AYŞENUR DÜLGER
Başakşehir Millet Bahçesi'ndeki macera parkına ekipmansız ve izinsiz giren fenomen Rana Bayrakçıoğlu, o anları da sosyal medyadan paylaştı. Parkta tehlikeli hareketler yapıp güvenlik görevlileriyle dalga da geçen Bayrakçıoğlu hakkındaki hukuki süreç uzlaşmayla son buldu. Bu kapsamda paylaştığı videoda parka izinsiz girdiğini kabul eden Bayrakçıoğlu, "Yaptığımızın yanlış ve hukuka aykırı olduğunu bilmiyorduk. İçerik için parka girdik" dedi. Görevlilerden de özür dileyen Bayrakçıoğlu, ilgili tüm içerikleri kaldırdı.
Rana Bayrakçıoğlu paylaşımın altına ise "Uzlaşma gereği paylaştığım videodur" notunu düştü.'YARIN DA TIRMANIŞTAYIM'
Paylaşımdaki özrün samimi olmadığını savunan kullanıcılara cevap veren Bayrakçıoğlu, "Dosya kapandı, gülüyorum" ve "Yarın da tırmanıştayım, takipte kal" dedi. Fenomen, uzlaşma süreci sonrası paylaştığı yeni bir gece videosunda jandarmaları görüntüleyerek "Paket olduk" notunu düştü.
YAPILAN EDİM YETERLİ
AKŞAM'a konuşan avukat Ayşegül Mermer, uzlaşma olmasa ceza yargılamasının süreceğini belirterek, "Hukuken önemli olan, özrün samimiyetinin değerlendirilmesi değil, mağdurun yapılan edimi yeterli görüp uzlaşmasıdır" dedi.
Sosyal medya çağında bazı içerik üreticileri görünürlük uğruna risk almayı bir başarı kriteri olarak görüyor. Ancak hukuk açısından baktığımızda cesaret ile ihlal arasındaki çizgi oldukça nettir. Bir kişinin milyonlarca izlenme elde etme amacıyla başkasına ait bir işletmeye veya kullanım alanına izinsiz şekilde girmesi, bunu kayıt altına alması ve paylaşması; içerik üretimi değil, başkasının hak alanına müdahale olarak değerlendirilir.
Bugün sosyal medyada en büyük problem, birçok kişinin etkileşim almayı hukuki meşruiyet ile karıştırmasıdır. Oysa milyonlarca kişinin izlemesi, bir eylemi hukuka uygun hale getirmez. Tam tersine, bazı durumlarda ihlalin görünürlüğünü ve etkisini artırır.
Bu olayda dikkat çekici olan husus, tarafların sonradan uzlaşmış olmasıdır. Ancak uzlaşma gerçekleşmiş olması, ilk eylemin hukuki sonuç doğurma potansiyelini ortadan kaldırmaz. Buradan çıkarılması gereken temel ders, dijital dünyada görünürlük arayışının kişilere başkalarının mülkiyet hakkını, işletme hakkını veya güvenlik kurallarını ihlal etme serbestisi vermediğidir.
Sosyal medya özgürlüğü ile hukuki sorumluluk arasındaki dengeyi kaybettiğimiz noktada içerik üretimi, hak ihlaline dönüşür.
Uzlaşma, ceza hukukunda yalnızca dosyaları kapatmak için öngörülmüş bir mekanizma değildir. Asıl amacı, mağdurun zararının giderilmesi, failin davranışının sonuçlarıyla yüzleşmesi ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılama sürecine ihtiyaç duyulmadan çözümlenmesidir.
Bu olay özelinde bakıldığında, işletmenin şikâyeti üzerine başlayan süreçte tarafların uzlaşmış olması, mağdur tarafın yaşadığı rahatsızlığın ve doğduğunu düşündüğü zararın giderildiği yönünde değerlendirilir. Uzlaşma gerçekleştiğinde soruşturma veya kovuşturma süreci sona erer ve dosya ceza yargılamasına konu olmaktan çıkar.
Uzlaşma sağlanmamış olsaydı, olayın tüm özellikleri değerlendirilerek soruşturma ve yargılama süreci devam edecek, eylemin niteliğine göre ceza sorumluluğu bakımından değerlendirme yapılacaktı. Somut olayın özellikleri bilinmeden kesin bir hukuki sonuç söylemek mümkün olmasa da, uzlaşma mekanizması devreye girmeseydi taraflar ceza yargılaması sürecini yaşamaya devam edecekti.
Bu olayda dikkat çekici hususlardan biri de uzlaşmanın bir özür videosu ile desteklenmiş olmasıdır. Ceza hukukunda uzlaşma edimi mutlaka para ödenmesi şeklinde olmak zorunda değildir. Tarafların kabul etmesi halinde özür dilenmesi, belirli bir davranışın yerine getirilmesi, içeriğin kaldırılması veya mağdurun tatminini sağlayacak farklı yükümlülükler de uzlaşma konusu olabilir.
Özellikle sosyal medya çağında meydana gelen uyuşmazlıklarda, ihlalin kamuoyu önünde gerçekleşmesi nedeniyle telafinin de kamuoyu önünde yapılması taraflar açısından anlamlı görülebilmektedir. Bu nedenle özür videosu yayımlanması, içeriklerin kaldırılması veya kamuya açık bir açıklama yapılması son yıllarda daha sık karşılaşılan uzlaşma yöntemleri arasında yer almaktadır.
Hukuken önemli olan husus, özrün samimiyetinin tartışılması değil; mağdur tarafın bu edimi yeterli görmesi ve tarafların serbest iradeleriyle uzlaşmaya varmış olmasıdır. Bu yönüyle özür videosu, yalnızca sembolik bir açıklama değil, uzlaşmanın bir parçası olarak hukuki sonuç doğuran bir edim niteliği de taşıyabilir.
Ben de vekilliğini üstlendiğim birçok uzlaşma dosyasında, müvekkilimin onayını almak kaydıyla, karşı tarafın sokak hayvanları yararına bağış yapması, belirli sosyal sorumluluk projelerine katkıda bulunması veya toplumsal fayda sağlayan edimlerde bulunması yönünde çözümler öneriyorum. Çünkü ceza hukukunda uzlaşmanın amacı yalnızca dosyayı kapatmak değil; tarafların yaşanan olayın sonuçlarıyla yüzleşmesini, mağduriyetin giderilmesini ve toplumsal barışın yeniden tesis edilmesini sağlamaktır