Çocukları Nejat Uygur'la duygulandıran anısını anlattı! 'O cevabı tokat gibi gelmişti'

Tiyatro sanatının unutulmaz ismi Nejat Uygur, ölümünün 6. yıl dönümünde mezarı başında anıldı. Ailesi ve sevenlerinin katıldığı anma programında duygu dolu anlar yaşandı. Usta sanatçının eşi Necla Uygur ile çocukları Behzat Uygur, Süheyl Uygur, Süha Uygur ve Kemal Uygur aksam.com.tr’ye özel açıklamalarda bulundu.

Aksam.com.tr

Duayen tiyatro sanatçısı Nejat Uygur’un ölüm yıl dönümünde ailesi ve sevenleri onu yalnız bırakmadı. Nejat Uygur’un eşi Necla Uygur ile çocukları Behzat Uygur, Süheyl Uygur, Süha Uygur ve Ahmet Uygur aksam.com.tr’den Ferit Ömeroğlu’na duygu yüklü açıklamalar yaptı. Oyuncu Emine Ün de törene katılanlar arasındaydı.

“İNSANLARI EĞLENDİRMEK BABAMIN VASİYETİYDİ”

Bir ustanın yıl dönümü… Sizler bir ustanın bıraktığı bayrağı taşımaya devam ediyorsunuz. İnsan yıllar geçtikçe kalan mirası daha farklı yorumlayabilir. Ustanın size ve diğer tiyatro sanatçılarına vasiyeti neydi?

Süheyl Uygur: Geldik, babamızı buradan andık. Ayaklarına sağlık gelenlerin, gelmeyenler de sağ olsunlar. Biz buradan biraz sonra Behzat ile beraber Bilecik’e gideceğiz. Orada insanları eğlendireceğiz. Babam bize hep şunu söylerdi:

“Çocuklar! Benim size vasiyetim, insanları eğlendirmeye devam edin.”

Biz de sözümüzü tutuyoruz, buradan Bilecik’e gidiyoruz insanları eğlendirmeye… Benim ilk aklıma gelen bu oldu.

“BABAM, GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU AŞIĞIYDI”

Behzat Uygur: “Yılmayın… Mesleğinizde hiç yılmayın, mücadele edin.” derdi. Genç tiyatroculara da, çabuk yılan arkadaşlarımıza da babamdan bize kalan emanet budur. Babam, geleneksel Türk tiyatrosu aşığıydı. Çıkış noktası oydu. “Tiyatroya sahip çıkın, tiyatroyu başka kuşaklara aktarın.” derdi. Tiyatro sevdalısı bir adamdı. Ülkeyi karış karış gezerdi. Oyunları sadece İzmir, İstanbul, Ankara’da yapmamamızı söylemiştir hep. Anadolu’yu gezmemizi isterdi. Kendi tiyatronuzu asla unutmayın ve hayata dair mücadeleyi hiçbir zaman bırakmayın derdi. Onun hayat mottosu ‘mücadeleyi bırakmamak’ üzerine olmuştur her zaman…

“TEMEL İLKESİ AHLAKLI VE DÜRÜST BİR TİYATRO YAPMAKTI”

Büyük oyunculuğun alametlerinden biri de sanırım ismi zikredilen kişinin repliklerinin hemen akla gelmesidir. Nejat Uygur denilince de akla birçok replik geliyor. “Büyüklük tam da kaç akılda, kaç gönülde olmaktır?” derler. Sizin büyüklük kıstasınız nedir, babanızı büyük yapan değerlerden oğlu gözüyle bahseder misiniz?

Süha Uygur: Mütevazı olması, halk sanatçısı olması, çocukla çocuk olması, işini ahlaklı ve dürüst yapması… Tüm bunlar bir araya gelince sorunun da cevabı ortaya çıkıyor zaten. Seyircisine karşı çok sevgi ve saygı dolu bir isimdi Nejat Uygur. Temel ilkesi ahlaklı ve dürüst bir tiyatro yapmaktı. Seyircisine duyduğu sevgi ve saygısı kendisinin 65 sene bu mesleği yapmasını ve öldükten sonra da gördüğünüz gibi anılmasını sağladı. Tiyatro sanatı da bu ilkeler üzerinden yapılmalıdır. Bence babamın en büyük söylemi budur.

“HALKIN İÇİNE GİRMEYECEKSİN, İÇİNDE YAŞAYACAKSIN”

“Bir yerde yaşlı bir dilencinin yanına bağdaş kurup oturmuş sohbet ederken görmüştüm” diye bir yazı okumuştum sosyal medyada… Acaba eskileri büyük yapan halkın bu kadar içinde olması mıdır?

Kemal Uygur: Halkın içinde olmazsan nasıl üreteceksin? Halkın içine girmeyeceksin, içinde yaşayacaksın. Onlara gülmeyi vereceksin. En büyük mirası gülmekti. “Ne olursa olsun gülmekten vazgeçmeyin.” derdi. Arada bir ağlayın, gülüşleri sulayın, gene gülün. Gülmekten asla vazgeçmeyin.

“ELEŞTİRDİKLERİNİ BİLE GÜLDÜREBİLEN BİR USTAYDI”

Seyircinin sahnede hakiki sıkıntılarını komedi yoluyla izlemesi, Nejat Bey’i kendilerine tercüman olarak görmesi mi acaba halka babanızı kendine bu kadar yakın hissettirdi?

Behzat Uygur: Tiyatro bir aynaysa Nejat Uygur bu aynanın bir yansımasıydı. Halkın sorunlarını yaratan insanlara da tam yüzüne çevirerek yansıtan bir tiyatroydu. Ayna sorunları yansıtanlara döndürülmelidir. Burada sorunları çıkaranlara ayna tutarken onların bile gülmesini sağlayabilen, hicvettiği insanı bile güldürebilen bir mizah ustasıydı. Eleştirdi, hicvetti ama yaptığını hiç belden aşağı vurarak yapmadı. Bir mesaj ve ders niteliğinde oyunlar oynadı hep ve bu sayede akıllarda kalmasını sağladı. Küfür etmek çok kolaydır. Küfür edersiniz, bundan kavga çıkar ama kavganın sonunda bir şey çözülemez. Nejat Uygur ince mizahıyla bugün hala güncelliğini koruyan ince esprileriyle halkın gönlünde taht kurdu.

“BURADA KAÇ KİŞİ OLDUĞUNUN BİR ÖNEMİ YOK”

Behzat Uygur: Şu anda Türkiye’nin her yerinde Nejat Uygur’u anıyorlar. Sosyal medya etkisinin de artması ile bu gerçeği görebiliyoruz. Bugün 15 yaşında bir çocuk bile internette Nejat Uygur’un oyunlarından belli kesitlere rastlıyor. Daha sonra çok hoşuna gidip araştırmak istiyor. Bu gerçeklerle karşılaştıkça Nejat Uygur’un ölümsüz olduğunu anlıyoruz.

Süha Uygur: Hemen canlı bir örnek vermek isterim. Bir kardeşimiz sabahtan beri buradaydı. Sorduk kim olduğunu… Meğer Nejat Uygur’la hiç tanışma fırsatı olmamış ama kendisinin oyunlarını internetten izlediğini söyledi. Bugün de buraya gelmiş.

Sizi de dinlemek isteriz.

“Sabah’ın 7’sinde kalkıp uzun yoldan geldim. Kendisini çok seviyorum. Hala da izlerim tiyatrolarını… Canlı izlemek nasip olmadı. Mezarı başında gelip ustayı anmak istedim.”

“KAHKAHALARI BİZE BIRAKIP, KEDERLERİ ALIP GİTTİ”

Ercan Bey: Benim kelimelerim yetmez Nejat babayı anlatmaya… Hayatımın en mutlu iki gününü yaşadım. İlki Nejat abi sahnedeyken, “Benim 5. oğlum Ercan abinizdir, size emanettir.” dediği andı. İkinci mutlu günü de bugün yaşadım. Necla anne, “Sen bizim aileye ne kadar çok benziyorsun?” dedi. Bu duygu tarif edilemez benim için… Gülücükleri bırakıp giden bir insandı. Kahkahaları bize bırakıp kederleri alıp giden, yeri dolmaz bir insandı.

“BU CEVAP BANA TOKAT GİBİ GELDİ”

Bugüne kadar paylaşmadığınız baba-oğul arasında geçen özel bir diyalog paylaşabilir misiniz?

Süheyl Uygur: Geleneksel Türk Tiyatrosu’nu sadece sahnede değil kendi yaşamında da icra eden bir isimdi Nejat Uygur. Anadolu’da bir gün turneye gidiyoruz. Otobüsümüz cadde ile sokak arasında bir yere girdi. Köşede bir simitçi var. Simitçinin etrafında da insanlar var. İçlerinde gariban insanların da gelir seviyesi daha iyi olan insanlarında olduğu belli oluyor. Babam şoförü durdurdu. Ben de babamı izliyorum. Simitçiye gitti, tüm simitleri aldı. Simitleri önce gelir durumu daha iyi olan insanlara dağıttı, sonra gariban insanlara verdi. Otobüse geri geldiğinde dayanamayıp, “Baba size bir şey sormak istiyorum.” dedim. Şimdi gençler tarafından garip karşılanıyor ama biz babamıza “siz” diye hitap ederdik. “Niye o simidi önce garibanlara dağıtmadınız? Onlar açtı, hemen doysalardı olmaz mıydı?” dedim. Cevaben şunu söyledi:

“Söyleyeyim niye dağıtmadığımı evladım… Ben o simidi herkesin içerisinde onlara dağıtsaydım onların gururu ile oynardım.”

Bu cevap bana tokat gibi geldi. Hala daha unutmam.

“KEŞKE SAĞ OLSAYDI DA ELİMİ, KOLUMU, HER ŞEYİMİ ONUN İÇİN FEDA ETSEYDİM”

Duygu ve hislerinizi paylaşabilir misiniz?

Necla Uygur (Nejat Uygur’un eşi): Nejat Uygur’u her an arıyorum. Keşke sağ olsaydı da elimi, kolumu, her şeyimi onun için feda etseydim. Keşke yanımda olsaydı. Acısı içimden hiç çıkmadı. Ben ölene kadar da çıkmayacak. Keşke eski sağlığım olsa da her gün gelsem bu mezara…

“BİZ EN BAŞTA OYUNCU OLARAK DEĞİL, SEYİRCİ OLARAK ONU ANIP DUA EDİYORUZ”

Oyuncu Emine Ün: Kaybetmenin üzüntüsü her zaman içimizde… Çok değerli bir oyuncu ve sanatçıydı. Nejat Uygur’u Türkiye’de sevmeyen yoktur diye düşünüyorum. Zamanında büyük sevgi ve saygıyla karşılaşmış usta bir insan… Biz en başta oyuncu olarak değil, seyirci olarak onu anıp dua ediyoruz. Necla Uygur ile de oynamak nasip oldu bana… O ailenin içerisinde olabilmek, onlarla aynı sahneyi paylaşabilmek ayrı bir güzellik benim için… Nejat Amca’yı sahnede anmak da bizi çok mutlu ediyor. Nur içinde yatsın inşallah. Tüm değerli ustaların ruhu şad olsun.