Üsküp'te çekilen ''Geçmişin Kokusu'' bu hafta seyirciyle buluştu

Gerçek bir hikâyeden beyazperdeye uyarlanan TRT ortak yapımı Geçmişin Kokusu filmin başrol oyuncularından Oyuncu Görkem Sevindik: ''Derdi olan güzel bir hikâye anlattık. Seyirciye de bu geçer diye ümit ediyorum'' dedi

AKSAM.COM.TR

Yugoslavya'nın dağılma sürecinde Üsküp'te geçen sarsıcı bir hikâyeyi konu alan "Geçmişin Kokusu" filmi, bugün sinemaseverlerle buluştu. Gerçek bir hikâyeden beyazperdeye uyarlanan TRT ortak yapımı filmin başrollerinde Görkem Sevindik, Gülsim Ali ve Emir Benderlioğlu rol alıyor.

Senaristliğini ve yönetmenliğini Serkan Özarslan'ın üstlendiği yapım, Üsküp'te 500 yıllık aile evinde yaşayan Salih'in mahallesindeki değişime karşı mücadelesini ve çocukluk arkadaşı Elina'nın şehre dönmesiyle gelişen olayları konu alıyor.

"Seyirciyi hem dram hem de bir aksiyon içerisine çeken bir film"

Filmde "Salih" karakterini canlandıran Görkem Sevindik yaptığı açıklamada, filmin yaşanmış bir hikâyeyi anlattığını belirterek, "Film, güzel mesajlar veriyor. Derdi olan bir iş. Tabii ki ben de bu işte yer almak istedim." dedi.

Sevindik, izleyicinin filmde sevgi ve samimiyete tanıklık edeceğini dile getirdi.

Filmin, seyirciyi hem dram hem de aksiyon içerisine çektiğini vurgulayan Sevindik, şunları aktardı:

"Salih, Üsküp'te 500 yıllık bir aile evinde yaşayan karakter. Yugoslavya'nın dağılma sürecinde yaşanan kaosta, çevredeki bireyselleşmeye karşı olan bir karakter. Aynı zamanda çocukluk arkadaşı ve aşkı olan Elena, okumak için çok küçük yaşta orayı terk ediyor. Yıllar sonra şehre sivil toplum kuruluşu temsilcisi olarak dönüyor. Döndüğünde Salih'in duyguları alt üst oluyor. Hem o duyguyla baş etmeye çalışıyor hem de Elena'nın arkasındaki güçlerle karşı karşıya kalıyor ve bir mücadele veriyor. Filmde Salih'in bu mücadelesini izleyeceğiz."

Görkem Sevindik, çekimler sırasında bölge halkıyla görüştüğünü ve oranın dokusunu yaşamaya çalıştıklarını dile getirerek, "Makedonyalılar çok misafirperver, çok sıcakkanlı insanlar. Bizi çok güzel karşıladılar. Umarım filmi de beğenirler. Derdi olan güzel bir hikâye anlattık. Seyirciye de bu geçer diye ümit ediyorum." ifadelerini kullandı.

Kısa zaman önce İsrail'in Filistinli esirlerin idam edilmesiyle ilgili yasasına yönelik sosyal medya paylaşımı ile tepki gösteren Sevindik, "Normal bir vatandaşın yapması gereken bir hareketi yaptım, insani bir duruş sergiledim. Vicdanı olan herkesin yapacağı bir hareket. Bunu benimle beraber birçok oyuncu arkadaşımız, vatandaşımız da yaptı. Ama olay farklı yerlere gitti. Ben vicdanlı bir insan olarak tepkimin arkasındayım." diye konuştu.

"İki karakter, kültürel mirası korumak ve geleceğe aktarmak için tabiri caizse savaş veriyor"

Oyuncu Emir Benderlioğlu da filmin 1990'lı yılların başında Yugoslavya'nın dağılma sürecinde toplumun yaşadığı sosyolojik, kültürel, siyasi sıkıntıların ortasında Türk ve Müslüman topluluğun tarihi ve kültürel mirasını korumakla görevli karakterlerin etrafında döndüğünü söyledi.

Bu karakterlerin başında Murat ve Salih'in geldiğini belirten Benderlioğlu, "Benim oynadığım karakter Murat. Bu iki karakter, kültürel mirası korumak ve geleceğe aktarmak için tabiri caizse savaş veriyorlar. Murat da bu anlamda, bulunduğu mahalli topluluğu organize etmek anlamında kilit bir karakter." dedi.

Benderlioğlu, senaryodan etkilendiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Annem Üsküplü. Senaryoyu okurken, ailemin göç etme hikâyelerinden çok daha büyük ve gerçek parçalar taşıdığını fark ettim. Bu anlamda böyle bir hikâyeyi yansıtan bir filmin parçası olmaktan da çok gurur duyuyorum. Seyircilerimiz umarım bu filmi izledikten sonra, sinema salonlarından çıkarken, Türkiye Cumhuriyeti'nde, özgür bir bayrak altında yaşamanın ne kadar büyük bir şans olduğunu düşünür. Aslında filmimizin ana teması da bu."

Kahramanmaraş'ta gerçekleştirilen silahlı okul saldırısına da değinen başarılı oyuncu, "Şiddetli derecede sarsıcı bu olayla ilgili hepimizin sorumluluğu var. Tabii dizi çalışanları olarak da sorumluluklarımız var. Ama yegâne sorumluluğun bizimle alakalı olduğunu düşünmüyorum. Bu olay küçükten büyüğe, toplumun en başından en aşağısına kadar, bütün topluluğa bir uyarı ve bence herkesin kendisini düzeltmesi gerekiyor. Yani bu olayı, bir iki konuya indirgeyerek bu işin içinden çıkamayız diye düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Umarım atalarımızın, büyüklerimizin çektiklerini anlatabilmişizdir"

Oyuncu Gülsim Ali ise senaryoyu çok büyük merakla okuduğunu ve hikâyeyi beğendiğini vurgulayarak, "Film, Kuzey Makedonya'da çekildi. Benim de ilk projem Makedonya'da çekilmişti. Aradan 13 yıl geçtikten sonra, geçmişinde 12, 13 proje bırakmış Gülsim olarak tekrar oraya gitmek beni çok heyecanlandırdı ve güzel hissettirdi." diye konuştu.

Üsküp'te çok mutlu vakit geçirdiğini söyleyen Ali, şunları anlattı:

"Makedonya'da kendimi Türkiye'deymiş gibi hissettim. O yüzden çok mutluyum. Gerçekten oranın insanlarının hikâyesini ekranlara taşıyabilmek, bir nebze olsun onlara dokunmak benim için çok önemliydi. Umarım geçmişteki atalarımızın, büyüklerimizin çektiklerini anlatabilmişizdir." Ali, filmin 1995'te geçtiğine işaret ederek, "Filme çok emek verdik. Her sahnesine çok özendik. Aksesuar ve kostüm açısından da çok ciddi bir çalışma vardı. Ekibimizin eline sağlık." dedi.