Keyfi olarak oruç tutmamak olur mu? Mazeretsiz oruç tutmamanın hükmü nedir?

Ramazan ayında oruç ibadetini yerine getiremeyen Müslümanlar, hangi durumlarda orucu kaza edip edemeyeceklerini araştırıyor. Oruç ibadeti, aklı yerinde olan ve ergenlik çağına giren her Müslüman için farzdır. Peki, Keyfi olarak oruç tutmamak olur mu? Mazeretsiz oruç tutmamanın hükmü nedir? İşte Diyanet'in konuyla ilgili fetvası

Yeliz Gediman

Ramazan'da mazeretsiz oruç tutmamanın cezası olup olmadığı konusu, keyfi olarak oruç tutmayanlar tarafından merak ediliyor. Diyanet, mazeretsiz oruç tutmamanın hükmü ilgili fetvasını internet sitesi üzerinden cevapladı. Hasta olup oruç tutamayan kişiler, tutulmayan orucun kazasını yaparak borcunu ödeyebilirler. Peki Keyfi olarak oruç tutmamak olur mu? Mazeretsiz oruç tutmamanın hükmü nedir? İşte Diyanet'in açıklaması

KEYFİ OLARAK ORUÇ TUTMAMAK OLUR MU?

Ramazanda mazeretsiz olarak oruç tutmamak büyük günahtır. Ramazan orucu tutmaya başlayan bir kimse; Bazı günlerde mazeretsiz olarak oruç tutmaktan vazgeçerse, sadece tutmadığı günlerin orucunu kaza etmesi gerekir, kefâret gerekmez. Zira kefâret, oruç tutmamanın değil, orucu mazeretsiz olarak kasten bozmanın cezasıdır.

Kefaret, oruç tutmamanın değil, orucu kasten bozmanın cezasıdır. Oruç tutmamanın cezası, bir güne bir gün tutmaktır. Mazereti varsa oruç tutmaz, gününe gün kaza eder. Hastalanırsa bozar, yine bir gün kaza eder.

Hz. Peygamber (SAV) bir hadisinde; "Ramazan'da mazeretsiz olarak tutulmayan bir günü bir sene boyu tutulan orucu karşılayamaz." diye belirtmiştir.

MAZERETSİZ TUTULMAYAN ORUCUN KAZASI OLUR MU?

Ramazan orucunun mazeretsiz olarak tutulmaması büyük günah olup, kazasıyla birlikte tövbe etmek de gerekir.

Önce, tutulmayan oruçlar için tövbe edilir. Sonra gününe gün, yani kaç gün tutulmamışsa o kadar gün kaza orucu tutulur. Bir kimse, Ramazan ayında 30 gün oruç tutamasa, tutamadığı gün kadar kaza orucu tutar.

Ramazan ayında her günün orucu başlı başına müstakil bir ibadettir. Bundan dolayı her gün için oruç tutmaya niyet etmek gerekir. Dolayısıyla bir günün orucundaki bozukluk, diğer günün sıhhatine engel olmaz.

Bu itibarla Ramazan orucu tutmaya başlayan bir kimse daha sonraki günlerde mazeretsiz olarak oruç tutmaktan vazgeçerse, sadece tutmadığı günlerin orucunu kaza etmesi gerekir, keffâret gerekmez. Zira keffâret, oruç tutmamanın değil, orucu mazeretsiz olarak kasten bozmanın cezasıdır.

Ancak Ramazan orucunun mazeretsiz olarak tutulmaması büyük günah olup, kazasıyla birlikte tövbe etmek de gerekir. Ayrıca Ramazan'dan sonra tutulan oruç, Ramazan'da tutulan orucun sevabını karşılamaz (İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, 2/403). Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde, Ramazan'da mazeretsiz olarak tutulmayan bir günü, bir sene boyu tutulan orucun karşılamayacağını belirtmiştir (Ebû Dâvûd, Savm, 38[2396]; bkz. Buhârî, Savm, 29).

ORUCA NİYET EDİLDİKTEN SONRA VAZGEÇİLİR Mİ?

İmsak vakti girdikten sonra niyetli olan kişi bu niyetinden vazgeçip orucunu bozarsa kefaret gerekir. Oruç kefareti, iki kamerî ay veya 60 gün ara vermeksizin oruç tutmaktır. Buna da gücü yetmeyen kişi, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün doyurur.

Oruç tutacak gücü olduğu hâlde tutmayan bir kimse, bu oruçlarının fidyesini vererek oruç borcundan kurtulmuş olur mu?

Oruç için fidye verilmesi, oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlı kimseler ile iyileşme ümidi olmayan hastalar için geçerlidir. Hz. Peygamber (s.a.s.) ve sahabenin uygulaması, fidyeden bahseden âyetteki "oruç tutmakta zorluk çekenler." (el-Bakara, 2/184) ifadesinin yalnızca yukarıda sayılan kimseleri kapsadığını göstermektedir. Buna göre, oruç tutmaya gücü yettiği hâlde tutmayan veya geçici bir sebeple tutamayan kimseler hakkında fidye hükmü yoktur (Buhârî, Tefsîr (Bakara), 26[4507]; Müslim, Sıyâm, 149-150 [1145]).

Mazeretsiz oruç tutmayanların, tutmadıkları oruçları kaza etmeleri ve tövbe istiğfar etmeleri gerekir. Ayrıca, oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, fidye vermiş bile olsalar, ileride tutabilecek duruma gelirlerse tutamadıkları oruçları Hanefîler'e göre kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyeler oruç borcunu düşürmez (Kâsânî, Bedâî', 2/105; Merğinânî, el-Hidâye, 1/124).