1
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atlantik Konseyi Enerji ve Ekonomi Zirvesi Açılış Töreni'nde açıklamalarda bulundu.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:
Bu gibi platformların ABD ile ilişkilerimize de ciddi katkı sağladığını düşünüyorum. Tüm dünyanın tarihi sınamalardan geçtiği hassas bir dönemdeyiz. İç çatışmalarından kaynaklanan büyük göç hareketleri, terör gibi problemler daha çok ortaya çıktı. Bu sorunlarla daha etkin bir şekilde mücadele etmemiz gerekiyor.
"TÜRKİYE YALNIZ BIRAKILDI"
Maalesef Türkiye insani krizler karşısında verdiği onurlu mücadelesinde yalnız bırakıldı. Yaklaşık 5 yıldır Suriye ve Irak'tan gelen 2,5 milyon göçmenin yol açtığı ekonomik ve sosyal yükün tamamını ülke olarak tek başımıza karşıladık, sırtlandık. Sadece Suriye'den gelen göçmenlere kamplarda verdiğimiz hizmetler için harcadığımız para, sadece kampları söylüyorum, 8,5 milyar dolardır. Peki bu kamplarda ne kadar kişi yaşıyor? 280 bin. Bunun dışındakiler ülkemizin değişik şehirlerine dağılmış vaziyette. Sadece şu İstanbul'umuzdaki göçmen, mülteci sayısı ne biliyor musunuz? Yaklaşık 500 bin." Bunun meydana getirdiği sosyolojik, psikolojik travmayı düşünebiliyor musunuz?
"MÜLTECİ VE GÖÇMENLERE KAPIMIZI KAPAMADIK"
Dünyayı beraber paylaşıyoruz. Biz 35 yıldır hem içimizde terörle mücadele ettik, şimdi de bu mülteci ve göçmenlere kapımızı kapamadık. Biz varil bombaları altında olan o insanlara kapımızı kapayamazdık. Göçmenlmere para ile mukayese edilmeyecek yardım yapılıyor. Avrupa ülkeleri bu sorunu görmezden gelmekte kalmadı bu krizin daha da derinleşecek tutuma girdi. Paris saldırısı bizleri yeni bir yol ayrımına getirdi. Hem yaptığım ikili görüşmelerde, ki 17 ülkenin lideriyle başabaş görüşmelerim oldu. Bunları bütün teferuatıyla değerlendirdik.
"PKK GİBİ TERÖR ÖRGÜTLERİ VAR"
Zirve sonunda terörizmle mücadele bildirisi yayınladık. Bu bildiride Paris, Gaziantep, Ankara, Beyrut'u zikrederek terörle mücadelede birlik tablosu verdik. Bu bildiride terörün dinle, inançla bağdaştırılamayacağını vurguladık. Ben bir müslümanım. Barış dinin olan bir islemi gölgeleyen DAİŞ denilen bir terör örgütü var. Bu terör örgütü El Kaide'den türedi. Bunun yanıda PKK gibi terör örgütleri var. Suriye'nin kuzeyinde YPG gibi. Afrika'da Boko Haram var.
Şunu iyi bilmemiz lazım, hiçbir dine o dinin olumsuz kötü insan tipleri üzerinden yargılama yapamayız, yapmamalıyız. O dinin diğer mensuplarına asla böyle bir yaklaşım gösteremeyiz. Bunlar müslümanların arasından çıktığı gibi hristyanların, musevilerin arasından da çıkar. Aynı şekilde mezheplerin arasından da çıkar. Ben şu anda mensubu bulunduğum, şeref duyduğum dinimin içinden çıkan bu teröristleri şiddetle lanetliyorum, telin ediyorum. Bizler dünya müslümanları olarak halkı müslüman olan ülkelerin siyasi liderlerini de ağırlıklı olarak tavır koymaya davet ederken aynı şekilde bilim adamlarını, hatta din adamlarını bu konuda tavır koymaya davet ettik.
"BUNU HEP BİRLİKTE YAPMAK ZORUNDAYIZ"
Bunu hep birlikte yapmak zorundayız. Yapamazsak bugün ankara'da bizim kapımızı çalan yarın da sizin kapınızı çalar. Nitekim Paris'te kapıyı çaldı. Başka bir yerde de bu kapıyı çalar. Bu tavrı uluslararası bir mutabakat içerisinde ele almak durumdayız. Dışişleri bakanlıklarımız, iç işleri bakanlıklarımız tüm istihbarat birimlerimiz hep birlikte yoğun bir çalışmaya girmek durumundalardır. zirveye katılan nüfusu müslümanlardan oluşan liderler olarak aşırıcılık konusunda birlikte karar verme konusunda hemfikir olduğumuzu gördük. Bu konuyu ikili temaslarımızda ve birlikte olacağımız her platformda dile getireceğiz. G-20 zirvesi esnasında Diyanet İşleri Başkanımız da bu konuda bildirisini tüm dünyaya duyuracak şekilde açıkladı.
"TÜM LİDERLERİN SAĞDUYU ÇAĞRISI YAPMALARINI BEKLİYORUM"
Müslümanların azınlıkta olduğu ülkelerde bilhassa müslümanlara önyargılı, dışlayıcı havanın yayılmakta olduğunu görüyoruz. Biz Fransız halkının acısını paylaşırken çeşitli ülkelerde müslümanlara yönelik saldırı haberlerini almaya başladık. Göçmenlere yönelik tutumların sertleşmesi, yaşanan insani dramı derinleştirmekten başka hiçbir işe yaramayacaktır. Tüm liderlerin sağduyu yapma çağrısı yapmalarını bekliyorum. Ben gece 01.30'da antalya'da basın açıklaması yaptım. O andan itibaren sürekli sayın Hollande'yi aradım ve sabah görüşmemizi yaptım.
"SOLİNGEN KATLİAMI GİBİ"
Bizim sadece Avrupa'da 5 milyon vatandaşımız veya Türk kökenli vatandaşımız yaşıyor. Solingen katliamı gibi, 8 kardeşimizin hayatını kaybettiği Neonazi seri cinayetleri gibi bizim acı tecrübelerimiz var. Bizim Avrupa'nın birçok kentinde maalesef öldürülmüş büyükelçilerimiz var. Norveç'teki ırkçı eylemi de unutmuş değiliz. Avrupa ve diğer ülkelerde tırmanan ırkçı saldırıların yeni faciaların yaşanması kaçınılmasıdır. İslam düşmanlığı ile birleşen ırkçılık en büyük felakettir. Biz nüfusu müslümanlardan oluşan devletlerin liderleri olarak aşırıcılıkla mücadele ederken, her türlü aşırıcılığı lanetliyor, kınıyorum. Diğer ülkelerden benzer yaklaşımı beklemek hakkımız olduğunu düşünüyorum.
"EN AZ ONUN KADAR SUÇLUDUR"
Terörizm faaliyetlerinin öncelikli sebeplerin doğru anlaşılması şarttır. Kendi halkından 380 bin kişiyi katleden Esed bir devlet terörü estirmektedir. Devlet terörü estiren bu kişinin arkasında duranlar en az onun kadar suçludur. Varil bombalarıyla, kimyasal ve konvansiyonel katledilen bu 380 bin Suriyeli bir istatistik değil her biri candır, insandır. Ve hala gitsin mi, gitmesin mi tartışmasının insanlığa ne tür bir mesaj olduğunu çok iyi değerlendirmemiz lazım. Rejim iktidarını mezhep çatışması ve törer örgütlerinin faaliyetleri üzerinden sürdürmektedir.
"SURİYE'Yİ KİM VERDİ, KİMLER GÖNDERDİ?"
Bundan kısa bir süre önce S. Petersburg'da kimyasal sillahların kullanılıp, kullanılmamasını tartıştık. Kimyasal silahlarla kaç kişi öldü? Bin 500 kişi. Konvansiyonel silahlarla 120 bin kişi öldü. 120 bin kişi konvansiyonel silahlarla öldürülürken bu silahları Suriye'ye kim verdi, kimler gönderdi? Bizim için önemli olan sebep-netice ilişkisidir. Bölgedik tüm terör örgütleri doğrudan veya dolaylı olarak Esed rejimine hizmet etmektedir. DAİŞ Esed rejimi tarafından desteklenmektedir. PYD'yi Esed desteklemektedir. Düne kadar Esed oradaki Kürtler'e düşmandı.
"BU ÖRGÜTLERİN HİÇBİRİ İSLAMLA İLİŞKİSİ YOKTUR"
Suriye'deki yaşayan Kürtler'e kimlik kartını vermiyordu. Diyordum ki, 'bu senin vatandaşın ne yapıyorsun'. Ama şimdi bayağı kuzu sarması oldular. DAİŞ'le mücadele adı altında PYD'ye destek veren bu iki örgüte aynı nazarla bakmayan herkes bir şekilde terörizme müsamaha gösteriyor demektir. DAİŞ üzerinden İslam'ı ve müslümanlığı tahkir edenler esasen aynı yanlışın içindedirler. Bu örgütlerin hiçbiri İslamla en küçük bir ilişkisi yoktur, olamaz. Bu örgütlerin katlettiği masumun kanı onların güçlerinin gerisindekilerinin eline bulaşmaktadır.
Suriye ve Irak'tan Avrupa'ya yönelen göçmen akımı Türkiye-AB ilişkilerini bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye ile olumlu ilişkiler kuran herkes gibi AB de kazançlı çıkacaktır. Türkiye'nin gerek bölgesinde gerek küresel düzeyde bir aktör olarak değeri ortadadır. Avrupa'nın en çok ihtiyaç duyduğu sosyal dinamizmi kazandıracak olan ülke Türkiye'dir. Biz kendi ülkemizle birlikte işbirliği halinde olduğumuz tüm dost ve kardeş toplulukları da refah ve kalkınma içinde görmek istiyoruz. Son 10 yılda ilişkilerimiz geniş coğrafyada katlanmıştır. Az gelişmiş ülkelerin kalkınma çabalarına katkı sağlamak için özel gayret gösterdik.
"ORTAYA ÇIKTIĞINI GÖRÜYORUZ"
Enerji kalkınma alanındaki çalışmalarımızın en başta gelen konularından biridir. Dünya enerji haritasının değiştiğini, yeni aktörlerin ortaya çıktığını görüyoruz. Enerjinin çeşitlendirilmesi şart. 13 yıl öncesi Türkiye bu konuda çok fakirdi. Kaynakları varolduğu halde bunların devreye alınamamasından ötürü fakirdi. Enerji üreten ve tüketen ülkelerin kavşağında bulunmamız bize büyük sorumluluk yüklemiştir. Enerji ihtilaflar yerine işbirliklerini teşvik etmelidir. Azerbaycan ve Gürcistan'la birlikte büyük projelere imza attık.
"HATIRLADIĞIM KADARIYLA 6 YIL GEÇTİ"
Geçmişte hayal olarak görülen Baki-Tiflis-Ceyhan ve Erzurum projelerini başarıyla hayata geçirdik. Bütün mesele inanmak, hazmetmek ve adımı atmaktır. 2007 yılında Türkiye-Yunanistan ile Azeri gazının Avrupa'ya ulaştırmasına sahne oldu. Azerbaycan'la birlikte geliştirdiğimiz TransAnadaolu projesi ülkemiz topraklarında inşa edilecek en uzun boru hattı olacaktır. Azeri gazının hem ülkemize hem de Avrupa'ya taşınması sağlanacaktır. Buradan AB'ye sesleniyorum, biz sizinle Naboko'yu imzaladık. Hatırladığım kadırıyla 6 yıl geçti. Niye adım atamadık? Sen para çıkarmazsan, tedariki halletmezsen bu iş yürümez.
"İLK DEFA BİZ OLDUK"
Biz herşeyimiz, hazır varız diyoruz. Bizim görevimiz transit, buna varız. Tüketiciyiz buna da varız. Sen tedarik yaptın mı, parayı getirdin mi? Azerbaycan adımı attık, biz de ne yaptık ortak olduk. Türkmen doğalgazı başta olmak üzere alternatif kaynakların da bu boru hattına dahil edilmesi için ayrıca çalışma yürütüyoruz. Doğu Akdeniz, İran, Irak ve Hazar denizi ile ilgili ülkemizin enerji merkezini güçlendirecek çalışmalar var. G-20 çerçevesinde enerji konusunu öne çıkaran ilk defa biz olduk.
"BUNLARIN TAKİBİ ÇOK ÖNEMLİ"
Antalya Eylem Planı önemlidir: Kapsayıcılık, Uygulama, Yatırımlar. Bu önceliklerimiz içerisinde biz ilk defa bu zirvede kadını bir başlık olarak gündeme aldık: Kadın-20. Aynı şekilde Genç-20. Adalet temasını öne çıkardık, KOBİ'leri öne çıkarmak suretiyle biz dedik ki 'kapsayıcılığı ana başlık yapalım'. Çin zirvesinde kapsayıcılık yine yerini alıyor. Bütün bu adımları atıyorsunuz ama bunlar uygulanıyor mu? Bunların takibi çok önemli. Üçüncüsü yatırımlar. Hedef 80-100 trilyon arasında yatırımın az gelişmiş ülkelerde gerçekleşme. Bunun içinde sır düşünce kamu-özel işbirliğidir. Bu işbirlikte altayapı yatırımların gerçekleşmesi mümkün.
"SU AKAR TÜRK BAKAR... BU BÖYLE OLMAZ"
Bu önceliklerimiz G-20 ülkeleri tarafından kabul gördü ve desteklendi. Küresel ekonomideki yavaş toparlanma ve finansal piyasalardaki belirsizlikler yeni risklere işaret ediyor. Geçtiğimiz yıl kabul ettiğimiz büyüme stratejilerin uygulamaya konulması büyük önem taşıyor. Enerjiyle alakalı olarak hiçbir şeyi boşa çıkarmamız lazım. Esen rüzgardan enerji elde etmeli, güneş sadece bizi ısıtmamalı. Tercümeyi arkadaşlar iyi yaparsa bir söz söyleyeceğim, bizim aslında suyumuz çok fazla değil. Sular akar, denizle buluşulur. Su akar Türk bakar... Bu böyle olmaz, şimdi değiştirdik; Su akar Türk yapar dedik... Yoğun bir şekilde hidroelektrik santrallere girdik.
"KÜRESEL ALTYAPI KONUSUNDA ADIMLARI ATACAĞIZ"
Şimdi güneş enerji santrallerine yükleniyoruz. Doğalgaz iyi güzel de, ama bakıyorsunuz ki, kendiniz üretmiyorsanız sizde yoksa maliyeti yüksek. Zirve toplantımızda büyüme stratejilerin etkin bir şekilde uygulanması konusunda mutabık kaldık. Küresel altyapı konusunda adımları atacağız. 100 trilyon dolara kadar ulaşabilecek hesaplar yapılıyor. Ülkemizin dönem başkanlığında G-20 tarihinde ilk defa tarımla ilgili konularda önemli bir adım attık. 1 milyar 100 milyon insan Afrika'da enerjiden yoksun olarak yaşıyor. G-20 enerji bakanları ve özel sektör temsilcileriyle Afrika enerji bakanlarını oluşturan toplantıyı bunun için düzenledik.