1
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uludağ Üniversitesinde, "Türkiye’nin İnsani Diplomasisi" konulu panel ve Fahri Doktora Tevcih Töreni'nde konuştu.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları;
Gece gündüz demeden mücadelemize devam edeceğiz.
2015-2016 eğitim yıllarının Uludağ Üniversitesi öğrencilerimize hocalarımıza hayırlı olmasını temenni edeceğim.
Ahmet Hamdi Tanpınar Bursa'yı anlatırken bu şehirde çok daha başka ve derin ikinci zaman vardır diyor.Bursa adımınızı attığınızda sizi kuşatan şehirdir.Osmanlıları kuran inşa eden bir şehirdir Bursa.2023 hedefleri doğrultusunda yürüdüğünü görüyoruz.Uludağ Üniversitesi şehrimize ve bölgemize önemli katkılarda bulunmaktadır.
"ANADOLU BÜYÜKLÜĞÜNDE VİCDANIMIZ VAR"
Türkiye'nin son 13 yılda katettiği mesafenin görüldüğü alanlardan biri insani yardımlardır.2002'den önce alan el konumundayken 2015'te veren el konumuna ulaştık.2002 yılında ne haldeyken şimdi 140'ın üzerinde değişik alanlarda yardım eden ülke konumuna geldik.Dünya'nın en cömert 3. ülkesi olduk.Ülkemiz yardımlarını en çok arttıran ülke olmuştur dünyada.Bizim petrollerimiz yok fakat anadolu büyüklüğünde vicdanımız var.
Canlarını kurtarmak için sığınan 2.5 Milyon insana ev sahipliği yaptık kapımızı açtık.Mültecilere yaptığımız harcamalar 9 Milyar Dolardır.417 Milyon dolar dış ülkelerden aldığımız yardımdır.Dolar kürü olarak yardım aldık fakat vicdan kürü olarak almadık.Hem merhametimizi hem de insalığımızı büyüterek taşıdık.Öyle bir medeniyetiz ki paylaşmanın kıymetini biliyoruz.Komşusu açken tok yatmayı ayıplayan bir medeniyetin mensubuyuz.Bunlara birileri hiç değer vermeyebilir ama bizim ecdadımız oralarda şehit olmuşsa onları yeniden ayağa kaldırmak bizim hedefimizdir.
TÜRKİYE DÜNYANIN EN CÖMERT 3. ÜLKESİ OLDU
Alan el konumundan veren el konumuna yükselen bir Türkiye'ye ulaştık. 2002 yıllarında neredeydik? 85 milyon dolar dış yardım yapan ülkemiz bugün 5 kıtada 140'ın üzerinde değişik alanlarda yardımlarını devam eden ülke durumuna gelmiştir. 140'ın üzerindeki ülkeye, bu müslümandır, bu değildir asla ayrım yapmadan 4,5 milyar dolar yardımla dünyanın en cömert üçüncü ülkesi olduk. Türkiye yardımlarını en fazla arttıran ülke olmuştur. Bizim petrolümüz, yeraltı zenginliklerimiz yok ama Anadolu büyüklüğünde bir vicdanımız var. Türkiye olarak Suriye ve Irak'taki şiddetten kaçarak, canlarını kurtarmak için ülkemize sığınan 2,5 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyoruz. Bu insani, vicdani, ve Ensar ruhuyla yapıyoruz. Bugüne kadar yaptığımız harcamalar 9 milyar dolardır. Bunun içindeki rakam yabancılardan bize gelen destek 417 milyon dolardır. Dünya küre olarak var da, vicdan olarak yok!
TÜRKİYE İYİLİĞİ KURUMSALLAŞTIRMIŞ BİR ÜLKE
Etrafımızı saran ateş çemberine, çatışma ortamına rağmen hem ekonomomizi hem de merhametimizi, insanlığımızı büyütürek oraya taşıdık. Zira biz öyle bir medeniyetin mensuplarıyız ki, paylaşmanın kıymetini biliyoruz. Merhamet medeniyetinin mensupları olarak bu adımları atıyoruz. İnanan, komşusu açken tok yatmayı ayıplayan, yetim başı okşamayı ibadet gören bir medeniyetin mensuplarıyız. Bizim insanımızın idrakinde zerreden kürreye tüm varlığa tek bir nazarla bakmak, gönüller yapmak, karıncayı dahi incitmemek vardır. Ecdat mezarlıklarımız, şehitliklerimiz insan ve vicdan odaklı dış politikamızın sınırlarını çizer. Bizim ecdadımız oralara kadar gitmiş, orada şehit düşmüşse onları inşa etmek, yeniden ayağa kaldırmak bize hedef verir. İnsani diplomasi değerler manzumesinin neticesi olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye karşılık beklemeden vermeye, şefkat, merhamet ve iyiliği kurumsallaştırmış bir ülkedir.
ÖLÜM MELEĞİ ACELE ET Kİ YEMEK YİYEBİLEYİM!
Acının, renki, dili, dini yoktur. Dünyada bugün maddi imkan kıtlığı değil, empati kıtlığı vardır. Hakikaten Kızılay, TİKA, AFAD ile Diyanetimizle toplum kuruluşumuz vasıtasıyla dünyanın en ücre köşelerine ulaşmaya, kanayan yaralara merhem olmaya çalışıyoruz. Zaman zaman bize 'siz neden bu kadar buralarla ilgileniyorsunuz' diyenler var. Bize bunu soranlara asıl biz şunu sormak zorundayız; aksi mümkün mü? Daha 100 yıl öncesine kadar birlikte yaşadığımız insanlara cetvelle çizilen sınırları engel görüp, sırtımızı nasıl dönebiliriz? Oraları gezdiğinizde ecdadımızın eserlerini görürsünüz. Geçen hafta Suriye'li bir yavrunun ciğerlerini dağlayan, gözlerini yaşartan o yazdığı yürek parçacı vasiyeti eminim hepiniz okumuşsunuzdur. Eğer "ölüm meleği acele et ki, cennette yemek yiyeyim" diyen bir feryada eğer nasır bağlamışsa hangi yürek dayanabilir.
TÜRKİYE İNSANİ DİPLOMASİYE EV SAHİBİ OLACAK
Akdeniz'i mülteci denizine çeviren talihsizliğe kim gözlerini kapatabilir. Gelecek yıl son derece anlamlı bir zirveye ev sahipliği yapacağız. 23-24 Mayıs'ta insani dünya zirvesi yapacağız. Bu zirveye sivil toplum, özel sektör, akademik camia biraraya gelerek küresel sistemde yaşanan tıkanıklığı aşmanın yolunu arayacağız. Ben bu zirvenin ülkemizin insani diplomasi alanında takdir toplayan öncü rolünün bir nevi teyidi olacağına inanıyorum. Eğitim ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız günden itibaren en öncelikli gündemimiz oldu. Bizden önce birinci sırada bütçeden pay savunmaya ayrılırdı, biz eğitime ayırdık.
BURSA OSMANLILAR'I KURAN BİR ŞEHİRDİR
Yeni eğitim sezonunun Uludağ Üniversitemizin hocalarına, öğrencilerine hayırlı olmasını Allah'tan temenni ediyorum. Bursa'nın ilim, sanat, tasavvuf, tarih şehri olmasında sanayi şehri olmasıyla yatırım, ihracatlarıyla çok önemli katkıları olan işadamlarımıza özellikle teşekkür ediyorum. Türkiye'nin insani yardım politikasını değerli tespit, tenkitleriyle değerlendiren hocalarımıza çok teşekkür ediyorum. Gerçekten özün özü diyebileceğimiz şekilde bir takdimde bulundular. Ancak bu kadar anlatılabilirdi. Bugün Evliya Çelebi'nin bir aşk neşidesi olarak bahsettiği, sadrazam Keçeçi Fuat Paşa'nın Osmanlı'nın dibacesi dediği Bursa'da olmanın heyecanını yaşıyorum. Tanpınar bu şehrin takvimle, saatle alakası olmayan ikinci birzaman vardır, diyordu. Bursa sizi saran, kuşatan ve kendine mefdun eden bir şehirdir. Bursa Osmanlılar'ı kuran 600 yıllık cihan devletini inşa eden bir şehirdir.
ULUDAĞ ÜLKEMİZİN SEÇKİN ÜNİVERSİTELERİNDEN
Bursa'ya her gelişiminde yüce ruhla, aşkla, inançla her alanda daha da geliştiğini, güzelleştiğini, ilerlediğini memnuniyetle görüyorum. 40 yıllık tarihiyle Uludağ Üniversitesi 75 bin öğrencisiyle bir farklılık ortaya koyuyor. Fakülteleri, akademik birimleri, öğretim kadrosu, öğrencileriyle ülkemizin en seçkin üniversitelerden biri olarak şehrimize değerli katkılar sunuyor. Üniversitenin araştırma-geliştirme alanındaki çalışmalarını biliyorum. Ülkemizin sadece teknolojiyi kullanan, ithat eden bir yer olmaktan çıkıp, teknolojiyi geliştiren teknoparklara ciddi sorumluluklar düşüyor. Bugün ülkemizin en iyi 10 teknoparkından biri olarak yazılım, gelişim, mühendislik gibi alanlarda göğsümüzü kabartan projelere imza atmıştır. Ben bu başırada emeği olan herkesi gönülden tebrik ediyorum.
TÜRKİYE'YE TERSİNDEN BEYİN GÖÇÜ VARDIR
Şimdi üniversitelerde açıkta kalma neredeyse yok noktasına geldi. Akademik personel sayısında da ciddi bir artış sağladık. 2002'de 9 bin 396 olan profesör sayısı bugün 21 bin 900'e yükselttik. Üniversitelerimizde 149 bin akademik personel bugün görev yapıyor. Biz 76'dan 193'e üniversite sayımızı çıkarmasaydık bu kadar akademik personelimiz olur muydu? Şimdi bilimsel rekabet başlamıştır ülkemizde. Şimdi tersine beyin göçü başlamış durumdadır. Gençlerimizin eğitim hayatlarını ailelerine yük olmadan sürdürebilmemiz için düzenlemeler yaptık. Eskiden genç Muş'tan, Hakkari'den üniversiteye girecek. Kalkıyor İstanbul'a, Ankara'ya imkanı varsa gelebiliyordu. Biz 'sen orada kal, biz üniversiteyi senin ayağına getireceğiz' dedik. Hem ilmin maliyetini düşürdük hem de o çocuklara hizmet verme durumuna geldik. Kaliteyi artırdıkça Türkiye'nin sıçraması daha süratli olacaktır.
75 BİN YABANCI ÖĞRENCİ ÜLKEMİZDE OKUYOR
Burs veya kredi müracaat eden herkes alabiliyor. Bu yıl itibariyle 1 milyon 376 bin öğrencimiz burs veya kredi alıyor. 2002'de aylık 45 lira alıyorlardı şimdi 330 Lira. Yılbaşından itibaren bu rakam 400 liraya çıkıyor. Master öğrencilerinin ki daha yüksek, doktora öğrencilerinin çok ama çok daha yüksek. Üniversitelerimizin uluslararası eğitim kurumuna dönüştüklerini görüyoruz. Bugün dünyanın farklı ülkelerinden 75 bin öğrenci ülkemizde akademik çalışmalarını sürdürüyor. Her yıl yurtdışına ciddi miktarda öğrenci gönderiyoruz. YÖK kanalıyla 6 bin 165 akademisyenimiz çeşitli ülkelerde lisans üstü eğitim görüyor. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı kanalıyla 2 bin 600 öğrencimizi yurtdışına göndermiş bulunuyoruz. İnsana yapılan yatırım en kalıcı, en değerli yatırımdır. Bir yıl sonrası için tohum at, 10 yıl için ağaç dik, 100 yıl sonrayı düşünüyorsan insan yetiştir, ölçü bu... Ülkemizin gelecek yüzyılına yatırım yapıyoruz. Öğrencilerimizden kısır ideolojilerle vakitlerini heba etmemelerini bekliyorum.
ÇANTANIZDAN SOPA DEĞİL KİTAP ÇIKARMALISINIZ
Geçen ekranda izledim, çok üzüldüm, yazıktır. Bazı öğrencilerimizi kız-erkek sırtlarından sopa çıkarıp, arkadaşlarına dağıtıyorlar. Beklerdim ki, çantasından kitap çıkarıp arkadaşına versin. Talebeye yakışan budur. Geçmişte olduğu gibi sizin enerjinizi, heyecanınızı istismar etmek isteyenler olabilir. Teröre, terör örgütlerine methiyeler düzen kimi marjinal örgütlerin sizleri esir almasına lütfen fırsat vermeyin. Bizim özlemini duyduğumuz gençlik meselelerini kavgayla, yakıp yıkmayla halletmeye çalışanlar değil, şiddetle arasına mesafe koyan, kalemin ve sözün gücüne inanan gençliktir, bunu bulmamız lazım. Ben öğrencilerimizin ülke ve ailelerine karşı sorumlululuk bilinciyle hareket edeceğine, hocalarımızın da yaptıkları işin saygınlığına yakışır bir şekilde hareket edeceklerini inanıyorum.