NURCAN AKDENİZ
Mezopotamya, yalnızca bir coğrafya değil; insanlığın yerleşik hayata geçtiği, inançların, dillerin ve devletlerin doğduğu toprakların adı. Güneydoğu Anadolu'da yer alan bu şehirler, binlerce yıllık geçmişleriyle bugün hâlâ yaşayan birer açık hava müzesi niteliği taşıyor. Sizleri tarihin izlerini sürmeye, kadim şehirlerin sokaklarında geçmişle buluşmaya davet ediyoruz.
SURLARI EN GÜÇLÜ SAVUNMA YAPISI- DİYARBAKIR
Tarihi yaklaşık 9 bin yıl öncesine uzanan Diyarbakır, Mezopotamya'nın en stratejik yerleşimlerinden biri. Bazalt taştan inşa edilen Diyarbakır Surları, Çin Seddi'nden sonra dünyanın en uzun savunma yapıları arasında gösteriliyor. Hevsel Bahçeleri, Dicle Nehri ile surlar arasında uzanarak binlerce yıldır kentin gıda ihtiyacını karşılıyor. İslam dünyasının en eski camilerinden biri kabul edilen Ulu Cami ise Diyarbakır'ın dini önemini yansıtıyor.
MUTFAĞI UNESCO TARAFINDAN TESCİLLİ-GAZİANTEP
Gaziantep, Mezopotamya ile Akdeniz arasında köprü görevi gören konumuyla ticaretin ve kültürün kesişim noktası oldu. Zeugma Antik Kenti, Roma döneminin en önemli yerleşimlerinden biri olarak mozaik sanatının zirve örneklerini barındırıyor. UNESCO tarafından tescillenen Gaziantep mutfağı ise, Mezopotamya'dan günümüze taşınan kültürel mirasın sofralara yansıyan hali olarak öne çıkıyor.TARİHİN SIFIR NOKTASI: GÖBEKLİTEPE-ŞANLIURFA
Şanlıurfa, insanlık tarihinin yeniden yazılmasına neden olan Göbeklitepe ile dünya çapında ün kazandı. M.Ö. 9600 yıllarına tarihlenen bu yapı, yerleşik hayata geçilmeden önce tapınakların inşa edildiğini ortaya koydu. Peygamberler geleneğiyle özdeşleşen şehir, Hz. İbrahim anlatılarıyla da önemli bir inanç merkezi. Balıklıgöl, yalnızca bir ziyaret noktası değil, Urfa'nın manevi kalbi olarak kabul ediliyor.
ANTİK TARİH HASANKEYF-BATMAN
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan Mezopotamya'nın en eski yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen Batman'daki Hasankeyf, ziyaretçilerin uğrak noktası oluyor. Dicle Nehri kıyısında kurulan kent; mağara evleri, köprü kalıntılarıyla Orta Çağ'dan günümüze uzanan bir yaşam izini taşıyor. Bir kısmı baraj suları altında kalsa da Hasankeyf, manzarasıyla görenlere görsel şölen sunuyor.
TAŞ EVLER KENTİ- MARDİN
Mardin, yüzyıllar boyunca Sümerlerden Romalılara, Artuklulardan Osmanlı'ya birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Şehir, Süryani Hıristiyanlığı'nın en önemli merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Deyrulzafaran Manastırı, bin 500 yıla yaklaşan tarihiyle hâlâ aktif bir ibadet merkezi. Taş işçiliğiyle ünlenen Mardin evleri, iklime ve coğrafyaya uyumlu mimarisiyle dikkat çekerken; dar sokaklar, medreseler ve kiliseler şehrin çok kültürlü yapısını gözler önüne seriyor.