ramazan@ramazanbingol.com
Hemen hemen her evde mutfakların vazgeçilmezleri arasındadır kuru fasulye... Sadesi, sucuklusu, pastırmalısı, kıymalısı, etlisi, birçok kültürde birçok faklı çeşidiyle karşımıza çıkmaktadır. Peki, kültürümüzde yer edinen ve vazgeçemediğimiz yemekler arasında olan kuru fasulye acaba Türk mutfağına ait bir yemek midir?
Karnınız acıktığında düşünmüşsünüzdür mutlaka. Ya da iki sohbet arasında çokça duymuşsunuzdur: Şimdi bir kuru fasulye olsa, yanına da pirinç pilavı, biraz da turşu ve cacık (sarımsaklı)… Ne güzel bir lezzet buluşmasıdır. Yüzyıllardır binlerce yemek binlerce farklı tarif ve lezzet peyda oldu dünyaya. Ama nedense birçoğu kuru fasulye edemedi. Yıllar geçti, zaman değişti ancak, içine ilave edilen tatlar dışında herhangi bir değişiklik gerçekleşmedi. Hâlâ kuru fasulye olmazsa olmaz yemeklerimizin en başında.
TÜRKLERİN EN SEVDİĞİ YEMEK: KURU FASULYE!
Dolayısıyla merak etmemek de pek mümkün değil. Bu kadar ilgi gören, salçasıyla, etiyle, yanında olmazsa olmaz turşusu, pilavı ve cacığıyla bir kültür haline gelen Kuru Fasulye acaba milli yemeğimiz midir? Bu konu üzerinde yorum yapabilmek için araştırma yapmak, sayısız veriye dayanmak ve dayandırmak gerekiyor kurduğunuz cümleleri. Çünkü özellikle bizler bazı konularda kendimize ait hissettiğimiz değerlerimizi bırakın bizim olmadığını kabul etmeyi, paylaşmayı bile sevmiyoruz. Yaptığımız araştırmalar ve istişareler sonrasında; Amerika'dan gelen kuru fasulyenin Avrupa'da yaygınlaştıktan sonra Anadolu'ya geldiğini görüyoruz. Her ne kadar “milli yemek” olarak görülse de kuru fasulye, 18. yüzyıldan sonra Türk mutfağına girmiş bir yemek. Konuyla ilgili Arif Bilgin hocayla görüştüğümde kendisinden de 18. yüzyılın ikinci yarısında, Narh defterlerinde kuru olarak yer aldığını öğrendim. Avrupa’da ise 16. yüzyılda kullanılmaya başlanılmış ve kuru fasulyenin Amerika’da 200 farklı çeşidi bulunuyor. Bizdeyse Özellikle Akdeniz bölgesinde seralarda yetiştiriliyor. Ve aynı topraktan sadece iki defa ürün alınabiliyor. Ayrıca dünyanın her neresine giderseniz gidin hemen hemen aynı şekilde pişirilerek servis ediliyor. Ancak konu üzerine araştırma yaparken dünyanın en büyük gastronomi ansiklopedilerinden Larousse’da Türk usulü kuru fasulye tarifi gözüme çarptı (syf.603) Kısacası şu ki her ne kadar 18. yüzyılda hayatımıza girmiş olsa da üzerinde etkilerimizin olduğu ve anılırken bizimle birlikte anıldığı aşikar.
DÜNYA MUTFAĞINDAKİ YERİ
Birçok ülkede kuru fasulye çeşitleri salatalarda, tavuk ve et yemeklerinde, çorbalarda, pilavlarda, birçok tatlı çeşidinde, humus olarak, konserve kutularda hazır yemek olarak ve dip sos olarak yüzyıllardır kullanılıyor. Ancak popülaritesi de bir o kadar hızla yükselen kuru fasulye yemeği, günümüzde Türk mutfağında önemli bir yer edinmiş durumda. Hemen hemen her yörenin kendine has bir pişirme yöntemi ve kullandığı değişik malzemeler bulunuyor; kuru fasulye sade, sucuklu, pastırmalı, kıymalı, etli olabildiği gibi kimi zaman domates, soğan, biber veya Arnavut biberi gibi acı biber
KURU OLUR DA PİLAV OLMAZ MI?
Ancak şu bir gerçek ki Kuru Fasulye hak ettiği değeri en çok bizde görüyor. En kalabalık toplantılarımıza, aile yemeklerimize hep başmisafir oluyor. Ayrıca pilav da onunla özdeşleşmiş durumda. Pilavsız kuru fasulye, tuzsuz yemeğe benziyor. Öylesine lezzetsiz ve sığ. Bu sebeple kuru fasulye belki milli yemeğimiz değil ama yanında pilavla renklendirilmesi kesinlikle bizim eserimiz.
EN İYİ KURU BİZDE YAPILIR!
Nasıl ki menemen Osmanlıya ait bir yemek olduğu halde dünyanın dört bir yanında kendine yer bulduysa ve herkes kendi kültürüyle yoğurup harmanladıysa kuru fasulye de öyledir bana göre. “Anavatanı neresidir, Türklerin milli yemeği midir?” soruları yıllardır zihinleri meşgul etse de bildiğim şudur ki her ne olursa olsun tadıyla, sunumuyla, ikram edilirken olmazsa olmazları, pilav, turşu ve cacığıyla kuru fasulye en iyi Türkiye'de yapılır ve bu yüzden de bence milli yemeğimizdir...
Her ne kadar şimdilerde kuru fasulye susuz yapılsa da aslı böyle değildir. Kuru fasulye dediğin sulu olur. Suyuna ekmek banarsın ve bunun da tadına doyum olmaz.
TARİFİ:
Malzemeler:
- 500 gr kuzu kuşbaşı
Yapılışı: Akşamdan ıslatılmış fasulyeleri bir tencerede kaynamaya bırakın Fasulyelerin yumuşaması için orta ateşte pişirin. (Çok kaynatmamaya dikkat edin. Aksi takdirde fasulyeler dağılabilir.) Fasulyeler kaynarken sık sık kontrol etmekte fayda vardır. Bir taraftan da eti ve ince doğranmış soğanı, iki çeşit yağla bir tencereye koyup orta ateşte kavurun. Soğanları bu şekilde öldürdükten sonra salçayı ekleyin ve yakmamaya özen göstererek var ise tahta kaşıkla karıştırın. Küçük parçalar halinde doğranmış biberleri ve tuzu içine attıktan sonra suyu ilave edip tencerenin kapağını kapatın. 5 dakika sonra fasulyeleri ekleyin. Bütün malzemenin lezzetleri iyice kaynaşması için 10 dakika kadar orta ateşte pişirmeye devam edin. Daha sonra ocağı kapatıp yarım saat kadar bekletip servis yapın. Sulu yemeyi tercih edenler, pişirmeyi su fasulyelerin üzerindeyken sonlandırmalıdır. Bu durumda kuru fasulye yarı sulu olur. Kuru fasulye pilav yanında servis yapılacaksa suyunu biraz daha çekmesi gerekir.