HABER MERKEZİ
Bilim dünyası, modern beslenme alışkanlıklarının kanser epidemisi üzerindeki yıkıcı etkilerini mercek altına aldı. Yapılan son araştırmalar, ultra işlenmiş gıdalar ve yüksek ısılı pişirme tekniklerinin hücre DNA'sında kalıcı hasarlar bıraktığını ortaya koydu.
Gıda endüstrisinin sunduğu pratik çözümler ve geleneksel pişirme yöntemlerinden uzaklaşılması, küresel sağlık krizini yeni bir boyuta taşıdı.
Uluslararası kanser araştırma merkezleri tarafından yürütülen çalışmalar, işlenmiş gıdaların ve yanlış mutfak tekniklerinin kanser vakalarındaki artışın temel sorumluları arasında yer aldığını kanıtladı.
ULTRA İŞLENMİŞ GIDALARIN GENETİK TAHRİBATI
Fransa merkezli Sorbonne Paris Nord Üniversitesi tarafından yürütülen geniş kapsamlı NutriNet-Santw çalışması, ultra işlenmiş gıdaların tüketimindeki her %10'luk artışın, genel kanser riskini anlamlı oranda yükselttiğini saptadı.
Paketli atıştırmalıklar, gazlı içecekler ve hazır yemeklerin içerdiği emülgatörler ile renklendiricilerin bağırsak mikrobiyotasını bozarak kronik enflamasyonu tetiklediği kaydedildi.
İngiltere'deki Imperial College London bünyesinde çalışmalarını sürdüren epidemiyolog Dr. Kiara Chang, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, bu gıdaların sadece obeziteye yol açmadığını, aynı zamanda doğrudan hücresel düzeyde toksik etki yarattığını belirtti.
Dr. Chang, "İşlenmiş ürünlerin içerdiği yapay bileşenlerin, vücudun savunma mekanizmalarını zayıflatarak karsinojenik bir ortam hazırladığını" vurguladı.
PİŞİRME YÖNTEMLERİNDEKİ ÖLÜMCÜL HATALAR
Besinlerin içeriği kadar, bu besinlerin hangi işlemlerden geçerek sofraya geldiği de hayati önem taşıyor. Özellikle et ürünlerinin yüksek ateşte, doğrudan alevle temas ederek veya çok uzun süre pişirilmesi sonucunda Heterosiklik Aminler (HCA) ve Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar (PAH) adı verilen kimyasal bileşiklerin oluştuğu gözlemlendi.
Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu uzmanlarından Prof. Dr. Edward Giovannucci, mangalda kömürleşmiş veya yüksek ısıda kızartılmış gıdaların DNA mutasyonlarına zemin hazırladığını ifade etti.
Giovannucci, "Besinlerin 180°C üzerindeki sıcaklıklara maruz kalmasının, kimyasal yapıyı değiştirerek sağlıklı hücreleri tümörleşmeye meyilli hale getirdiğini" dile getirdi.
KİMYASAL KORUYUCULARIN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ
İşlenmiş et ürünlerinde renk koruyucu ve raf ömrü uzatıcı olarak kullanılan nitrat ve nitritlerin, mide asidiyle birleştiğinde "nitrozamin" adlı güçlü kanserojenlere dönüştüğü bildirildi.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) çatısı altındaki Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), bu veriler ışığında işlenmiş etleri "Grup 1 Kanserojen" kategorisine alarak tütün kullanımı ile aynı sınıfa dahil etti.