Cuma günü sevdiklerimize en güzel Cuma mesajlarını göndermek artık çok kolay. Haberimizin detayında bulabilirsiniz. Ayrıca rivayetlere göre Cuma günü ikindi namazı ile güneşin batmasına kadar olan zaman diliminde dua etmenin fazileti çoktur. Tüm Müslümanların en güzel günü olan Cuma mesajları sayfamızda yer almaktadır. Müslümanlar Cuma gününde cuma namazına giderek bu günün anlam ve önemini ortaya koyarlar. Fıkıhçılar tarafından cuma namazının farz olması veya bir kişinin bunamaza katılmasının gerekli olmasının bazı şartları olduğu ifade edilir.
CUMA DUALARI
"Allah'ım! Fayda vermeyen ilimden, katına yükselmeyen (kabul olunmayan) amelden, huzur bulmayan kalpten ve kulak verilmeyen duadan sana sığınırım." (Taberani)
EN GÜZEL CUMA MESAJLARI
– Ettiğin her dua derdine deva, sağlığına şifa, gözüne nur, gönlüne huzur, ailene ve sevdiklerine huzur getirsin. Hayırlı cumalar dilerim.
– Ey Rabbim! Evimizden bereketi, dilimizden duayı, kalbimizden senin ve Resulünün sevgisini eksik etme. Dualarımızı kabul, ömrümüzü nurlu kıl. Amin. Hayırlı cumalar.
– Güzellikler içinizi aydınlatsın, yüzünüzden ve yüreğinizden tebessüm eksilmesin. Rabbim, sevdiği kullarından eylesin sizleri ve tabi ki bizleri. Hayırlı cumalar dilerim.
– Bizi dostlarına dost, düşmanlarına düşman olanlardan ve sabreden ve şükredenlerden eyle! İşinde sebat eden, nimetine şükreden, ibadetini güzel yapan, doğru konuşanlardan eyle Ya Rabbim. Amin. Hayırlı Cumalar dilerim.
– ‘Ben, beni seven ümmetimi almadan cennete girmem.’ Diyen Sevgilinin (S.A.V) ümmeti olmanın hakkını verebilmek duası ile hayırlı cumalar dilerim.
– Ayakları şişerdi, o öpülesi ayakları. Ama bizim gibi sabahlara kadar gezmekten değil, sabaha kadar ibadet etmekten. Az yerdi, ama bizim gibi rejim yapmak için değil, fakirliği seçtiğinden. Gece gündüz ağlardı, o ağlayınca meleklerin gözleri dolardı ama bizim gibi pembe diziler yüzünden değil, mevlaya olan aşkından. Ne kadar farklıyız değil mi Allah rasülünden. Mevla bütün amellerimiz ve niyetlerimizle ona benzemeyi nasip etsin. Amin. Hayırlı cumalar.
– Allah’ım, ‘kin, kibir ve kim ne der’ hastalıklarından sana sığınırım. Bu güzel cuma gününü senin rızan için sevgi ve muhabbet içinde geçirmeyi nasip eyle. Amin. Cumamız mübarek olsun.
EN GÜZEL CUMA ŞİİRLERİ
Tuzağa dikkat
Yakını göremezken, gözlerimiz uzakta,
Her an dikkat etmeli, ayağımız tuzakta.Acele
Yavaş ol, tökezlersin, düşüp başın yarılır,
Acele etsen de iş, olacağına varır.
Tatlı söz ve yılan
Acı söz insanı tutup çıkarır dinden,
Tatlı söz yılanı çıkarır deliğinden.
Tevazu ve kibir
Mütevazı olana, tevazu ile yaklaş!
Kibirliye yüz verme, hemen ondan uzaklaş!
Sadaka gibi
Tevazu fazilettir, çirkindir büyüklenmek,
Sadaka gibi sevap, kibirliye kibretmek.
Kalb temizliği
Rab, mala, şekle değil, kalbe, niyete bakar,
İmansız olan kalbi, sonsuz ateşte yakar.
Hakk’a dayan!
Pişman olmamak için, yeter gafletten uyan!
Bâtılları bırakıp, sadece Hakk’a dayan!
İki baş
Yıkıcıdır ikilik, her takımı yatırır,
Meşhur söz: (İki kaptan, bir gemiyi batırır.)
Acele iş
Hızlı yaşayan kişi, ölüm ile yarışır,
Buyuruldu: (Acele işe şeytan karışır.)
Felsefeci
Yaratma ve diriltme işini inkâr eder,
Der ki: (Bu âlem, böyle gelmiş böyle gider.)
Zırhını tak
Gafletle gezip tozma, ölüm gelir muhakkak,
İmanlı ölmek için, ibadet zırhını tak!
İyilik rehberi
Salih olan arkadaş, iyiye rehber olur,
(Kişi sevdikleriyle, elbet beraber olur.)
Zengin ve zekât
Salih zengin düşünür, muhtaç olan fakiri,
Bilir ona aittir, malının kırkta biri.
Doğru esnaf
Müjde doğru esnafa, eşi yok iyilikte,
Mahşer günü haşrolur, şehitlerle birlikte.
Kalbi temizlemek
Öyle gâfil dolaşma, biraz kendine acı!
Bulmalısın kalbleri temizleyen ilâci!
*Duaların geri çevrilmeyeceği bugünde rabbimdualarımızı kabul etsin. Bizleri rahmetinden mahrum bırakmasın güzel Mevlam.
*Bizi dostlarına dost, düşmanlarına düşman olanlardan ve sabreden ve şükredenlerden eyle! İşinde sebat eden, nimetine şükreden, ibadetini güzel yapan, doğru konuşanlardan eyle Ya Rabbim. Amin. Hayırlı Cumalar dilerim.
* Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur"an-ı Kerim"i, kalbimizin baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap Hayırlı Cumalar
*Yüce Allah mübarek Cuma-ı şerif hürmetine hayatın şereflisini, rızkın bereketlisini, vücudun sıhhatlisini, ahlakın faziletlisini, evladın edeplisini nasip ve müesser eylesin.
*Bazı müminler cennete hasret yaşar. Bazı müminler de vardır ki cennet onları hasretle bekler. Cennetin hasrete beklediği müminlerden olmakduasıyla,hayırlı cumalar.
*Ettiğin herdua derdine deva, sağlığına şifa, gözüne nur, gönlüne huzur, ailene ve sevdiklerine huzur getirsin. Hayırlı cumalar dilerim.
*Yakınlık ne zamanla ne mekenla sınırlıdır.Eller Allah'a açıldığında akla ilk gelen sevilenlerdir.Aklımda yürüğimde veduamdasınız.
Ey Cuma!
Ey, günlerin en güzeli...
Biz seni, onbir ayın sultanı ramazanı şerifi özler gibi özlüyoruz. Nasıl ki ramazan hasreti, kalbimizde onbir ay büyüye büyüye çoğalıyorsa sen de altı gün kalbimizde büyüyen hasretsin. Değil mi ki sen, dünya ve cennette en üstün günsün. Sen ki niyazlar, dualar, yakarışlar, ümitler iklimisin. Bizi sana O öğretti, Sevgili Peygamberimiz -aleyhisselam- öğretti. Sair günlerde gönderilen selâmları, salevatları melekler, O'nun huzuruna vararak arz ederken, sende, Cuma gününde biz mü'minlerin Peygamberler Peygamberi üzerine getirdiğimiz salevatı şerifleri kendileri bizzat kabul ederler. Her günkü iyilik iyiliktir, sevap sevaptır; ama sende, Cuma gününde yapılan iyilik, hayır ve hasenat bire ondan öteye çoğalarak zenginleşir. Kötülüklerin de böylece eksilttiği gibi.
Ey Cuma! Sen güzelsin, sen üstünsün.
Gönüllerimiz sen ayarlıdır.
Şehirlerimiz sen merkezlidir.
Şehirlerimizin mührü o ulu ulu camiler, aslında ve esasında Cuma mescidleridir. Ki bazıları "Cuma Camiî" adını alır. Cuma günleri, bu ulu camiler, diğer camiler, mahalle mescidleri hep dolar. Çünkü Cuma, mü'minin bayramıdır. Cuma günleri, Müslümanlar, yıkanır paklanır, güzel kokularla sana, sevgine ve seni sembolize eden o ulu eserlere gelirler.
Ey Cuma! Müminler, bitişmiş omuzlarla, birleşmiş kalblerle, senin kucaklayıcı rahmetinle kıbleye yönelir, imam efendinin önderliğinde kıyama durur, rüküa varır, secdeye kapanır ve namaz sonunda ellerini semaya açar, Şefkat Peygamberinin hatırını araya koyarak, seni araya koyarak bütün ümmet için, ehli iman için, ölülerimiz için, dirilerimiz için, devletimiz için, milletimiz için, ordumuz, yurdumuz, yuvamız, huzurumuz, dirliğimiz, birliğimiz, selametimiz için, ailelerimiz ve evlâtlarımız için, komşularımız, sevdiklerimiz, arkadaşlarımız ve insanlık için yüce Allah'a yalvarır, yerden ve gökten, insan ve cin şeytanlarından gelecek her musibete karşı ancak merhametlilerin en Merhametlisi Allah'tan yardım isterler.
Ey Cuma!.. Senin gününde, sana geldiğimiz, misafirin olduğumuz günde. Duaların kabul olduğu günde. Hutbe saatinde. O meçhul ânda müminlerin dualarının kabul olması için şefaatçi ol, yardımcı ol.
Ey Cuma! Ey günlerin Sultanı! Müslümanlar darda, zorda sıkıntıda. İslâmın iç ve dış düşmanları onlara musallat. Güzelim İslâm beldeleri fitne ateşi içinde. Müslümanlar, Suriye'de sahipsiz, aç, kurşun altındalar, başlarına bombalar yağmakta. Filistin öyle, Irak öyle, Şarki Türkistan, Arakan, Afrika, Kırım, Kafkasya çok farklı değil.
Ey Cuma! Abdülkerim Satuk Buğra Han evlâtları. Sultan Alparslan evlâtları. Selçuklu ve Osmanlı evlâtları, Allah, Peygamber, ümmet ve Cuma hürriyeti uğruna bin yıl boyunca kahramanca taşıdığı İslâm'a hizmetkârlık şerefini bir asırlık kısa bir fasıladan sonra şimdilerde yeniden ele alma azim ve mücadelesindedir.
Ey Cuma!.. Selahaddini Eyyubi düşmanları, Sultan Alaaddin düşmanları, Murad-ı Hüdavendigâr düşmanları, yani haçlılar, yani İslâmın dış düşmanları, bugün kendileri bizzat ve adına "terör örgütü" dedikleri hain ve gafilleri de maşa olarak kullanarak vatanımıza, polisimize askerimize, birliğimize, dirliğimize saldırmaktalar. Her gün gencecik arslanlar şehit olup toprağa düşmekte, ağzı emzikli bebeler yetim kalmakta.
Ey Cuma! O şehidler hürmetine, bebeler hürmetine, senin kalbinde, o ulu cami kubbeleri altında yapılan makbul dualar hürmetine, Vav harfleri altında yapılan dualar hürmetine, Kâbe-i şerifte yapılan müstesna dualar hürmetine, Fetih Suresi hürmetine bu ümmete sahip çık. İslâmın Bayraktarı bu millete, bu niyeti aşk edinmişlere sahip çık. Bu aziz millet, bu aziz ümmetin başıdır. Başı gövdeden ayırmak istiyorlar.
Ey Cuma! Zorlukların kolaylaşması, zaferin çabuk gelmesi için, her Cuma vaktinin bir dönüm noktası olması için sen, sana yakışanı yap.
Ey Cuma!.. Biz, o şehidlerden, gâzilerden, kahramanlardan râzıyız; sen de râzı ol! Şanlı Peygamber de râzı olsun.
Allahü teâlâ da râzı olsun...
Amin...Rahim Er
Cuma Namazı tek başına kılınmaz.
Öğle vaktinde cemaatle kılınır.
Öğle ezânı okununca, önce dört rek'at Cum'anamazının ilk sünneti kılınır.
Niyet ederken:
"Niyet ettim, Allah rızası için Cuma Namazının ilk sünnetini kılmaya" denilir.
Bunamaz aynı öğlenamazının ilk sünneti gibi kılınır.
İlk rekatta önce Sübhaneke okunur. Sonra Euzü Besmele çekilir.
Bütün rekatlarda Fâtiha ve zamm-ı süre okunur.
İlk oturuşta sadece Etteahiyyatü okunur.
Son oturuşta:
Etteahiyyatü, Allahumma Salli, Allahumme Barik, Rabbena duaları okunur.
Sonra, câmi' içinde, ikinci ezân okunur.
Sonra, İmam hutbe okumak için minbere çıkar. Hutbe okunur.
Hutbe okunurken cemâ'atinnamaz kılması ve konuşması tahrimen mekruhdur (harama yakın).
Hatîb efendi duâ ederken, cemâ'at sesli âmîn demez. İçinden sessiz denir.
Namaz kılarken yapması harâm olan her şey, hutbe dinlerken de harâmdır.
Hutbe okunup bittikten sonra müezzin kamet getirir.
Sonra, cemâ'at ile iki rek'at Cum'anamazının farzı kılınır. Bunamaz aynı Sabahnamazının farzı gibi kılınır.
Niyet şöyle edilir: "Niyet ettim, Allah rızası için Cumanamazının farzını kılmaya, uydum hazır olan imama"
Sonra, dört rek'at son sünneti, Niyeti şöyledir: "Niyet ettim Allah rızası için Cumanamazının son sünnetini kılmaya".
Bu sünnetde aynı ilk sünnet gibi kılınır. Böylece esas itibariyle Cumanamazı farzı ve sünnetleriyle birlikte kılınmış olur.
Son sünnetin ardından zuhr-i ahir, niyetiyle dört rekat dahanamaz kılınmaktadır. Niyet edilirken şöyle denilir: "Niyet ettim Allah rızası için edâsı üzerime olup da henüz üzerimden sâkıt olmayan en son öğlenamazının farzına". Bu şekilde niyet edilirse, eğer o gününcumanamazı şartlarında bir noksanlıktan dolayı kabul olunmamışsa, öğlenamazı kılınış olur. Kabul olunmuşsa, en son kazaya kalmış öğlenamazına sayılır.
Bundan sonra, iki rek'at vaktin sünneti kılınır. "Niyet ettim Allah rızası için Vaktin sünnetine" diye niyet edilir. Cum'a sahîh olmadı ise, bu on rek'at, öğlenamazı olur. Bundan sonra, Âyet-el-kürsi ve tesbîhler okunup, duâ edilir.
Cuma'nın şartları
Fıkıhçılar tarafından cuma namazının farz olması veya bir kişinin bunamaza katılmasının gerekli olmasının bazı şartları olduğu ifade edilir. Cuma namazının diğer namazlardan başka olarak kendisine özgü on iki şartı daha vardır. Bunların altısı vücubunun (farz olmasının), diğer altısı da edasının şartlarıdır.
Hür olmak, esir veya hapis olmamak.
Mukim olmak, yolculukta olmamak.
Sıhhatli olmak,namaza gidemeyecek kadar hasta olmamak.
Kör olmamak.
Ayakları sağlam olmak.
Namaza gitmeye mani ve gitmemeyi mübah kılan bir özrü bulunmamak, (Düşman korkusu, şiddetli yağmur, çamur gibi şeyler.)
Cuma namazı kılınacak yerin şehir olması, (izin verilen köylerde de kılınabilir)
Namazı emir veya vekilinin kıldırması,
Öğle namazı vaktinde kılınması,
Cemaatin huzurunda hutbe okunması,
İmamdan başka en az üç kişi bulunması,
Cuma namazı kılınan yerin herkese açık olması.
ALLAH BİZE YETER
Al-i İmran Sûresinin 173. âyeti meâlen şu şekildedir: “Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar onlara ‘Düşman size karşı büyük bir kuvvet topladı; onlardan korkun’ dedikleri zaman, onların imanı ziyadeleşti ve ‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir’ dediler.”
Büyüklerimizden sık sık “Hasbünallahü ve ni’me’l-vekil” sözünü işitiriz. İşte âyetin son kısmındaki bu cümle üzerinde biraz durmak istiyorum.
Zaman su gibi akıp geçiyor. Bir de bakmışız ki ömrümüzün çoğu geçip gitmiş. Yarına çıkmaya kimsenin garantisi yok, lâkin eğer Allah ömür vermişse bir yirmi sene yaşama ihtimali ya var, ya da yok.
Yahu zaman nasıl bu kadar hızlı akıp gider, daha dün çocukluğumuzu hatırlar gibiyim. Hemen hemen her akşam rahmetli babamla Fatih Camii’ne güle oynaya gider, yatsınamazını kılar, neşe içinde evimize gelirdik. Ama şimdi ölümün soğuk nefesi ensemizde dolaşıyor.
Bir zat, zamanın süratle akmasını şöyle ifade ediyor: “Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat, bir uykudur; bir rüyâ gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider.”
Madem hayat bu kadar hızlı bir şekilde geçiyor, o halde geçen ömür dakikalarının kıymetini bilmek zorunluluğu vardır. Çünkü tekrar elimize geçmeyecek.
Gemideki arkadaşlarıma “Aman canınızın kıymetini bilin, çalışırken elinizi kolunuzu dikkatli kullanın, bizim mesleğimiz denizcilik çok ağır bir meslektir. Ölümcül yaralanmalar çok sık meydana gelir. Bu hayatı tekrar bize vermeyecekler. Bilgisayar oyunları gibi düşünürseniz sadece bir can hakkımız var. Ona göre hareket edin” der dururdum.
Allah’a çok şükür başımıza büyük kazalar belalar gelse de birlikte çalıştığım denizci arkadaşlarımdan ağır yaralanma ve ölüm gibi musibetleri yaşamadım. Hatta Hint okyanusunda fırtınada kaptanı olduğum gemi ikiye bölünerek battı lakin bütün personelimle sağ salim kurtulup sahil-i selamete çıktık. İki hafif yaralanma dışında personelime bir şey olmadı. Bir gemi kaptanının gemi kaybetmesi kadar kötü bir şey yoktur. Allah hiçbir kaptana bu acıyı yaşatmasın lakin personelimin tamamının kurtulması ve gemi sahiplerinin sigortadan paralarını alabilmesi benim teselli kaynağım olmuştur.
Bunun asıl sebebi duâlar bereketiyle Allah’ın hepimizi korumasıdır. Yoksa “Ben tedbirli adamım işimi iyi bilirim” sözü tam bir aldatmacadır. Çünkü denizin hali hiç belli olmaz hele hele okyanuslar çok büyük tehlikelerle dolu sürprizlere hazırlıklı olunması gereken yerlerdir. İnsanın başına her türlü bela ve musibet gelebilir. Ne olduğumuzu değil ne olacağımızı düşünmek gerekir.
İstanbul’da iken bir arkadaşım çok karamsar bir şekilde konuşuyordu. Devamlı şekilde gençlerin uçarı hareketlerinden eleştiriyor ve memleketin kötüye gittiğinden şikâyet ediyordu. Sohbet sonundanamazımızı kıldıktan sonra bir başka arkadaşımız “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır” dedi. Fakat bu arkadaşımız karamsar sözlerini bir türlü bırakmıyordu. Devamlı insanlardan şikâyet ediyor, hatta olayları iyi yönüyle görmeyi bir nevî ahmaklık olarak nitelendiriyordu.
Kendisine bu bakış açısının Marksistlere yakıştığını, Yüce Allah’ın “Lâ taknetû min rahmetillah” yani “Benim rahmetimden ümidinizi kesmeyin” diye emrettiğini söyledim. Hatta toplumda gördüğümüz acı ve kötü olayları bir fırsat, ganimet bilip problemleri çözmek için çaba sarf etmeye sebep olacağını söyledim. Yeter ki o gayreti gösterelim. Allah'ın rızasının nerede ve nasıl kazanılacağı bilinmez. Belki o küçücük gayret buna sebep olabilir. Sonuç odaklı olmak başarılı ve muzaffer olmak şart değildir. gayret bizden tevfik Allah'tandır...
Gerçekten de öyle değil midir? Hayat çarçabuk geçerken elimizde ne kalıyor ki. Para servet derseniz bunlar ahirette çoğu zaman başa belâ olacak şeylerdir. Fakat birisinin imanını kurtarmaya çalışmak, hadiste “sahralar dolusu kırmızı koyunu sadaka vermekten dahahayırlıdır” şeklinde geçmektedir. O halde inanan bir insanın, içi daima aydınlık olmalıdır. Bırakın inançsız olanların dünyası kararsın. Biz olayları güzel yönleriyle değerlendirelim. Bize bir kereliğine tanınan ömür dakikalarını faydalı hale getirmeye çalışalım.
Sahabeler zamanında müşrikler, yukarıda bahsettiğimiz âyette geçtiği gibi düşmanların onları yok etmek üzere büyük bir ordu ile üzerlerine geldiklerini söylemişlerdi. Fakat onların moralleri bozulmadı. Hatta imanları ziyadeleşti. Kendilerine asıl gidilecek yer olan ahiret saadetinin kapılarının açıldığını düşündüler. Zira biliyorlardı ki ahireti kazanmak için dünyada zahmet çekmek gerekliydi. Cennet ucuz cehennem dahi lüzumsuz değildi.