Kilo vermek isteyenler diyet yöntemleri araştırıyor. Peki en sık kilo verdiren diyet hangisi? İşte detaylar...
METABOLİZMAYI HIZLANDIRAN DİYET
AKDENİZ DİYETİ Mİ, NORDİK DİYETİ Mİ?
Akdeniz diyeti dünya genelindeki sağlık kuruluşları tarafından sürdürülebilir diyet örüntüsü olarak tanımlanmakta, sağlığın iyileştirilmesi ve geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi için izlenmesi gereken bir beslenme çeşidi olarak önerilmektedir. Temelde bitkisel besin tüketimine dayalı olduğundan iklim değişikliğinin önlenmesi ve su ayak izinin azaltılması açısından önem taşır ve böylece çevreye zarar vermezken sağlığımızı da korur. Meyve, sebze, sert kabuklu yemişler ve tahıllar gibi bitkisel kaynaklı besinler ile zeytinyağının yüksek miktarda; balık ve tavuk etinin orta; süt ve süt ürünlerinin, kırmızı et, işlenmiş et ve tatlıların az miktarda tüketildiği bir beslenme şekli olan Akdeniz diyeti, içerdiği antioksidan özellikteki polifenoller, vitamin ve mineraller sayesinde ölüm riskini azaltır. Ayrıca kanser, alzheimer, parkinson gibi bilişsel hastalıklar, kardiyovaskuler hastalıklar, metabolik sendrom, obezite ve tip 2 diyabeti önleyebilmektedir.
Danimarka, Finlandiya, Norveç gibi kuzey ulkelerinin halkını daha fazla taze, mevsimsel ve yerel besinler yemelerini desteklemek için geliştirilen Nordik diyeti; taze, yerel meyveler ve sebzeler, deniz urunleri ve tam tahıllara dayalı bir diyet modelidir. Nordik diyetindeki temel besin bileşenlerini başta cilek, ahududu, böğürtlen gibi meyveler, somon, orkinos, palamut gibi yağlı balıklar, kuru baklagiller, sebzeler ve arpa, yulaf, çavdar gibi tam tahıllar oluşturmaktadır. Nordik diyeti ve Akdeniz diyeti arasındaki temel farklılık Akdeniz diyetinde zeytinyağı kullanılırken Nordik diyetinde ana yağ kaynağı olarak kanola yağının kullanılmasıdır. Nordik diyetinin kardiyovaskuler hastalık riskini azalttığı, kolesterolü yuksek olan kişilerde kolesterol, trigliserit, LDL gibi kan yağlarında, kan basıncı ve insulin duyarlılığı uzerinde olumlu etkilerinin olduğu, tip 2 diyabetin onlenmesinde etkili olduğu, bel çevresinde yağlanması olan kişilerde ağırlık kaybı sağladığı yapılan çalışmalarda kanıtlanmış.
İki beslenme modelinde de yuksek miktarda tüketimi önerilen bitkisel ağırlıklı besinler sayesinde sera gazı salınımı daha duşuktur. Geleneksel beslenme modelleriyle karşılaştırıldığında hayvansal kaynaklı besinlerin oldukca az tuketimi, Akdeniz ve Nordik tipi beslenmeyi sürdürülebilir beslenme açısından oldukça önemli bir noktaya getiriyor.
SERA GAZI TEHLİKESİ
Gunumuzde hayvanlar için gereken yem ile et ve diğer hayvansalların uretilmesi ve milyarlarca hayvanın her gun dunyanın dort bir yanına taşınması doğa ve gezegen uzerinde son derece ağır bir yuk oluşturuyor. Et uretimi için hayvanlara yem olarak verilen buyuk miktarlardaki tahılların ve tum bunların ekim alanlarının ormansızlaşmada, doğal yaşam alanı kaybında ve turlerin yok oluşunda buyuk bir payı var. Çünkü hayvancılık, dünya çapında toprak ve su kullanımını en fazla olumsuz etkileyen insan faaliyetlerinden biri olarak görülüyor.
AŞIRI HAYVANSAL BESİN TÜKETMEYİN
Her ne kadar kırmızı et, tavuk, sut, kefir, peynir gibi hayvansal urunler vücudumuz için gerekli olan aminoasitlerden oldukca zengin ve biyolojik değeri yuksek besinler olsa da hayvansal urunlerin tuketimi, insanları doymuş yağ, kolesterol ve patojenik mikroorganizmalara maruz bırakıyor. Lif, kompleks karbonhidratlar, antioksidanlar ve sağlık icin gerekli diğer bileşenlerin daha az alınmasına neden oluyor. Bu surecte hayvansal urunlerin fazla miktarda tuketimi, kardiyovaskuler hastalık, kanser, diyabet, obezite ve diğer rahatsızlıklar riskini arttırıyor.
AKDENİZ DİYETİ
Metabolizmaya en uygun beslenmenin Akdeniz diyeti olduğu artık bildiğimiz en onemli gerçek. Akdeniz diyeti besin çeşitliliği, dengeli öğünler, yerel yiyeceklerinin tuketimi, işlenmiş besinlerden uzak, daha cok bitkisel besinlerin yer aldığı ve mevsime uygun taze besinlerin tuketilmesi sayesinde kronik hastalıklardan bizi uzak tutarken cevremizi de koruyor. Kolesterolu dengede tutan, insulin direncini kırıp diyabetten koruyan, yaşa bağlı bilişsel bozukluklara neden olan hastalıklara karşı kalkan gorevi goren, bircok kanserin oluşumunun azaltarak eklem sağlığına yararları bilinen Akdeniz diyetinin dunyada daha fazla uygulanması geleceğimiz icin oldukca onemli.
Akdeniz diyetinde soğuk sıkım erken hasat zeytinyağı, kuru yemişler, sut, peynir, yoğurt gibi yerel süt ürünleri tercihi, işlenmiş et ve kırmızı et tuketiminin daha nadir olması aslında bugun bile hala uzun ve kaliteli yaşamın bir temel beslenme şekli olduğunu bize gosteriyor diyebilirim.