AA
Oktay'ın ilkini şubat ayında ABD'deki Georgetown Üniversitesi'nde gerçekleştirdiği "Dış Politika Söyleşileri" kapsamında Türkiye'deki ilk etkinlik, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) ev sahipliğinde düzenlendi.
Sümerbank Konferans Salonu'nda öğrenciler ve akademisyenlerle bir araya gelen Oktay, "Bölgesel Krizler ve Türkiye" başlıklı söyleşide, güncel dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Oktay, programın açılışında yaptığı konuşmada, bölgede yaşanan gelişmeleri sağlıklı biçimde anlayabilmek için bunları değişen dünya düzeninin parçaları olarak okumak gerektiğini söyledi.
Savaşların, işgallerin, enerji krizleri, göç hareketleri ve terör tehditlerinin teknoloji, ekonomi, savunma sanayisi ve büyük güç rekabetiyle iç içe geçtiğini anlatan Oktay, artık hiçbir bölgesel krizin yalnızca bölgesel etkilerle sınırlı kalmadığını, küresel sistemin fay hatlarına dokunduğunu vurguladı.
Bugün Türkiye'nin çevresinin adeta bir ateş çemberi olduğunun altını çizen Oktay, ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan sürecin bölgenin son yıllarda karşılaştığı en derin krizlerden birine dönüştüğünü ifade etti.
Bu çatışmaların sadece askeri hadiseler olmadığını, enerjiden finansal piyasalara çok geniş bir alanı etkilediğini belirten Oktay, "Mevcut tablo yalnızca Orta Doğu'yu değil, Avrupa'yı, Asya'yı, Çin'i, Rusya'yı ve küresel ekonomiyi de doğrudan ilgilendirmektedir. Burada şu temel noktayı vurgulamak gerekir, İran'a yönelik saldırıların uluslararası hukuk bakımından hiçbir meşruiyeti yoktur. Müzakerelerin sürdüğü bir dönemde askeri saldırıların başlatılması, yalnızca bir devlete değil, diplomasiye de yönelmiş bir darbe niteliğindedir." diye konuştu.
İran'ın ABD ve İsrail'e karşı kendisini savunma hakkı olduğunu bildiren Oktay, şöyle devam etti:
"Ancak bu gerekçeyle komşu veya bölge ülkelerini hedef alan saldırılar gerçekleştirmesi de doğru değildir. İran'ın bu stratejisi yanlıştır. Çünkü tam da İsrail'in ve kendisiyle savaş halinde bulunan siyonist grubun karşısında tek blok halinde buluşturmak istediği bir İslam coğrafyası vardır, Körfez vardır ve bu strateji buna hizmet etmektedir. Bir an önce bu yanlıştan dönülmesinde fayda var. Bölgesel güvenlik, bir ülkenin savunma iddiasıyla diğer ülkelerin güvenliğini tehlikeye atabileceği bir alan değildir."
Oktay, Türkiye'nin hem hukuksuz dış müdahalelere karşı çıktığını hem de krizlerin bölge geneline yayılmasını önlemeye çalıştığına işaret ederek, İsrail'in saldırılarının bedelini tüm dünyanın ödediğinin altını çizdi.
Son yıllarda Orta Doğu, Balkanlar, Kafkasya ve Kuzey Afrika'da pek çok ülkenin zayıflatıldığını, hatta bazı durumlarda başarısız devlet halinde sürüklendiğine değinen Oktay, "Rejim değişikliği" söylemiyle yapılan müdahalelerin sonunda çoğu zaman demokrasi, barış ve refah değil; parçalanma, terör, göç ve insani kriz ortaya çıkardığını belirtti.
Türkiye'nin, ilkesel olarak bu tür dış müdahalelere karşı mesafeli bir tutum aldığını aktaran Oktay, Türk dış politikasının egemenlik ve milli menfaatleri korumayı esas alan, uluslararası hukuka ve devletlerin bütünlüğüne saygıyı önceleyen, insani diplomasiye odaklı bir anlayışa sahip olduğunu dile getirdi.
Komşuların, Türk dünyası ve İslam ülkelerinin dış politika açısından önemli bir yere sahip olduğuna işaret eden Oktay, "Türk dış politikası işgalci ya da emperyalist değil, karşılıklı saygı, ortak fayda ve kazan-kazan anlayışına dayanmaktadır." dedi.
Oktay, Türkiye'nin mevcut krizler karşısındaki yaklaşımının güvenlik, diplomasi ve stratejik dayanıklılık başlıkları altında şekillendiğini, krizler karşısında güvenliğini kararlılıkla koruyan, diplomatik çözümleri önceleyen ve stratejik dayanıklılığını güçlendirerek risklere karşı direnç geliştiren bir yaklaşım benimsendiğini dile getirdi.
Konuşmasının ardından Oktay, ASBÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gürol Baba moderatörlüğünde katılımcıların sorularını yanıtladı.
Uluslararası düzeyde mevcut kurumların etkilerini yitirmesi ve yeni kurumsal oluşumların gerçekleşme imkanı olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Oktay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "dünya 5'ten büyüktür" sözünü anımsattı.
Oktay, bütün ülkelerin bir arada oturup konuşabileceği, sorunların değerlendirileceği, çözüm üretileceği ortak bir yapıya ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
Afganistan ve Pakistan arasında çıkan çatışmaların İran'a yönelik saldırılarla bağlantılı olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Oktay, iki ülke arasındaki sorunların gün yüzüne çıkması ve savaşa dönüşmesinin İran ve bölgedeki gelişmelerle doğrudan alakalı olduğuna inandığını söyledi.
ABD ve İsrail'in İran'da rejim değişikliği hedefini gerçekleştirme ihtimaline ilişkin soruya ise Oktay, bunun mümkün olmadığı şeklinde yanıt verdi.
Oktay, Türkiye'nin tüm bu ateş çemberi içinde güvenli liman olarak kalmayı başaran tek ülke olduğunu sözlerine ekledi.
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan ise bölgesel krizlerin küresel dönüşüm ve güç dengeleriyle birlikte ele alınması gerektiğini dile getirdi.