HABER MERKEZİ
Nemrut Dağı, tarih boyunca birçok uygarlığın izlerini taşıyan önemli bir merkez oldu. Bölgeye şehirleşmeyi getiren ilk topluluk Persler oldu. Daha sonra Yunanlılar bölgedeki hakimiyetini ilan etti. Güç dengelerinin zaman içerisinde değiştiği bölgede milattan Önce I. yüzyılda Nemrut ve çevresinde Kommagene Krallığı'nı I. Mithrades Kallinikos kurdu.
141 yıl boyunca bölgede hakimiyetini sürdüren Kommagene Krallığı, M.S. 72 yılında Roma egemenliğine girdi. Nemrut Dağı'nda günümüzde de ayakta kalan kalıntılar, geçmişin bugüne taşıyor. Nemrut Dağı, günümüzde de ziyaretçilerine büyüleyici bir tarihi miras sunuyor.
1881 yılında yol yapım çalışmaları için Diyarbakır'a gelen Alman mühendis Karl Sester, bölgedeki araştırmaları sırasında dikkati çeken bazı tarihi yapılarla karşılaştı. Tesadüfen fark edilen ve Grekçe yazıların üzerinde yer aldığı eserler bu şekilde çözülmüş oldu. Bulunan Heykel ve taş yapıların Kommagene Krallığı'na ait olduğu ve Kral I. Antiochos'un emriyle inşa edildiği ortaya çıktı.
Bölgede bulunan başka bir yazıtta ize Antiochos'un kendi ağzından kaleme almış olduğu metnin yer aldığı görüldü. Metinde; kralın heykelleri kendisi için yaptırdığı detayı da gün yüzüne çıktı.
Daha sonraki yıllarda taşınabilir eserler Adıyaman Müzesi'ne taşınırken, bölgedeki sabit yapılar ve heykeller hala Nemrut Dağı Milli Parkı sınırları içinde korunuyor.
Nemrut Dağı, sahip olduğu tarihi eserler kadar doğal güzellikleriyle de her yıl binlerce turistin ilgisini çekiyor. Ziyaretçilerin büyük bir bölümünü Japon turistler oluşturuyor.
Gün doğumu ve gün batımının izlenebileceği özel noktalarıyla fotoğraf tutkunlarının da uğrak yeri haline gelen Nemrut Dağı, hem tarih hem doğa meraklılarını bir araya getiriyor.