Kahveye eklenen tarçın ne işe yarar?

Tarçın mikro öldürücü ve detoks etkili bir baharat. Tarçın su ile tüketilebilir veya kahveye eklenebilir. Peki kahveye eklenen tarçın ne iş yarar?

HABER MERKEZİ

Türk kahvesine eklenen gizemli bir bileşenin, metabolizma üzerindeki olumlu etkileri bilim dünyasında tartışıldı.

Son dönemde yapılan araştırmalar ve uzman görüşleri, asırlık bir lezzet olan Türk kahvesine eklenen bir baharatın, vücut üzerindeki etkilerini yeniden gündeme getirdi. Bu basit dokunuşun, metabolizmayı hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olduğu ve yağ yakımını desteklediği belirtildi

UZMANLAR NE DİYOR?

Amerika Diyetisyenler Derneği'nden beslenme uzmanı Dr. Ethan Carter, tarçının metabolik hız üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "Tarçın, içeriğindeki sinnamaldehit sayesinde vücudun termojenik tepkisini artırabilir" dedi.

Carter, bu durumun, vücudun daha fazla kalori yakmasına yardımcı olduğunu vurguladı.

Ayrıca, Harvard Tıp Fakültesi'nden Doç. Dr. Sarah Chen, tarçının insülin duyarlılığını artırabildiğini belirten çalışmaların olduğunu ifade etti. Chen, "İnsülin duyarlılığının artması, kan şekerinin daha stabil kalmasına yardımcı olur, bu da atıştırma isteğini azaltabilir ve yağ depolama eğilimini düşürebilir" diye ekledi.

BİLİMSEL ÇALIŞMALAR IŞIĞINDA

Son dönemde "Nutrition & Metabolism" dergisinde yayımlanan bir makale, tarçının metabolizma üzerindeki etkilerini inceledi.

Araştırmaya göre, düzenli olarak tarçın tüketen katılımcıların dinlenme metabolizma hızında (DMH) gözle görülür bir artış olduğu saptandı. Ayrıca, "Journal of the Academy of Nutrition and Dietetics" dergisindeki başka bir çalışma, tarçının tokluk hissini artırarak gıda alımını azalttığını ortaya koydu. Bu çalışmalar, basit bir baharatın beslenme düzenindeki küçük bir değişiklikle bile önemli sonuçlar yaratabileceğini gösterdi.

NASIL UYGULANMALI?

Uzmanlar, Türk kahvesine günde bir çay kaşığı kadar tarçın eklenmesinin yeterli olduğunu belirtti. Bu basit alışkanlığın, uzun vadede sürdürülebilir bir kilo kontrolüne katkı sağlayabileceği ifade edildi. Ancak, tarçının tek başına mucizevi bir çözüm olmadığı, dengeli bir beslenme ve düzenli egzersizle desteklenmesi gerektiği vurgulandı.

Uzmanlar, korkutan virüsün genellikle norovirüs veya rotavirüs olduğunu, ancak norovirüsün daha bulaşıcı ve belirtilerinin daha şiddetli seyredebileceğini vurguladı.

Son dönemde Türkiye'de ve dünya genelinde artış gösteren mide rahatsızlıkları, bilim dünyasında geniş çaplı bir tartışma başlattı. Belirtileri bulantı, kusma ve ishal olan bu virüs, halk arasında "mide gribi" olarak bilinse de, uzmanlar bu tanımın yetersiz olduğunu ve durumun daha ciddi boyutlara ulaşabileceğini belirtti. Özellikle kış aylarında ve tatil dönüşlerinde yaşanan bu salgınlar, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) tarafından yakından takip edildi.

Dr. Miller, "Halk arasında mide gribi olarak adlandırılan bu durum, aslında grip virüsüyle ilişkili değildir. Bunlar sindirim sistemini hedef alan, oldukça bulaşıcı virüslerdir ve özellikle kapalı, kalabalık ortamlarda hızla yayılırlar" dedi.

Dr. Miller, bu virüslerin yüzeylerde uzun süre yaşayabildiğini ve ortak kullanılan eşyalar, kapı kolları gibi yerlerden kolayca bulaşabildiğini belirtti.

HİJYEN VE BESLENME TEDBİRLERİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu'ndan mikrobiyolog Prof. Dr. Elizabeth Carter ise, salgının önlenmesinde hijyen kurallarının kritik rol oynadığını söyledi.

Prof. Dr. Carter, "Ellerin sık sık ve doğru şekilde yıkanması, özellikle tuvalet kullanımı ve yemek öncesi hijyen, en etkili korunma yöntemidir" dedi.

Virüs bulaşan kişilerin evde izole edilmesi ve kullandıkları eşyaların dezenfekte edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Carter, bağışıklık sistemini güçlendirecek beslenmenin de önemli olduğunu ekledi. Özellikle sıvı alımının artırılması, ishal ve kusma ile kaybedilen minerallerin yerine konulması için ayran, su ve elektrolit içeren içeceklerin tercih edilmesi önerildi.

Hafif besinler tüketmek ve ağır, yağlı yiyeceklerden kaçınmak, iyileşme sürecini hızlandırdı.

DSÖ'DEN SEYAHAT UYARILARI

DSÖ, bu tür salgınların özellikle seyahat dönemlerinde, gemilerde, otellerde ve toplu taşıma araçlarında sıkça görüldüğüne dikkat çekti.

Seyahat planı yapan kişilere, gittikleri yerlerde gıda güvenliğine dikkat etmeleri ve şüpheli su kaynaklarından uzak durmaları tavsiye edildi.

Uzmanlar, belirtilerin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması ve hekim önerisi olmadan ilaç kullanılmaması gerektiğini belirtti.