Ailesini kanserden kaybetti anti kanser köyü kurdu

SİBEL ATEŞ YENGİN

sibel.ates@aksam.com.tr

Veteriner hekim Öztürk Sarıca, ailesinden beş kişiyi kanserden kaybedince elinde avucunda ne varsa tüm birikimini Lisinia Doğa projesine harcadı. Amacı kansere karşı farkındalık oluşturmaktı... Aradan geçen 13 yıla onlarca proje sığdırdı Sarıca; yerel bitki ve hayvan genlerinin muhafazası, kanser önleme çalışmaları, yaban hayvanları doğaya kazandırma projesi ve niceleri… Gelin bu anlamlı projenin detaylarını doğa gönüllüsü Sarıca’dan dinleyelim. 

Lisinia Doğa Projesi’nin mimarı Öztürk Sarıca uzun yıllardır Burdur’un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy’de yaşıyor. Doğayla iç içe yaşayan Sarıca’nın projeyi başlatma sebebi ailesinden beş kişiyi kanserden kaybetmesi olmuş. Önce dedesi ve ninesi kansere yenik düşmüş ardından annesiyle babası. Ailenin tek varisi olan Sarıca, elde avuçta ne varsa tüm birikimini cami ve okul yapımına harcamayı düşünmüş önce. Fakat daha sonra bu fikrinden caymış. “Türkiye’min ve ülkemin insanlarının bir doğa projesine çok ihtiyacı vardı. İnsanları kanser konusunda uyarmak ve bilinçlendirmek istedim çünkü kanserin tedavisi yok” diye anlatıyor vazgeçme sebebini. Böylece 2005 yılında projenin yapımına başlanmış. Ancak her şey çok kolay olmamış. Seçtikleri alanda yapılaşmaya izin verilmemiş. Sonunda türlü çeşit engeller aşılmış, izinler alınmış. Projedeki her bir yapı doğa dostu malzemelerden hazırlanmış. İlk önce yaban hayvanları rehabilitasyon merkeziyle çalışmalara başlanmış. Amaç; yaralı, sakat, veya zehirlenmiş yaban hayvanlarını tedavi edip tekrar doğaya kazandırmakmış... Kurulduğu yıldan beri gelişerek çeşitlenen Lisinia Doğa, 9 farklı alt projesi ve gönüllülerden aldığı güçle çalışmalarını sürdürüyor. Zararlı kimyasallar ve kansere karşı geliştirdiği projelerin dışında ekolojik üretim ve doğa dostu tarım uygulamalarına ağırlık verilmiş. Böylece sıfır kimyasallı bitkisel üretimler yapılmış. Lisinia Doğanın diğer projeleri ise şöyle: Türkiye’ye ait yerli hayvan ve bitki türlerinin üretimi ve gen muhafazası, kullanılan enerji yöntemlerinin doğada yaptığı zararlı etkiler ve yenilenebilir enerji yöntemleri, bitki, hayvan ve insan hastalıklarında homeopati ve bitkisel tedavi yöntemleri ve gönüllü doğa korucusu projesi… Burdur Gölü’nün çekilmesi ve proje alanında suyun tasarruflu kullanılması üzerine de bir proje hazırlanmış. Büyükbaş hayvancılığa alternatif olacak küçükbaş hayvancılığı teşvik etme çalışmaları yapılmış. Böylece son yıllarda nesli tükenme noktasına gelmiş yöreye ait honamlı keçilerinin beslenmesinde mısır ve yoncaya ihtiyaç olmadığı için sular korunmuş olacakmış. Su tasarrufundan faydalanmak için çok az suyla yetişen gül ve hiç su kullanmadan tamamen yağmur sularıyla beslenebilen lavanta ve diğer aromatik bitkilerin üretimine geçilmiş. 

ÖNCE DOĞANIN SAĞLIĞINI KORUMALI

Lisinia doğa okulu; proje alanına ziyarete gelen her yaştan insana doğaya ilişkin görsel temaları kullanarak 2-3 saatlik ziyaret süresince bir farkındalık yaratarak doğa eğitimleri veriyor. Kurulduğu yıldan bugüne kadar yüz bine yakın ziyaretçileri olduğunu belirten Sarıca, “Ayaküstü doğa eğitimlerine çok fazla önem veriyoruz. Ziyaretçilerimiz burada doğaya yakın yaşamayı öğreniyorlar. Hayatlarını sorguluyorlar. Doğaya ilişkin bilgilendirme yaptığımızda kanserle ilgili farkındalık geliştiriyorlar. En azından hayatlarının geri kalanında yaşam kalitelerini artırabilmeleri için onları etkilemeye çalışıp farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Alanda gezerlerken kanserin sebeplerini, toprak kirliliklerini, kimyasal kirlilikleri, odalarını havalandırmadıkları zaman kanser olabileceklerini ve doğaya yapılan her türlü yanlışlığın kanser sebebi olduğunu öğreniyorlar. Çünkü doğanın sağlığını korumadan insan sağlığını korumak mümkün değil. Ayrıca Doğa Okulu kapsamında ihtiyaç kadar tüketmenin önemi, su kaynaklarının tasarruflu kullanılması, küresel ısınma, iklim değişikliği ve alınabilecek önemler, yaban hayatı ve önemi, organik tarım teknikleri ve başarı hikâyeleri, zararlı kimyasallar ve kansere etkileri gibi eğitim programları uygulanıyor. Bu çalışmalarla Expo 2016 Antalya’da Su, Doğal Hayat ve Kanserle ilgili sürdürülebilirlik özel ödülünü almıştık. Bu ödül bizi Tayvan’a taşıdı. Önümüzdeki yıl aynı projeyi Tayvan’da gerçekleştireceğiz” diyor.

YETİŞTİĞİNİZ KÜLTÜRÜN BESİNLERİNİ TÜKETİN

İnsanlar yabancısı olduğu gıdaları tükettiğinde soğurma sistemleri bunları yabancı madde olarak algılıyor. Bu tür gıdalar fayda yerine zarar veriyor. Yetiştiğiniz kültürde hangi besinler kullanılıyorsa onları tüketmeniz lazım. Yıllardan beri gen kaynaklarınızın algılamış olduğu reseptörlerle Almanya ya da Afrika’daki insanların besinlere karşı algı resöptörleri aynı değildir. İnsanlar bulunduğu coğrafyadaki besinlerle beslendiği sürece daha sağlıklı olur. Diğer türlü fayda sağlayacağı yerde zarar verir. Savunma sisteminiz yabancı bir ürünle karşılaştığı zaman “ben bunu tanımıyorum, bunu kullanırsam rahatız olurum” bilgisini alır ve ya karaciğerinizde ya da yağların içinde depolar.

YİYEMEYECEĞİNİZ ÜRÜNLERİ YÜZÜNÜZE SÜRMEYİN

Aromatik bitki projesini geliştirdik. Aromatik bitki potansiyeli ve genleri oldukça yüksek olan bu bölgede, yeterince araştırma yapılıp katma değeri yüksek bitkiler üretilebilirse, bölge üreticileri büyükbaş hayvancılıktan yani çok su tüketen mısır ve yonca üretiminden vazgeçirilip aromatik bitki üretimine geçirilebilir. Bu sayede hem Burdur Gölü, sulak alanlar ve içme suları korunmuş olacaktır, hem de kimyasalsız ve doğa dostu üretimler yöreye kazandırılmış olacaktır. Sadece yağmur sularıyla yetişen lavanta, kekik, adaçayı, dağçayı, karapelin, peygamber süpürgesi, lavantin, oğul otu melisa gibi aromatik bitkiler Lisinia Proje Alanı ve Lavanta Deresi’nde halen üretiliyor. Bunlar su tüketmiyor. Hammadde üretiminden sonra bitkilerin kurutulması, yağlarının çıkartılması ve nihai ürün olan kozmetik ürünler ve ilaç hammaddesi üretimi konusunda çalışmalarımız sürüyor. Yani yenebilir kremler üretmeye başlayacağız. “Yiyemeyeceğiniz hiçbir şeyi sakın yüzünüze sürmeyin” diyoruz. Çünkü kanserlerin yüzde 75’i deriden başlıyor.

DOĞAL BESLENME ÇILGINLIĞI BAŞLADI

Son yıllarda doğal beslenme çılgınlığı başladı. Ancak bu mümkün değil çünkü mutlaka bir yerden kimyasal alıyorsunuz. Hiç mi kimyasal alınmamalı? Elbette hayır, küçük dozlarda alınmalı ki direnciniz gelişsin. Direnciniz gelişmezse hiçbir şeye karşı savunmaya geçemezsiniz. Tanımadığınız bir kimyasal vücuda girer ve sizi kanser eder. Yaşamınızı mümkün olduğunca doğala yakın düzenleseniz yeter, çok da doğal çılgınlığına kapılmamak gerekiyor. Mümkün olduğunca katkısız gıdalar kullanmalı, ambalajlı ve hazır ürünlerden uzak durmak lazım. Ambalajlı ürün alacaksanız da gerçekten doğal yollardan hazırlanıp hazırlanmadığına dikkat edilmeli. Formülasyonu ve karışımı ne kadar çoksa o kadar doğadan o kadar uzaklaşmış demektir.