Şarkıcı filmleri geri mi geliyor?

Başak Bıçak
basakbicak@gmail.com

Bu hafta gösterime giren iki yerli filmin de ortak formülle hareket etmesi, gişe sinemasında yeni bir eğilimin habercisi olabilir. Murat Boz’u kadrosunda barındıran Kardeşim Benim’le birlikte gösterime giren Geym of Bizans da, başrollerinden birini yine ünlü bir şarkıcı olan Murat Dalkılıç’a emanet ediyor.Yeşilçam’ın 70’li yıllarda çekilmiş popüler şarkıcı filmlerinin cast formülü, bu hafta gösterime giren iki yerli filmde de karşımıza çıkıyor. Burak Özçivit, Murat Boz ve Aslı Enver’i başrollerinde gördüğümüz Kardeşim Benim filmiyle, Tolgahan Sayışman, Gonca Vuslateri, Gürkan Uygun’la başrolleri paylaşan Murat Dalkılıç’ın yer aldığı Geym of Bizans’ın sırtını aynı fikre yaslaması, eski Yeşilçam geleneği canlandırılıyor mu sorusunu akıllara getiriyor. Bir jön, bir şarkıcı ve bir kadından oluşan bu kadro şekli, rastlantısal gibi görünse de, aynı zamanda tükenmeye yüz tutmuş gişe sinemamız için eskiye dönüşün işareti de olabilir. Bu maya kalıcı olur mu bilinmez ama Kardeşim Benim filminde tuttuğunu söyleyebilirim!

Burak Özçivit ve Murat Boz’un, beklentilerin ötesinde iyi bir ikili oluşturdukları Kardeşim Benim, yalnızca kadrosuyla değil, hikâyesiyle de Yeşilçam esintileri taşıyan bir film. Kemal Sunal ve Necla Nazır’ın unutulmaz Çarıklı Milyoner’ini anımsatan öyküsü, babalarının vasiyetini yerine getirmek için yola çıkan iki ünlü kardeşin başlarına gelen olayları konu alıyor. Küs oldukları için magazin malzemesi olan bu iki kardeşe eşlik eden kişi ise, büyük bir haber yakalamaya hevesli gazeteci Zeynep (Aslı Enver)… İstanbul’dan Urla’ya yapılan yolculuk, filmin eğlence damarını oluşturduğu için saat açısından gereğinden uzun sürmüş olsa da, yardımcı rollerdeki karakterlerin başarılı performansları mizahı yüksek sekanslar izlememize yol açıyor. Oyunculuk kariyerinin henüz başındaki Murat Boz’un performansı elbette bazı noktalarda sekteye uğruyor fakat Burak Özçivit’le kimyalarının tutması, bu eksikliğin giderilmesine yardımcı oluyor. Finaliyle de tatmin edici bir hikâye ortaya koymayı başaran Kardeşim Benim, bilmediğiniz bir şey söylemeyen ancak söylediğini de iyi anlatabilen filmlerden… Farklılık değil, seyirlik arayanlar için ideal.

Feminizm Tarihinde Yolculuk

Kadın haklarına yönelik ilk hareketlerin başladığı yerlerden biri olan İngiltere’de, 20. yüzyıla gelindiğinde kitlesel hareketler baş gösterdi. Süfrajet olarak tanımlanan ve daha çok orta sınıfa mensup kadınların öncülük ettiği mücadeleye, sanayi devrimiyle artan makineleşmenin sonucunda vasıfsız eleman olarak çalıştırılan kadın işçiler itici güç oldu. Fakat kadınlara seçme hakkı vermesi planlanan yasa tasarısı tüm hayalleri boşa çıkarınca, mücadele ivme kazandı. İşte Suffragette (Diren!: Zamanı Geldi), 1912 yılından itibaren eylemlerin ayyuka çıktığı süreci ve kadınların eşitlik için neleri feda etmek zorunda kaldıklarını gözler önüne seriyor. Ekmek ve Gül grevine yol açan ölümler gibi, İngiltere’de de zor koşullar altında çalıştırılan kadınların durumunu anlamamız açısından ayrıca önem arz ediyor. Yönetmenliğini Sarah Gavron’un yaptığı, başrollerinde ise  Carey Mulligan, Anne-Marie Duff, Helena Bonham Carter gibi isimlerin yer aldığı Diren!, kadın haklarının ne güçlüklerle alındığını kanıtlayan ve bu hakka sahip olmanın ne büyük bir şans olduğunu hatırlatan bir film. İzleyin…

Kardeşim Benim

Diren!: Zamanı Geldi