Tatlı krizinizi böyle bastırın... Şeker yerine tüketiliyor!

Bayram ziyaretlerinde çay ve kahvenin yanına sunulan tatlı ve şekerlemeler sağlığınızı tehdit edebilir. Çünkü yoğun glikoz ve yapay tatlandırıcı içeren bu şekerlemeler sağlığı bozar. İşte detaylar...

HABER MERKEZİ

Ramazan Bayramı'nın o güzel telaşıyla birlikte baklava, şeker ve çikolata üç gün boyunca soframızdan eksik olmuyor. Ancak bu süreçte sağlığımızı korumak adına porsiyon kontrolüne dikkat etmeli ve şeker dengemizi taze meyvelerle desteklemeliyiz. Şekerin vücudumuz üzerindeki hakimiyetine izin vermeden bayramın tadını çıkarmalıyız.

Ramazan ayının bitişiyle kutladığımız bu bayramın, yapılan ziyaretler nedeniyle tatlı, çikolata ve rafine şekerin en yoğun tüketildiği zaman dilimi olduğunu biliyoruz. Bu durum, vücudumuza yılın belki de en yüksek şeker yüklemesinin yapıldığı bir süreci beraberinde getiriyor.

Çay ve kahvenin yanında sunulan o küçük ikramlar, üç gün süren yoğun aile ve komşu ziyaretleri birleştiğinde ciddi bir rafine şeker alımına dönüşüyor. Her ne kadar geleneksel olarak renklendirici ve katkı maddesi içeren şekerler her evin başköşesinde yer alsa da bayramın asıl vazgeçilmezleri olan çikolatalar, ev yapımı baklavalar ve şerbetli tatlılara; kek, börek ve kurabiyeler de eşlik ediyor. Tüm bu ikramlar, bayram sofralarını zenginleştirirken vücudumuza yoğun bir karbonhidrat ve şeker yüklemesi yapılmasına neden oluyor.

Son yıllarda endüstriyel şeker tüketiminin; kalp rahatsızlıklarından kansere, diyabetten diş çürüklerine, obeziteden gut hastalığına kadar pek çok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığı sıkça gündeme geliyor. Bu farkındalıkla birlikte, geleneksel bayram tatlılarımızı hazırlarken şeker yerine "sağlıklı tatlandırıcılar" veya "bitkisel içerikli alternatifler" kullanıldığını daha sık görüyoruz. Ancak, "daha sağlıklı" veya "doğal" etiketiyle tariflere giren bu alternatif tat vericilerin aslında yanıltıcı bir güven hissi yarattığını söyleyebiliriz.

Rafine şeker demek hem bizim bildiğimiz sofra şekeri anlamına gelirken şeker tatlılığını veren karbonhidratların en son monomeri yani ürünü olan glikoz ya da fruktozu içeren işlemlerden geçirilmiş şeker alternatifleri demektir. Çay şekeri, ageva şurubu, hurma veya elma şurubu, özü ya da diğer özütler rafinasyona uğramış şekerdir.

Taze ve kuru meyveler, doğal bal her ne kadar glikoz, fruktoz içerse de antioksidan, organik asitler, enzimler ve taze meyveler liften zengin olduğu için porsiyon kontrollü tüketimde hastalık riski yaratmaz tam tersine birçok hastalıklardan koruyucu etki gösteriyor.

Basit şeker tüketimi arttığında ve bu şeker kanda birikmeye başladığında, vücudumuzda insülin direnci gelişmeye başlar. Bu süreçte insülin salgılayan pankreas hücreleri okside olarak hasar görür; zamanla insülin üretimi sekteye uğrar ve bu tablo Tip 2 diyabet ile sonuçlanır. Şeker yükündeki artış, insülin direncine paralel olarak vücutta hızlı bir yağlanmaya, yani obeziteye yol açar.

Sadece fiziksel değil, zihinsel sağlığımız da bu durumdan etkilenir. Beyin için toksik etkiler yaratan fazla şeker tüketiminin, son araştırmalara göre demansı tetikleyebildiği üzerinde durulmaktadır. Ayrıca şeker, ağız içindeki zararlı bakterileri besleyerek diş çürüklerinin hızla oluşmasına zemin hazırlar. Karaciğer yağlanmasından cilt yaşlanmasına kadar pek çok olumsuz etkisi olan şeker, kısacası vücudumuzdaki hastalık yükünün temel belirleyicisidir.

Sağlıklı bir beslenme düzeninde şeker miktarının ne kadar kritik olduğu, dünya çapındaki saygın sağlık otoriteleri tarafından da net bir şekilde ortaya konulmuştur. Günlük alınan toplam kalorinin en fazla %8, hatta ideal olarak %5 ve altında tutulması gerektiği şiddetle vurgulanmaktadır. Bu, aslında oldukça sınırlı bir miktardır. Zaten porsiyon kontrolüne dikkat ederek tükettiğimiz taze sebze, meyve, kuru meyve ve doğal bal, vücudumuzun tolere edebileceği bu şeker ihtiyacını tek başına karşılamaya yeterlidir.

Ancak bayram ziyaretlerinde karşımıza çıkan o renkli şekerler, çikolatalar, şerbetli tatlılar ve şekerli içecekler, vücudumuzu adeta bir "şeker bombasına" maruz bırakır. Üstelik tariflerde "masum" gibi görünen nektarlar, meyve özleri, şuruplar veya doğala özdeş içerikler de aslında rafine şekerdir ve vücudun şeker yükünü aşırı derecede artırır.

Tatlı, çikolata, şeker gibi yiyeceklerin aşırı tüketiminden kaçınmak için, küçük porsiyonlarda tüketmeniz oldukça önemlidir.

Sunulan ikramı reddetmemek adına ikramlardan birini seçerek sadece tadına bakıp, ağzınızı tatlandıracağınız miktarda alabilirsiniz.