HABER MERKEZİ
Kalp krizi vakaları günümüzde en sık görülen sağlık sorunlarının başında geliyor. Bu sağlık sorununun altında ise günlük yaşam ve beslenmenin dışında birçok faktör yer alıyor. Yer alan faktörlerin en önemli kısmını ise sahip olunan kan grubu oluşturuyor.
Tıp dünyasında farklı dönemlerde yapılan pek çok çalışmada, kan grupları ile kalp krizi vakaları arasında belirli bir korelasyon olduğu belirtiliyor.
BİNLERCE KİŞİ İNCELENDİ, SONUÇLAR ŞAŞIRTTI!
Kan grupları ile koroner kalp hastalığı arasındaki bağlantı, tıp dünyasında yıllardır araştırılan konuların başında geliyor. Çeşitli yıllarda geniş kapsamlı yapılan çalışmalarda, 0 kan grubuna sahip kişilerin A, B ve AB kan grubu bireylere oranla daha az kalp krizi geçirdiği ortaya kondu.
Harvard T.H. Chan School of Public Health tarafından yapılan çalışmada, 62.073 kadın ve 27.428 erkek olmak üzere toplam 89.501 kişi üzerinde yaklaşık 20 yıllık inceleme gerçekleştirildi. Bu araştırma, 0 kan grubuna sahip kişilerin diğer kan gruplarına oranla daha az kalp krizi vakası yaşadığını ortaya koydu.
UK Biobank ve uluslararası konsorsiyum tarafından yapılan araştırma: 2025 yılının son çeyreğinde tamamlanan ve Mart 2026'da kesin raporu yayımlanan çalışma, UK Biobank bünyesindeki tam 320.000 katılımcı üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmanın akademik liderliğini Oxford Üniversitesi ve İsveç Göteborg Üniversitesi'nden genetik epidemiyoloji uzmanları (Dr. Anders Gummesson ve ekibi) üstlendi.
0 KAN GRUBUNA SAHİP OLANLAR NEDEN DAHA AZ KALP KRİZİ GEÇİRİYOR?
Bilimsel araştırmaların merkezinde yer alan temel neden, "Von Willebrand faktörü" (VWF) adı verilen proteinin 0 kan grubuna sahip bireylerde daha düşük seviyelerde bulunmasıdır. Bu protein, kanın pıhtılaşmasını sağlayan ve damar yaralanmalarında "yapıştırıcı" görevi gören bir bileşendir. A, B ve AB kan gruplarına sahip kişilerde VWF protein seviyesi, 0 grubuna oranla yaklaşık %25 ile %30 daha yüksektir. Düşük pıhtılaşma faktörü seviyesi, damar içinde istenmeyen pıhtı oluşumunu zorlaştırmakta ve dolayısıyla kalp kasını besleyen damarların tıkanma riskini, yani kalp krizi ihtimalini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azaltmaktadır.