerasını kısacık ömründe yaşadı. Türk şiiri onun kalemi sayesinde Avrupa şiiriyle atbaşı geldi." ve "Birkaç neslin belki arka arkaya başarabileceği bir değişmeyi o birkaç yılın içinde tamamladı." sözleriyle açıkladı.

Kendi kaleminden Orhan Veli;

''1914’te doğdum. 1 yaşında kurbağadan korktum. 9 yaşında okumaya, 10 yaşında yazmaya merak sardım. 13’te Oktay Rıfat’ı, 16’da Melih Cevdet’i tanıdım. 17 yaşında bara gittim. 18’de rakıya başladım. 19’dan sonra avarelik devrim başlar. 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim. 25’te başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok aşık oldum. Hiç evlenmedim, şimdi askerim.''

Yanlış teşhis ve talihsiz vefat öyküsü...

10 Kasım 1950 yılında bir hafta için geldiği Ankara’da belediyenin kazdığı bir çukura düştü ve başından yaralandı. İki gün sonra İstanbul’a döndü. 14 Kasım günü bir arkadaşının evinde yemek yerden fenalaşan Kanık, hastaneye kaldırıldı. Kanık’a alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi uygulandı ancak beyinde damar çatlaması nedeniyle beyin kanaması geçirdiği sonradan anlaşıldı. Aynı akşam komaya giren şair, Cerrahpaşa Hastanesi’nde hayata veda etti. 

ÖLÜMÜNDEN SONRA

Kaynak ve Varlık dergileri tarafından “Orhan Veli’nin mezarı” kampanyası başlatıldı. Suat Taşer, Osman Attilâ gibi birçok ismin kampanyaya destek vermesinin ardından Abidin Dino, Orhan Veli için bir mezar projesi hazırladı. Nevzat Kemâl ise bu mezarı inşa etti. Ölümünün ardından, şair için, dostlarından Halim Şefik Güzelson Otopsi, Ercüment Behzat Lav Çilelim, Oktay Rifat ise Ağıt isimli şiirler yazdılar. Yüksel Pazarkaya ve Helmut Vader tarafından Almanca’ya çevrilmiş olan seçilmiş 49 şiiri, 1965 yılında Frankfurt’taki Suhrkamp Verlag yayınevi tarafından Poesie ismiyle yayınlandı. Şair hakkında Almanca bir kitap da bulunmaktadır. Orhan Veli’nin şiirleri İngilizce ve Özbekçe’ye de çevrildi.

Orhan Veli’nin çevirdiği Jean Anouilh’ten Antigone ve Jean-Paul Sartre’dan Saygılı Yosma ölümünden önce yayınlanamamıştı. Bu eserlerden Antigone şairin vefatından sonra İstanbul Devlet Tiyatrosu’nca sergilendi. Saygılı Yosma ise 1950 sonunda “Saat 6 Tiyatrosu” tarafından bir kez temsil edildi.

1988 yılında yapılan Orhan Veli heykeli Rumelihisarı sahilindeki ufak bir parka kondu. Bu heykelde şairin elinde bir kitap, hemen arkasında ise bir martı durmaktadır. Orhan Veli ise Boğaziçi’ni seyretmektedir.

ORHAN VELİ’NİN AİLESİ VE ÇOCUKLUĞU (EĞİTİMİ)

Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914’te Beykoz’a bağlı Yalıköyü’nde bulunan İshak Ağa Yokuşu’ndaki Çayır Sokağında 9 numaralı konakta dünyaya geldi. Babası İzmirli tüccar Fehmi Bey’in oğlu Mehmet Veli, annesi ise Beykozlu Hacı Ahmet Bey’in kızı Fatma Nigar Hanım’dır. Nüfus tezkeresi suretine göre asıl ismi Ahmet Orhan olan şairin babasının adı Veli olduğu için, sanatçı Soyadı Kanunu’ndan önce Orhan Veli olarak tanındı.

Cumhuriyet’in ilanından sonra ise Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şefi oldu. Veli Kanık, hem bu yeni görevi hem de Musiki Muallim Mektebinde (Ankara Konservatuvarı) armoni profesörü olması dolayısıyla 1923-1948 yılları arasında Ankara’da yaşadı. Bu dönemde bir süre Ankara Radyosu’nda müdürlük de yapan Veli Bey, daha sonraki yıllarda İstanbul Konservatuvarında ilmî kurul üyesi ve İstanbul Radyosu’nda ses uzmanı olarak çalıştı. Orhan Veli’nin kendisinden küçük iki kardeşi vardı. Bunlar Vatan Gazetesi muhabirlerinden Adnan Veli Kanık ve Füruzan Yol yapandır. Şairin ayrıca, bir yaşında iken Ankara’da ölen Ayşe Zerrin isminde bir kız kardeşi de olduğu söylenmektedir.

ORHAN VELİ'NİN ŞİİRLERİNDEN...

Bir Garip Orhan Veli

İstanbul'da Boğaziçi'nde

Bir garip Orhan Veli'yim
Veli'nin oğluyum
Tarifsiz kederler içindeyim

Urumeli Hisarı'na oturmuşum

Oturmuş da bir türkü tutturmuşum

İstanbul'un mermer taşları
Başıma da konuyor martı kuşları
Gözlerimden boşanır hicran yaşları
Edalım...
Senin yüzünden bu halim.

İstanbul'un orta yeri sinema
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama
El konuşurmuş, görüşürmüş bana ne

Sevdalım...
Boynuna vebalim

İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim
Bir garip Orhan Veli’yim

Güzel Havalar

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Giderayak

“Handan, hamamdan geçtik,
Gün ışığında hissemize razıydık;
Saadetinden geçtik,
Ümidine razıydık;
Hiçbirini bulamadık;
Kendimize hüzünler icat ettik,
Avunamadık
Yoksa biz…
Bu dünyadan değil miydik?”

Anlatamıyorum

“Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.”

İstanbul'u Dinliyorum 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor; 
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda; 
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; 
Kuşlar geçiyor, derken; 
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda; 
Bir kadının suya değiyor ayakları

...

Gün Olur

“Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.
Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.
Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!…
Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi…”

Seni Sevmek

“Bir çocuk ne anlar sevmekten?
Ne anlar ki sevgi uğruna ölmekten
Ne anlar yaşam nedir, dünya ne?
Herşey tozpembedir onun gözünde
Hep umut vardır o küçük yüreğinde…
Karanlıkta aydınlık hisseder
Olmayacak sevdaya olur der..
Ben de çocuğum ve cezalıyım…
cezam sevilmemek
Tek suçum ise seni be canım seni sevmek….”

Kitabe-i Seng-i Mezar

I

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah'ın adını,
Günahkâr da sayılmazdı.

Yazık oldu Süleyman Efendi’ye.

II

Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duysalar öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

III

Tüfeğini deppoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir ruzigar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
"Ölüm Allah'ın emri,
"Ayrılık olmasaydı."

ORHAN VELİ KANIK'IN ESERLER:

Şiir:

Garip (1941 – Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat Horozcu ile birlikte)

Vazgeçemediğim (1945)

Destan Gibi (1946)

Yenisi (1947)

Karşı (1949)

Düzyazı:

La Fontaine Masalları (1948)

Nasrettin Hoca Hikayeleri (1949 – manzum hikaye)

Nesir Yazıları (1953)

Edebiyat Dünyamız (1975)

Fransız Şiiri Antolojisi (1947 – derleme)

Çeviri:

Bir Kapı ya Açık Durmalı ya Kapalı (A.de Musset’den – O. Rifat ile, 1943)

Barberine (1944)

Scapin’in Dolapları (Molière’den – 1944)

Sicilyalı yahut Resimli Muhabbet (1944)

Tartuffe (1944)

Versailles Tulûatı (1944)

Üç Hikâye (Gogol’dan – Erol Güney ile, 1945)

Turcaret (A. R. Lesage‘dan – 1946)

Hamlet ve Venedikli Tüccar (Shakespeare‘den – Ş. Erdeniz ile, 1949)

Batıdan Şiirler (O. Rifat ve M. Cevdet ile, 1953)

Antigone (J. Anouilh‘den – 1955)

Saygılı Yosma (J. P. Sartre’dan – 1961)

Bütün Çeviri Şiirleri (1982)

El Kapısında (Turgenyev‘den – 1994)

Şiir kitapları

Garip (1941, Resimli Ay Matbaası)
Vazgeçemediğim (1945, Marmara Yayınevi)
Destan Gibi (1946, Ölmez Eserler Yayını)
Yenisi (1947, İnkılâp Yayınevi)
Karşı (1949, Güney Matbaacılık ve Gazetecilik)
Bütün Şiirleri (1951, Varlık Yayınları)
Hikâye

Hoşgör Köftecisi (2012, Yapı Kredi Yayınları)

Hikâye/Şiir

Nasreddin Hoca Hikâyeleri (1949, Doğan Kardeş Yayınları)

Yazılar

Nesir Yazıları (1953, Varlık Yayınları)
Edebiyat Dünyamız (1975, Bilgi Yayınları. Hazırlayan: Asım Bezirci)
Bütün Yazıları (1982, Can Yayınları)

Mektuplar

Yalnız Seni Arıyorum (2014, Yapı Kredi Yayınları)

Çeviri

Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı, Alfred de Musset (1943, Maarif Basımevi)
Barbarine, Alfred de Musset (1944, Maarif Basımevi)
Scapin’in Dolapları, Molière (1944, Maarif Basımevi)
Versailles Tûluatı, Molière (1944, Maarif Basımevi, Azra Erhat’la birlikte)
Sicilyalı Yahut Resimli Muhabbet, Molière (1944, Maarif Basımevi)
Tartuffe, Molière (1944, Maarif Basımevi)
Üç Hikâye, Nikolay Gogol (1945, Alaaddin Kıral Basımevi, Erol Güney’le birlikte)
Turcaret, Alain Rene Lesage (1946, Milli Eğitim Basımevi)
Fransız Şiir Antolojisi, (1947, Varlık Yayınevi)
La Fontaine’in Masalları, La Fontaine (1948, Doğan Kardeş Yayınları)
Hamlet, William Shakespeare (1949, Charles Lamb uyarlaması, Doğan Kardeş Yayınları)
Venedik Taciri, William Shakespeare (1949, Charles Lamb uyarlaması, Doğan Kardeş Yayınları)
Saygılı Yosma. Jean-Paul Sartre (1961, Ataç Yayınevi)
Batıdan Şiirler (1963, Yeditepe Yayınları)
Bütün Çeviri Şiirleri (1982, Can Yayınları)