HABER MERKEZİ
Yıllardır yaşlanmanın yavaş ve düzenli bir süreç olduğu sanılıyordu ancak Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacılarının yürüttüğü kapsamlı çalışma, yaşlanmanın sanıldığı gibi yavaş ve doğrusal ilerlemediğini ortaya koydu. Bilim insanları iki kritik yaş döneminde dikkat çekti.
Yaşlanmanın yıllara yayılan kesintisiz bir süreç olduğu düşünülüyordu. Ancak yeni bir bilimsel araştırma, insan bedeninin belirli yaş aralıklarında ani ve belirgin biyolojik sıçramalar yaşadığını gösterdi.
Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden araştırmacılar, birkaç yıl boyunca 108 kişi üzerinde 135 binden fazla biyolojik belirteci inceledi. Elde edilen bulgular, yaşlanmanın doğrusal ilerlemediğini; moleküler düzeyde iki kritik dönemde hızlanan değişimler yaşandığını ortaya koydu.
44 VE 60 YAŞLARINA DİKKAT
Araştırmaya göre biyolojik dönüşümlerin en yoğun yaşandığı dönemler yaklaşık 44 ve 60 yaş olarak belirlendi.
Yaşlanmayla bağlantılı moleküllerin yüzde 81'inin bu yaş aralıklarında belirgin değişim gösterdiği tespit edildi.
SADECE GÖRÜNÜM DEĞİL, VÜCUDUN İŞLEYİŞİ DE ETKİLENİYOR
Bilim insanları, söz konusu değişimlerin yalnızca fiziksel görünümü değil, metabolizma, bağışıklık sistemi ve kalp-damar sağlığı gibi hayati mekanizmaları da etkilediğini vurguluyor.
Özellikle bu yaşlarda kalp-damar hastalıklarına yatkınlık artabiliyor, metabolik süreçler farklılaşabiliyor ve bağışıklık sistemi daha hassas hale gelebiliyor. Ayrıca uyku kalitesindeki düşüş, artan stres ve yaşam tarzı faktörlerinin de bu biyolojik eşikleri hızlandırabileceği belirtiliyor.
Uzmanlara göre 44 ve 60 yaş dönemleri, kronik hastalıklara karşı hassasiyetin arttığı "biyolojik eşikler" olabilir.
Bu nedenle söz konusu yaş aralıklarında düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını güçlendirmek, ilerleyen yıllardaki sağlık risklerini azaltmada kritik rol oynayabilir.