Hüsna KÖŞGER
Yaprak Dökümü bir roman uyarlamasından çok öteye geçmeyi başarmış, üzerinden yıllar geçmesine rağmen seyircisini hiç kaybetmemiş bir dizi olmuştu. Tam beş sezon süren dizinin final sahnesi, kaç kez izlese de ağlatır. Dili olsa da konuşsa denilen o beyaz duvarlar, ne acılara tanıklık etmişti ve o boş duvarlarla dahi vedalaşmak, Yaprak Dökümü'nde evin gelini olan Ferhunde'ye kalmıştı.
Odaları dolaşan ve sonunda yere çöküp ağlayan Ferhunde'yi oynayan isim, Deniz Çakır'dı. Çakır o sahne için bir itirafta bulundu. "Sonra da o fotoğrafa bakıp orada çöküyor, bitti sahne ben oradan katıla katıla ağlamaktan kalkamadım mesela" diyen Çakır, rolü ve hikayeyi ne kadar benimsediğini de paylaşmış oldu.
Peki o duvarların gerçekten dili olsaydı; ailenin bu noktaya gelmesine neden olan hangi olayların yaşanmamasını söylerdi?
Eğer iki kız kardeş birbirlerine karşı bu kadar kıskanç ve hırslı olmasalardı, ne Oğuz'u bu kadar içlerine alacaklar ne de o büyük hatalara düşeceklerdi. Belki de Necla yine Cem ile evlenecek ve Cem, Leyla ile Nazmi'yi yine tanıştıracaktı. Böylelikle iki kız kardeş de hem maddi hem de manevi anlamda huzurlu bir evlilik yaşayacaktı. Ancak kızlarının bu kadar yanlışa sürüklenmesinde hatta bir kürk uğruna dahi görgüsüz tavırlar sergilemelerinde, Hayriye'nin gerçekleri görmezden gelip itibar ve lüks uğruna her şeye boyun eğmesi yatıyor.
Ferhunde yanlışları ve doğrularıyla o evde yaşanan birçok olayın ana karakteriydi. Ama o bu kadar para ve lüks hırsında, güç tutkunluğunda bir kadın olmasaydı; Şevket de hırsızlık gibi bir suça karışmaz ve mutlu bir hayatları olurdu.
Fikret birçok şeyi önceden görmüş ve tüm bu sahteliklere daha fazla dayanamadığı için, hiç tanımadığı bir adamla hayatını birleştirmişti. Ancak Fikret, gizli ve imalı mesajlar vermek yerine doğrudan her şeyi, olması gereken kişiler ile konuşsaydı; hatta -hiç sevmese de- Ferhunde ile akıl birliği etseydi, belki de Necla'yı ve Leyla'yı Oğuz tehlikesinden daha en başından kurtarabilecekti.
Evet; Ali Rıza'nın üstten bakıcı tavırları, trip atıp kenara çekilip küsen karakteri her olaya etki etti. Oğlunun dışarıda yemek yemesine gösterdiği tepki ne kadar anlamsızsa, saçlarını kestirdiği için karısına trip atması da o kadar anlamsızdı. Eğer o; çocuklarına körü körüne güvenmek yerine onlarla gerçekten sağlıklı bir iletişim kurup dinleseydi, onlar da bu kadar çabuk hataya sürüklenmeyecekti. Fikret konuşmaya çalıştıkça onu dinlememesi, Şevket'e işe girer girmez evin reisliği gibi ağır bir yük yüklemesi, Leyla'ya sahip çıkmak yerine ona kötülük yapan adamı eve damat olarak sokması, gelini Ferhunde'yi kızları üzerinden küçümseyip sonunda büyük konuşmasının bedelini ödemesi gibi örneğin.