AKŞAM GAZETESİ
Bu yıl 5'incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF), 'Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek' temasıyla Belek Turizm Merkezi'ndeki NEST Kongre ve Fuar Merkezi'nde başladı. Yoğun katılımın gerçekleştiği foruma 150'den fazla ülkeden 20'yi aşkın devlet ve hükümet başkanı, yaklaşık 15 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, 40'tan fazla dışişleri bakanı olmak üzere 50'nin üzerinde bakan, 75'i uluslararası kuruluş temsilcisi olmak üzere 460'tan fazla üst düzey konuk katıldı.
UMUDUN ORTAK KÜRSÜSÜ
Forumun resmi açılışını yapan Başkan Recep Tayyip Erdoğan, dünya barışı için önemli mesajlar verdi. Gerek katılım gerekse içerik bakımından ADF'nin küresel bir marka haline geldiğini vurgulayan Başkan Erdoğan, "Bu organizasyonu derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz. Günümüzde diplomasi yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkıyor. Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor. ADF; küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü haline gelmiştir. Forumun, sizlerin de ufuk açıcı fikirleriyle Türkiye'nin 'barışın anahtarı' misyonuna katkı vereceğine inanıyorum" dedi.
GAZZE'YE BAKMAK YETERLİ
İnsanlık ailesi olarak içinden geçilen sürecin doğru okunması gerektiğini kaydeden Erdoğan, yaşanan sıkıntılara dikkat çekti: "Güç dağılımı değişiyor, yeni aktörler yükseliyor, rekabet kızışıyor, derinleşiyor, daha yıkıcı hale geliyor. Ancak bütün bunlar bizim çok daha sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Bugün dünya, güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamaktadır. Gelinen nokta itibarıyla ciddi ve tehlikeli bir eşikte olduğumuz görülüyor. Küresel sistemde yaşanan kriz; evvel emirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir. Krizin ulaştığı boyutu görmek için 7 Ekim sonrası Gazze'ye bakmak yeterlidir. Son 2.5 yılda 73 bin Filistinli İsrail saldırılarında can verdi, bunun 21 bini çocuk. Gazze'deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini bize çok net bir biçimde göstermiştir. Hepimiz elimizi vicdanımıza koyup şu soruların cevabını cesaretle armalıyız. Eğer bir sistem küvezdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa bu yapısal bir çürüme değil midir? Bu tablo ahlak ve meşruiyet krizinin en bariz hali değil midir? Dün Suriye ve Gazze'de, bugün Batı Şeria ve Lübnan'da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir?"
EN KESTİRME YOL DİPLOMASİ
İran savaşına değinen Erdoğan, "İsrail hükümetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta; Pakistan Başbakanı kardeşim Şerif'in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ne kadar derin olursa olsun anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir. Barışa giden en kestirme yol yapıcı diyalog ve diplomasidir. Barış, 'tek kanatlı bir kuş' değildir. Tarafların uzlaşmacı, sabırlı ve sağduyulu bir anlayışla hareket etmeleri sonuç alınmasında büyük önem arz ediyor. Yine bu kritik aşamada İsrail'in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunmalı" uyarısında bulundu.
DAYANIŞMAMIZI ARTIRALIM
Tarih boyunca barış, istikrar ve adaletin yalnızca güçle değil aynı zamanda dayanışma ile sağlandığını kaydeden Erdoğan, "İbn Haldun'un işaret ettiği gibi, bir toplumu ayakta tutan sahip olduğu güçten önce o gücü anlamlı kılan 'asabiye'dir, birlik duygusudur, ortak kader bilincidir, dayanışmadır. Vicdan sahipleri olarak savaş ve soykırım cephesi karşısında barış ve insanlık cephesini ne kadar güçlendirirsek yarınlarımıza o derece güvenli bakabiliriz. Onun için bugün mesele sadece yeni kurumlar, sistem veya düzen inşa etmek değildir; asıl mesele yeni bir dayanışma zemini kurabilmektir" şeklinde konuştu.
KOLAYLAŞTIRICI ROLE HAZIRIZ
Ukrayna savaşına değinen Erdoğan, "Savaşın getirdiği yıkım ve can kayıplarından üzüntü duyuyoruz. Tarafların adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı halen koruyoruz. Türkiye, tarafların da istekli olması halinde liderler zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır" dedi. Suriye'de istikrarın bölge geleceği için hayati önem taşıdığını kaydeden Erdoğan, "Suriye Devlet Başkanı Sayın Şara'nın basiretli liderliğinde bu ülkenin son 1.5 yıllık süreçte katettiği mesafeden memnuniyet duyuyoruz. Suriye halkının yanında olacağız" mesajını verdi.AB'YE TAM ÜYELİK MESAJI
Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'i istikrar ve refah havzası olarak görmek istediklerini belirten Erdoğan, "Türkiye'yi ve KKTC'yi dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiğimiz gibi, savaş ortamından medet uman beyhude çabaları da doğru bulmuyoruz" dedi. AB üyelik sürecine değinen Erdoğan, "Türkiye, Avrupa'nın ayrılmaz bir parçasıdır. AB'ye tam üyelik hedefimizi korurken birliğin istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını bekliyoruz" diye konuştu. NATO liderlerini 7-8 Temmuz'da Ankara'da ağırlayacaklarını kaydeden Erdoğan, "Zirvede ittifakı güçlü şekilde geleceğe taşıyacak önemli kararlar almayı ümit ediyoruz" ifadelerini kullandı.HÜRMÜZ'DE TAVRIMIZ NET
Hürmüz Boğazı'ndaki krize dikkat çeken Erdoğan, "Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz'ün ticari gemilere açık tutulmasıdır. Savaşın komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığı görülüyor. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında 'Kalkınma Yolu' gibi vizyon projeleriyle komşularımızla işbirliğine açığız" ifadelerini kullandı.