Muhammed Mursi’nin hayatı araştırılıyor. Muhammed Mursi’nin eşi kimdir? Mısır'ın demokratik yöntemlerle seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi mahkeme salonunda hayatını kaybetti. Mahkeme salonundaki tanıklar, baygınlık geçiren Mursi'ye 20 dakikadan uzun süre yardım edilmediğini ve ölüme terk edildiğini belirtti. Vatandaşlar Muhammed Mursi’nin ailesini de merak ediyorlar. Muhammed Mursi’nin eşi Necla Mursi, 2013 yılında askerin yönetime el koyması ve barışçıl gösterileri kanlı bir şekilde bastırmasıyla sonuçlanan darbe sırasında da eşine desteğini sürdürdü.
MUHAMMED MURSİ’NİN EŞİ KİMDİR?
Necla Mahmud, 1962'de Mısır'ın başkenti Kahire'nin bir banliyösü olan Ain Sems'de doğdu.Mısır'da ilköğretimini ve liseyi okudu, sonra ABD'ye giderek orada eğitim gördü.
Amerikalı müslümanlar için çalışmalar yaptı.ABD'de bulunan Kaliforniya İslami Merkezi'nde görev aldı.Ardından Müslüman Kardeşler çatısı altında çalıştı.
1979'da Muhammed Mursi ile ABD'de tanıştı ve hayat arkadaşı oldu.
Necla Mursi, eşiyle birlikte eğitim amacıyla gittiği ABD'den dönüşünün ardından kendisini, Mısır'ın yaşadığı siyasi sorunlar ve sıkıntıların ortasında buldu.
Anavatana dönmenin getirdiği sevince rağmen eşinin "Müslüman Kardeşler Teşkilatı" (İhvan) üyeliğinden dolayı sık sık gözaltı ve tutuklamalara maruz kalması sebebiyle Mursi, sıkıntılarla dolu bir sürece girdi. 1990'lı yıllarda eski Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek rejimi karşıtı olmaları sebebiyle çocuklarının da gözaltına alınmaları hayatı yaşanmaz hale getirmişti.
Eş Mursi, Tunus'ta 2011 yılında başlayan Arap Baharı ateşinin Mısır'a sıçramasıyla gelişen olayların kendisini nasıl etkileyeceğinden belki de habersizdi. Muhtemelen, büyük ayaklanmayla gelen ve beklenen rejim değişikliğinin ardından yeni sistemde eşinin başrol oynayacağı da aklının ucundan geçmemişti.
Mursi'nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasıyla birlikte başlayan süreçte Necla Mursi her zaman eşinin yanında yer aldı, toplantılarında ve seçim kampanyalarında onu yalnız bırakmadı.
Mısır'da demokratik seçimlerle eşinin Cumhurbaşkanı olmasının ardından kendisine düşen First Lady'lik makamında medyadan uzakta kalmayı isteyen Mursi, daha çok mütevazı bir anne olarak yaşamını sürdürdü.
Necla Mursi, 2013 yılında askerin yönetime el koyması ve barışçıl gösterileri kanlı bir şekilde bastırmasıyla sonuçlanan darbe sırasında da eşine desteğini sürdürdü.
Görevinden uzaklaştırıldıktan sonra, önce bilinmeyen bir yere götürülerek alıkonulan daha sonra da tutuklanarak hapse mahkum edilen eşine gözlerden uzakta desteğini vermeye devam eden Mursi, 5 yıl içinde eşini yalnızca 2 kez görebildi.
Darbenin ardından yaşanan zor süreçte, eşi aleyhinde açılan davalarda suçlamaları reddeden Necla Mursi, sosyal medya hesabından da daima eşini destekleyen ve ona cesaret veren paylaşımlarda bulundu.
Halihazırdaki rejimin destekçileri tarafından yapılan suçlama ve karalamalara genellikle sosyal medya hesapları üzerinden cevap veren Mursi, büyük çoğunlukla ise sessiz kalmayı tercih etti.
MUHAMMED MURSİ KİMDİR?
Mısır'ın demokratik yöntemlerle seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi 8 Ağustos 1951 yılında Mısır’ın Şarkiyye kenti Heyya ilçesi Adve köyünde doğdu. Mısır’da 2011 yılında gerçekleşen 25 Ocak Devrimi’nin ardından, Haziran 2012'de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 51,73’ünü alarak Mısır Cumhurbaşkanlığı görevine geldi.
24 Temmuz 2012'de Mursi'nin Cumhurbaşkanlığını kazandığı resmen açıklandı ve Mursi, 30 Temmuz 2012'de yemin ederek görevine başladı. Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın (İhvan) siyasi kanadı Hürriyet ve Adalet Partisi’nin Başkanlığını da yapan Mursi, 2000-2005 yılları arasında Mısır parlamentosunda milletvekilliği yapmıştı.
Makine mühendisi olan Muhammed Mursi, evli ve 5 çocuk babasıydı. Darbe’nin ardından hakkında açılan "Hapishaneler baskını" davasında, Mursi idama mahkum edildi. Ancak bir buçuk yıl sonra Yüksek Mahkeme kararı bozarak Mursi’nin yeniden yargılanmasına karar verdi.
Mursi hakkında görevden uzaklaştırıldıktan sonra 6 ayrı dava açıldı. Mursi'nin 4 davası karara bağlanmış, 2 davasında ise yargılama süreci devam ediyordu. Muhammed Mursi, eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'i (1981-2011) istifaya zorlayan 2011 yılındaki halk devriminin ardından, 2012 yılında ülke tarihinde demokratik yollarla göreve gelen ilk Cumhurbaşkanı olmuştu.
Mursi, 3 Temmuz 2013'te dönemin Savunma Bakanı ve ardından Cumhurbaşkanı olan Abdulfettah es-Sisi tarafından gerçekleştirilen askeri darbeyle görevinden uzaklaştırılmıştı. Darbe öncesi yaptığı son açıklama akıllara kazınmıştı
Temmuz 2013'te askeri darbeyle görevinden uzaklaştırılan Mursi, bilinmeyen bir yere götürülmeden önce Mısır halkına seslenerek, akıllara kazınan tarihi konuşmasını yapmıştı. "Hakkı ve hukuku korumanın bedelini gerekirse hayatımla öderim"
Mursi, konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı:
"Sizleri, çocuklarımızı, bizden sonra gelecek evlatlarımızı korumak istiyorum. Kızlarımızı, geleceğimizin annelerini korumak istiyorum. Onlar çocuklarına sizin babalarınız ve ecdadınız erkektiler, haksızlık ve bozuk görüşler karşısında asla boyun eğmediler, vatanlarından, haklarından ve dinlerinden en ufak taviz vermediler, diyecekler."
Mısır halkının haklarını muhafaza için canını ortaya koyduğunu vurgulayan Mursi, şöyle devam etmişti:
"Bu haklarımızın bedeli için benim kanım akacaksa, ben hazırım. Vatan uğruna canımı kolayca veririm. Allah her şeye kadirdir. Kimse sizi aldatmasın. Sakın tuzaklara düşmeyin."
Muhammed Mursi ayetlerle dua ederek konuşmasını tamamlamış, "Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi eğritme, bize tarafından bir rahmet bağışla. Hiç kuşku yok, lütfu en bol olan yalnız sensin. Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler." demişti.
Mursi, o konuşmanın ardından bilinmeyen bir yere götürülmüş, aylarca kendisinden haber alınamamıştı.
Mursi'nin sağlık hizmetlerinden mahrum hapishane hayatı
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Mısır'ın demokratik yöntemlerle seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin hapishane hayatını ve aile hasretini 19 Haziran 2017'de yayımladığı bir raporla gözler önüne serdi.
Rapora göre, Mısırlı makamlar, "kanunsuz" şekilde Mursi'nin ailesi ve avukatlarıyla iletişim kurmasını ve bu kişilerin Mursi'yi ziyaret etmesini engelledi.
Ayrıca Mursi, sağlık hizmetlerinden de mahrum bırakıldı.
Mursi'nin cezaevine girdiği 4 yıl içerisinde, 4 Haziran 2017'de ilk kez ailesi ve avukatının ziyaretine izin verildi. Bu durum, Mursi'nin tutukluluğuna hukuki itirazını dile getirme ve kendisine karşı yöneltilen birçok suçlamaya karşı kendini savunma hakkını baltaladı.
HRW'ye konuşan ve adı açıklanmayan Mursi'nin bir akrabası, 4 Haziran'da Mursi'nin eşi ve kızını sadece 30 dakika görmesine izin verildiğini, 4 oğlu ve diğer akrabalarıyla görüşmesinin engellendiğini ortaya koydu.
Aynı tarihte, Mursi avukatıyla Ocak 2015'ten sonra ilk kez 10 dakika görüşebildi.
Mursi'nin avukatları, 8 Haziran 2017'de başsavcılığa dilekçe yazarak müvekkillerinin hayatının tehlikede olabileceğini ve muayene için özel bir sağlık merkezine naklini talep etti.
Mursi'nin akrabası da 4 Haziran'daki aile ziyaretinde Mursi'nin sağlığının çok iyi olmadığını ve ciddi oranda kilo verdiğini aktarmıştı.
Söz konusu ziyaretten 3 gün sonra yapılan duruşmada ise mahkeme Mursi'nin konuşmasına izin vermedi.
Telefonla konuşması, gazete okuması, TV izlemesi yasaktı
Mursi'nin akrabası, ailenin mahkeme günü Mursi'nin yakınında tutulan başka mahkumlardan, Mursi'nin bayıldığına ve şeker komasına girdiğine dair bilgi aldığını söyledi.
Akrabası, Mursi'nin diğer mahkumlara hayatından endişe ettiğini ve konserve gıdaları yemekten kaçındığını söylediğini de aktardı.
Hapishane hemşiresi ya da doktorunun, Mursi'nin düzenli tansiyon ve şekerini ölçtüğü ancak başka bir sağlık hizmeti sunmadığı bilinirken, Mursi'nin ailesinin de hapishaneye yiyecek ya da ilaç getirmesine izin verilmedi.
Ayrıca, Mursi'nin gazete okuması, televizyon izlemesi ya da telefon görüşmesi yapması yasaktı.
Mursi sağlık durumunun iyi olmadığını söylemişti ancak mahkeme dikkate almadı
Kahire Ceza Mahkemesinde, "yargıya hakaret" suçlamasıyla 6 Mayıs 2017'de hakim karşısına çıkarılan Mursi, yaklaşık dört yıl boyunca görüşmediği ailesi ve savunma heyeti ile görüşme talep etmiş, ayrıca "hayatını tehdit eden bazı durumlar" olduğunu belirterek, bu meseleyi avukatı ile görüşmek istediğini dile getirmişti.
Mursi'nin oğlu Abdullah, o dönem mahkemeden sonra yayımladığı açıklamada, "hukuksuz yargılama" sırasında babasının, hayatını tehdit eden bazı durumlardan şikayet ettiğine dikkat çekmesine rağmen mahkeme tarafından dikkate alınmadığını belirterek, 3 Temmuz 2013'ten bu yana alıkonulan babasının hayatından Mısır yönetiminin sorumlu olduğunu vurgulamıştı.
Öte yandan Mursi’nin ailesi, bu yıl ramazan münasebetiyle yaptığı yazılı açıklamada, Mursi’nin hukuksuz şekilde, tek başına bir hücrede tutulmasından şikayet etmiş ve sağlık durumu hakkında bilgileri olmadığına dikkati çekmişti.
Ailesi, Mursi'ye yapılanların Mısır'da ve tüm dünyada hukuka aykırı olduğun ifade edilmişti.
İŞTE MURSİ'NİN SON SÖZLERİ
Mursi'nin avukatı Abdulmaksut, duruşma salonundaki sanık kafesinde bulunan Mursi'nin son konuşmasında yargılanma sürecini eleştirdiğini belirtti.
Ülkenin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı'nın, "Şu ana kadar mahkemede neler olup bittiğini anlamıyorum. Avukat görmüyorum. Medya görmüyorum. Ortada bir mahkeme de görmüyorum. Mahkemenin görevlendirdiği avukat da beni savunacak bir bilgiye sahip olmayacak." dediğini kaydeden Abdulmaksut, Mursi'nin bir şiire atıfta bulunarak "kendisine zulmetse de ülkesine bağlı olduğunu" söylediğini aktardı.
Abdulmaksut, Mursi'nin ayrıca şu ifadeleri kullandığını kaydetti:
"Mahkemeden gizli bir duruşma istemiştim. Mahkeme reddetti. Bitti, bu mahkemenin kararı. Ancak ülkemin güvenliği, selameti ve egemenliği için benimle mezara gidecek sırlarım var."
Temmuz 2013'te askeri darbeyle görevden uzaklaştırılan Mursi, kamuoyunda "Hamas adına casusluk" olarak bilinen dava için bugün hakim karşısına çıkmıştı.