AKSAM.COM.TR/MOR PAPATYA
Sena Parlar
Alzhymır ileri dönemlerde hastanın yakın çevresini dahi hatırlayamaması durumudur. Birçok kişi sadece yaşlıların alzaymır olduğunu düşünse de durum böyle olmayabilir. İşte alzaymır hastalığı ve korunma yolları...
Aksam.com.tr'den Sena Parlar'a özel açıklamalarda bulunan Prof. Dr M. Zülküf Önal, alzaymır hastalığının uyku bozukluğu, kilo artışı ve bağımlılıklarla yakından ilişkili olduğunu ifade ediyor.
"BULMACA ÇÖZMEK HASTALIĞI ENGELLEMEZ"
Prof. Dr M. Zülküf Önal hastalığa dair doğru bilinen yanlışlara şöyle değindi: "Alzheimer hastalığı yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan ilerleyici bir beyin hastalığıdır. Ailesel geçiş sanıldığı kadar yüksek oranda değildir. Bulmaca, su doku gibi meşguliyetler hastalığının oluşmasını engellemez. Alzheimer kaçınılmaz olarak her yaşlıda olacak diye bir kural olmadığı gibi, genç sayılabilecek yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir.
Elimizde olan tedavi seçenekleri, şimdilik hastalığın seyrini yavaşlatmaktadır. Ancak yine de hastalıktan korunmada zihinsel canlılığı sağlayan egzersizler önerilebilir. Bu konuda sık sık okuma, kişinin okuduğunu, öğrendiğini, gün içinde yaşadıklarını anlatması, yakınlarındakileri ile paylaşması oldukça önemlidir. Kabaca dedikodu yapması önerilebilir, bulmaca çözmenin sanıldığı gibi faydası yoktur. Sigara ve alkol kullanımının bırakılması hastalığın oluşmasını engelleyebilir."
Prof. Dr. Önal, Alzaymır'dan korunma yöntemlerini ise şöyle açıkladı:
Kan basıncının, kan şekerinin ve kolesterol seviyelerinin normalleştirilmesi sağlanmalıdır.
Kilo kontrolü yapılmalıdır.
Günde en az yarım saat egzersiz yapılmalıdır.
Akli melekeleri geliştirecek egzersizler yapılmalıdır.
Kafa travmalarına karşı tedbirli olmak gereklidir.
Madde bağımlılığından, sigaradan ve alkolden uzak durmak gereklidir.
Uyku bozukluğu özelikle az uyumak veya çok uyumaktan kaçınmak gereklidir.
Depresyon tedavi edilmediği sürece demans riski artmaktadır.
Ailede varsa genetik yatkınlık tanıda dikkate alınmalıdır.
Son zamanlarda yapılan çalışmalarda özellikle erken tanı konusunda yardımcı olabilecek bazı yeni yöntemler geliştirilmiştir;
Koku testi ile erken tanı artık mümkün olmaktadır.
Düşük doz uzun süre içme suyundaki lityuma maruz kalanlarda demans daha az görülmektedir.
Cilt biyopsisi demans tiplerinin ayırıcı tanısında artık kullanılmaktadır.
Deneysel olarak umut vaat eden yeni ilaçlar ve aşılar geliştirilmektedir.
Bağırsak florasının dengelenmesi için yapılan demans önleyici çalışmalar yapılmaktadır.
Yüksek kolesterolün kontrolü için kullanılan ilaçların Alzheimerı önleyebileceği gösterilmiştir.
Gen tedavisinde umut verici sonuçlar alınmaya başlamıştır.
Kontrollü kahve tüketiminin de Alzheimer oluşumunu engellediği gösterilmiştir.
"TEDAVİYLE YAŞAM SÜRESİ UZATILABİLİYOR"
"Alzaymır tedavisi mümkün olan bir hastalık değil, fakat hastalığı yavaşlatmak amacıyla elimizde 3-5 ilaç bulunmakta. Tedavi verilmediği takdirde hastaların yaşama süresi 5 yıl civarında iken, bu tedavilerle 10 yıla kadar uzatabiliyor. Bu ilaçlara rağmen, kaçınılmaz sona engel olan tedavi henüz yok."
"YAKALANMA RİSKİ 40 YAŞLARINA KADAR DÜŞTÜ"
Aslında 60 yaş üzerinde daha sık karşımıza çıkıyor ama son zamanlarda 40-60 arasındaki insanlarda da görmeye başladık. Özellikle bu pandemi sonrası, hastaların sosyal olarak kapanmaları, beyin fonksiyonlarında gerilemeye neden oldu. Covid olup iyileşen hastalarda da bilinç sislenmesi dediğimiz bir durum ortaya çıkmaya başladı, hafıza sorunları görülüyor. Hasta iyileşiyor ama iyileşmesine rağmen hafızasında, akli melekelerinde özellikle yakın hafızayla ilgili sorunlar olmaya başlıyor. O yüzden daha erken yaşlarda Alzheimer hastaları görmeye başladık. Popülasyon yaşlandıkça, nüfus arttıkça hastalığın görülme sıklığı artacak. Ancak bu tip durumlar pandemi gibi sosyal ilişkilerin azalmasına neden olan, kapanma gibi zorunlu süreçler hastalığın daha sık karşımıza çıkmasına neden oluyor. Şöyle bir rakam verecek olursak, 60 yaş üst basit bir şekilde 20 kişide 1 görülürken, 85 yaşın üzerinde neredeyse 2 kişide 1 görülüyor. Yani neredeyse 85 yaş üzerinde yüzde 50 risk var.
"ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ"
Erken teşhis ve ayırıcı tanısı çok önemli. Hastalık erken dönemlerde, birçok kişi tarafından göz ardı ediliyor. Hastanın yakınları tarafından fark edilse de, hastalarda ciddi bir inkar süreci gözlemliyoruz. Ayrıca, hasta yakınlarının ihmal etmesi de söz konusu olabiliyor. Erken dönemde, kişi eşyalarını kaybetmeye başlıyor, aynı şeyleri tekrar tekrar sormaya başlıyor, gezmekten ya da sosyal ortamlarda bulunmaktan kaçınmaya başlıyor. Geçiştirmek veya bu hastalığı ötelemek, hastalığın var olan elimizdeki kısıtlı tedavilerden yararlanmasını daha da zorlaştırıyor. Ama erken teşhis birçok hastalıkta olduğu gibi, Alzaymır tedavisi için de çok önemli.
"AŞI VE TPS HASTALARA UMUT OLUYOR"
Alzaymır tedavisiyle ilgili, Neredeyse 20 yıldan beri yeni bir ilaç geliştirilmedi. Son birkaç yıl içinde, Alzheimer'la ilgili iki tedavi yöntemi karşımıza çıktı. Birisi aşı yöntemi, diğeri ise TPS. Aşıdan yaralanmak için hastalığın mutlaka erken dönem de olması lazım. Hastanın ayda bir, hastane koşullarında damardan bir tedavi alması gerekiyor. Amerika'da FDA tarafından onaylanmış bir tedavi yöntemi. Onaylanmış olmasına rağmen, ilacın çok ciddi yan etkileri var. Bu nedenle ilacın pratikte kullanımının önünde ciddi sorunlar var. Bu nedenle, bütün dünyada yaygınlaşması, oldukça zaman alacaktır. FDA onaylamış olmasına rağmen Avrupa İlaç Ajansı olan EMA bu aşının kullanımına izin vermemiştir.
Bir başka yöntem ise TPS (Trancranial Pulse Stimülasyon) yöntemidir. Beyindeki uygulama sırasında herhangi bir yan etki oluşturmuyor. Özellikle hafıza ile ilgili merkezde lokalize edebileceğimiz, oraları hedef alabileceğimiz şok dalgaları kullanıyoruz. Bu pulslar ile o yıkıma giden, küçülmeye giden hücrelerin canlanması, yeni damar oluşması, hücrelerin koruyu maddelerinin salgılanmasını sağlıyor. Bu tedavinin bilinen bir yan etkisini olmadığını belirtmekte de yarar var.