‘Gençliğim altyazı olarak geçti!’

MEHMET EMİN DEMİREZEN

emin.demirezen@aksam.com.tr

Cem Özdemir, biz onu “eşekherif” takma ismiyle tanıyoruz. 26 yaşında ve 2007’den bu yana Türkiye’de izlediğimiz birçok yabancı dizi ve filmlerin altyazı çevirmenliğini yapıyor. Özdemir bunu iş olarak değil hobi olarak yaptığını söylüyor. Son dönemde de Game Of Thrones çevirileri yaparak gündeme gelen Cem Özdemir yani eşekherif’le buluştuk. Hem kendisini hem de çevirilerini konuştuk. 

Seni biraz tanıyabilir miyiz?

10 yıla yakın dizi ve filmlere altyazı çevirmenliği yapıyorum. Amacım İngilizce bilmeyen insanların yabancı dizileri ve filmleri Türkçe alt yazılı şekilde izlemelerini sağlamak! Bu işe lise 3’teyken başladım. 2009’da ODTÜ’ye Fizik Bölümü’ne girdim. O dönem haftanın her günü dizi çeviriyordum ve bu yüzden okula çok gitmedim ve bu yüzden notlarım düşük gelmeye başladı. Ve ailemin de desteğiyle bu bölüme devam etmedim. Oradan Hacettepe Tercümanlık Bölümü’ne geçtim. O süreç benim için çok rahat geçti. Dizi filmlerin dışında kitaplar çevirdim. Şimdi de diziler, filmler hatta kitap çevirileri yapmaya devam ediyorum. 

İngilizce hayatına nasıl girdi?

Ortaokulda bir öğretmenim vardı ve çok severdim. O zamandan itibaren dile karşı bir yakınlık hissetmeye başladım. Nihayetinde altyazı çevirmeye başladığımda İngilizcem çok iyi değildi. Şimdilerde bir saatte çevirebildiğim bir filmi ya da diziyi o dönemler bir haftada çevirebiliyordum. Altyazı hevesiyle bir şekilde öğrenmeye çalıştım. Kendi kendime öğrendim diyebilirim. 

Dizi çevirme işine nasıl girdin?

Lisede ADSL yani internet bağlama Türkiye’ye yeni gelmişti. O dönem ufak bir kesim yabancı dizilerin indirilebileceğini keşfetti. Ben de o yıllar Lost ve Prison Break gibi dizileri izlemeye başlamıştım. Sonra “bu işleri kimler yapıyor” dedim kendi kendime. Forumlara girdim ve orada dizilerin çevirmenleriyle tanıştım. Kalabalık bir ekipti ve aynı zamanda gönüllü olarak yapıyorlardı.

Peki, nasıl bir kitleyle karşılaştın?

Bakarsan herkes işinde gücünde insanlar! Ve çok genç insan da yoktu. Bu benim biraz şansımdı diyebilirim. Ben işsizdim, çevirimi yapıyordum ve devam ettim.

‘GOSSIP GIRL’DEN SPARTACUS’A…’

Çeviriye ne kadar bir zaman ayırıyorsun?

İlk zamanlar haftada 5 dizi çevirdiğim oluyordu. Bütün günlerim bunlarla geçiyordu. Bazen de “şu diziyi çevirir misin” diyorlardı. Bu sayede Gossip Girl’den Spartacus’a Shameless’tan Game Of Thrones’a birçok dizide çevirim oldu. Gençliğim altyazı olarak geçti!

Bu iş yasal mı? 

“Gri bölge” diyelim! 

Son dönemlerde en çok izlenen Game Of Thrones dizisini de sen çeviriyorsun… Nasıl ilerliyorsun?

Sabah 4’te oturup diziyi izliyorum, 5’te bitiyor. Ne kadar konuşulduğuna bağlı olmak koşuluyla ortalama 8’e doğru bütün dizilerin çevirilerini bitirdim. 3-4 saatte her şey tamam oluyordu. Bu çok sağlıklı bir şey de değil onu da söyleyeyim! 

Neden?

Çevirdiğim yazıyı ne tekrardan kontrol edebiliyorum ne de bazı yerleri düzgün çevirebiliyorum. Çok daha iyi olabilir ama elimden geleni yapıyorum. Diziyi erken görmek için çok baskı yapıyorlar. O yüzden böyle durumlar yaşayabiliyorum. 

Bazı çevirilerinde Türklere has bazı kelimeler de yer alıyor. Birebir çevirmiyor gibisin? 

Evet, sonuçta gönüllü bir iş ve para kazamıyorum. Nihayi karar veren kişi benim. Dilediğim gibi çevirme özgürlüğü bana çok büyük bir özgüven veriyor. Onların yanındaymışım gibi çevirmeye çalışıyorum. Normal günlük dilimi kullanıyorum. Cümleyi okuyorum, anlıyorum ve kendimce çeviriyorum. Asla birebir çevirme yapmıyorum. 

‘BU İŞİN EGO TATMİNİ İNANILMAZ’

“Para kazanmıyorum” dedin. Bu işin ne tür getirileri oluyor?

Artık tanınmaya başlıyorum, sağladığı ego tatmini inanılmaz. Pazartesi ve salı günleri uçuyorum… 

Tanınmaya başladın evet ama bir karanlık tarafın da var?

İşin buraya kadar geleceğini tahmin edemedim. Bunda Game Of Thrones dizisinin payı büyük! “Ne oluyoruz” dedim bir ara. Tercihen gizliliğimin biraz bana kalmasını istiyorum. Dizi günleri de sosyal medyadan tweet atmıyorum. 

Diziyle alakalı sana ne tür sorular geliyor?

Pazartesi günleri soru almamaya çalışıyorum. Özellikle sabah 6’dan itibaren “dizi nerede kaldı” diye rahatsız ediyorlar. Kendime bu kadar vakit ayırmadım! 

Bir de senin “İyi Seyirler” diye bir sloganın var… 

O insanlara ulaşmakla alakalı. İlk çevirimden itibaren bu var. Şu anda da bir imzaya dönüştü. 

“Eşekherif”in bir hikâyesi var mı peki?

Yok, işte beni en çok üzen de o. Bir gün bir internet sitesine üye olacaktım ve sözlüklerde dolaşmaya başladım. Takma isimlere bakıyordum ki birden karşıma “eşekherif” ismi çıktı. “Ne kadar tatlı” dedim kendi kendime ve aldım. O zamanlar bunu benimsemedim ama şimdi üzerime yapıştı. Asıl eşekherif de eminim ki bu durumdan çok rahatsız olmuştur. (Gülüyor)